Sultan Süleyman Hükümdarlığı 2.Bölüm

Önceki yazıya buradan

Kanuni Devrinde Türk Denizcileri

1) Oruç ve Hızır Reisler ilk etapta etrafı korsanlıkla kavuruyorlar. Sağa sola derken Cezayir’i alıp İmparatorluklarını ilan ediyorlar. Fakat Oruç reis bir saldırıda öldürülünce, kardeşi Hızır reis Cezayir sultanı oluyor.

2) Bu adam işte meşhur Barbaros Hayrettin Hızır Reistir. Yavuz, buna müracaat edip yardım ediyor. Daha sonradan Kanuni yanına çağırıp Osmanlı Kaptanı Deryası yapıyor {hiç bir dönemde güçlü bir deniz kuvvetimiz olmamakla beraber bu güçlü dönemlerimizin temeli müslüman korsan denizcilerin devlete katılmasıdır. Elbette denizciler çok iyi orası ayrı}

3) Birçok başarı elde eden Barbaros’un en büyük zaferi Preveze deniz savaşıdır. Müttefik donanmalarının 3’te biri olduğu halde onları yenmiştir. {nasıl yenmiştir? Müttefik gemilerin hepsi yelkenlidir. Bizimkiler ise eski kürekli gemilerden oluşuyor. Rüzgar kesilince ehehe}

Barbaros

4) Zaferler falan Fransa’ya da arada yardım gönderiliyor {tarihte bize eskiden söylenen şeyler varmış “edebi alman dostluğu” diye halbuki almanlarla hep savaşmışızdır edebi bir düşmanlığımız vardır. Eskiden bize dost olan devlet Fransadır. Irksal olarakta Yahudilere çok yardım etmekle beraber, diğer ülkelerden ziyade bize ayrı şükranları vardır. İşlerin zamanımızda tersine dönmesi ilginç tabi. Aslında ilginç olan, bu tersten tarih bilincinin topluma nasıl empoze edildiği, nasıl genel kabul gördüğüdür. Bunun nasıl yapıldığını da toplum bilimine meraklı arkadaşlar anlayacaktır. İnsanları doğru olmayan bir şeye sürü halinde şartlandırmanın yolları vardır, bunlar uygulanmıştır. Mesela şu belgeler, tarih olmasa kimse size inanmaz, sürekli bir yahudi oyunundan bahseder, yunan pususundan falan neyse}. Fransızlara yardıma giden Barbaros, barutlarının ve silahlarının yetersizliğini görünce, ordudaki disiplinsizliklerini görünce çok şikayet etmiş ve onlara kızmıştır {nereden nereye ha}. 1544’te geri dönen Barbaros artık sefere çıkmıyor. Çünkü bütün deniz devletleriyle barış yapılıyor. 1546’da da ölüyor. Piyal, Turgut vs. birçok komutan yetiştirmiştir.

5) Yine ümit burnunun keşfiyle Portekizliler ticaret yollarının öbür tarafını ele geçirmişlerdir. Onlarla Hint denizlerinde çarpışmalar yapmışız. En ünlü adamımız Piri Reis, bir savaşta muhasarayı kaldırıp gemileri zamanında yola çıkartmadığı için 80 yaşında başı kesilerek öldürülmüştür. {ünlü denizcinin sonunu pek anlatmazlar heh heh. Efendim şu haritadan da bahsedelim. Piri reisin haritası şimdi her yerde gezen harita gibi değildir. Parçalar halinde (4/5) yapılmış olup yaklaşık yarıya yakını kayıptır. Dünya haritasını yaparken göklere ruhuyla yükselip dünya haritasını çizdiğinden, yok antartikanın derin dehlizlerini gördüğünden falan bahsedilse de aslında haritasının dönemin en sağlam haritalarından birisi olduğunu kabul etmek gerekir fazlası değil. Haritasını kendi sözleriyle yakalanan esirlerden, diğer haritalardan ve komutanların seferlerinden yararlanarak birleştirip çizimini yapmıştır ben demiyorum kendisi böyle demiştir. Haritasında çok büyük yanlışlıklar olmasa da yanlışlıklar şimdiki haritalara nazaran oldukça fazladır. Lakin dönemin ilk haritalarından olduğunu kabul etmek lazım. Olayı dini vecibelere bağlayıp “gitmediği yerleri çizmiş” gibi saçma sapan şeylere oturtmaya gerek yoktur. Öyle bir harita meydana getirmiştir. Yavuzun hazırlanan haritaya bakıp “dünya bir imparator için iyi, fakat iki imparator için küçük” demesi efsanedir. Piri reisin öyle el üstünde tutulduğu falanda yoktur. İyi bir denizcidir sadece, zaten 80 yaşında bir gemi batırdığı için ayrıntılarına bakın, kellesini kesmekte kanuni sakınca görmemiştir. Tabi kellesini de, yine kendisini çekemeyenler kestirmiştir.} {ya aklıma geldi, hani o zamanlar çekemeyince entrika yapıp kele kestiriliyormuş ya. Hala aynı be. İş yerinde sizi çekemeyen orpu çocuğu müdürler oluyor ya bazen, sizi karalayarak bir şeyler yapmaya çalışıyor, sonrada kovuyorlar sizi veya siz istifa ediyorsunuz işte o hesap sadece kelle gidiyor burada. Size o hareketi yapanlar 400 yıl evvel kellenizi gözlerini kırpmadan kestireceklerdi sanırım}

Buhran Dönemi Şehzadeler Vakası

1) Şimdi Kanuni dönemi hep en tepede gösterilse de, aslında birçok ekonomik buhranın yaşandığını da anlatmak lazım. Tahmin edileceği üzere Sultan Süleyman 1553’te henüz 60 yaşındayken {aslında bir padişah için oldukça yaşlıdır} oğullarıyla sorunları çıkmıştır. En büyüğü Mustafa olarak Selim, Beyazid ve Cihangir isminde dört oğlu hayattaydı {diğer 4 oğlu öldü. İkisi Belgrad seferi dönüşünde 2 ve 9 yaşlarındaki çocukları (veba sanırım ama tarihte kendi çocukları olmadığı için Hürrem sultanın zehirlettiğinden de bahsedilir)}.

Şehzade Mustafa (Dizideki Haliyle)

2) En büyük oğlan olan Şehzade Mustafa, Dedesi Yavuz Selim’e benziyordu karakter ve yapı olarak. Asker tarafından çok sevilen cengaver bir adamdı. Padişahlığına kesin gözle bakılıyordu. Fakat padişahın karılarından olan daha öncede yazdım Hürrem sultan oğlu Beyazid’in başa geçmesini istiyordu. Çünkü Mustafa başkasının çocuğuydu. Bu sebeple entrikalarda bulunmuş, ilk önce kendisine muhalefet eden veziriazam İbrahim Paşayı boğdurttmuştur. İran seferine çıkılacağı zaman şehzade Mustafa’nın, padişah çok yaşlı olduğu için askerlerle tahta çıkacağı söylentisini yaydırdı. Bunun üzerine şehzadelerin sancaklarının yerleri değiştirildi. Padişah orduyla sefere katılacağı zaman şehzadelerde katılacaktı tabi ki. Şehzade Mustafa orduya birlikleriyle katıldı. Vezirler adet olduğu üzere çadırına gelip elini öptüler. Oradan da padişahın çadırına götürüleceğini sanan Mustafa’yı, yedi dilsizin olduğu bir çadıra sokup kaçtılar. Şehzade Mustafa babayiğit bir adam olduğundan bunların elinden kurtuldu. Fakat kaçarken son anda arkadan atılan saray hademelerinden Zal Mahmud ağa, takatsiz kalan şehzadeyi orada boğdu(1553). {Orspu çocuğunun en önde gideni olan Zal Mahmud Ağaya ne oldu peki? Ve olaylar nasıl gelişti? Bir bk olmadı, öylesine bir soruşturmadan sonra olay örtpas edilip kapatıldı. Halk katilinin, kimin yaptırdığının ve nasıl öldüğünü öğrenmiş ve çok rahatsız olmuştu. Söylendiğine göre Yavuz gibi cengaver bir adam olan Mustafa yaşasaydı İtalya’yı alırmış bilemiyiz tabi. Efendim neyse yeniçeriler şöyle bir ayaklanınca olay üstüne vezir Rüstem paşa (ki onunda parmağı var ibnenin) görevden alınıp Ahmed paşa başa geçti. Zal Mahmud ağaya ne oldu ilerde anlatayım mı lan neyse ya bu adam sonradan beyliklerden birisinin başına geçirildi ve ilerde de veziri azam yapıldı, neden battık şöyle bir gözünüzde canlandı mı? Bir oluşum varmı arkadaşlar. Genelde bu tip adamlar birilerinin pis işlerini yaparlar, dürüst, güvenilir insanları temizleyip sıfırdan soytarılıklarla zengin olurlar. Ne dediniz? Günümüzde siyasetçilerde aynısına benziyormu? Daha benzeyen birşey görmediniz devam edelim}

3) En küçük kardeş şehzade Cihangir abisinin bu şekilde ölümüne dayanamamış ve peşinden ölmüştür (1553). Cihangir, çok zayıf, kambur bir adam olup çok hassas ve duygusal bir insandı. Yaşı geldiğinde sancağa yollanmamış ve babası Kanuni’nin yanında kalmıştı. {Cihangir, abisinin ölümünü ve durumunu öğrenince içine kapanmış ve her gün ağlamış}

4) Artık iki çocuğu kalmıştı. Selim ve Beyazid. İkiside Hürrem sultanın çocuğuydu. Şehzade Beyazid babasına ve anasına benziyordu. Bu şehzade çok yakışıklı, ahlaklı, kültürlü bir adamdı. Annesi küçüklüğünden beri onun padişah olmasını istediği için çok çalışmıştı üstünde. Artık kendisi de iyice padişah olacağına inanmıştı. Hürrem sultan iki kardeşide iyi geçindirmeye çalışıyordu. Beyazid’i açık bir şekilde destekliyordu tabii ki. Şehzade Selim ise olayı tam anlamıyla “Allaha havale etmişti”. Çünkü anasının karşısında kendisinin bir şansı yoktu. Derken Hürrem Sultan 1558’de öldüüü…

5) İki kardeş arasında çekişmeler başlayınca, Selim Konya’ya gönderilirken, Beyazid Amasya’ya gönderildi. Beyazid uzağa yollanınca kıllanıp gitmek istemesede gimek zorunda kaldı. Ha söylemeyi unuttum, şehzade Mustafa’nın ölümünü Hürrem’le planlayan Rüstem paşa {Sapanca’da camisi olan| isyan sebebiyle azledilmişti ya, işte Hürrem Sultan yine bir ara pası atarak onun yerine geçen Ahmed Paşa’yı öldürtüp yerine Rüstem paşayı yine vezir yaptı {ya ayrıntıları yazmıyorum, merak edenler baksınlar diye. Mesela ortalıkta mesajlar geziyor Kanuninin kızı Mihrimah sultan efendim Mimar sinan’ı seviyormuş, Kanuni gitmiş Rüstem’e vermiş kzını. Mimar sinan’da yapıtlarında efendim onu imgelemiş falan bu efsanedir arkadaşlar. İşte Rüstem Paşa azledilince vezirlikten yerine kendisine muhalefet Ahmed paşa geliyor vezir. Onun hakkında rüşvet aldığı iddialarını ortaya attırıyor. Onu öldürtünce Rüstem’i geri getirmek lazım. Kızıyla beraber planlayıp Rüstem paşaya nişanlanıyor. Böylece Rüstem paşa tekrar saray geliyor bu vesileyle. Ordanda hafif padişaha yönelerek “sultanım şansa bakınki vezir öldü, işte geçmişte isyanla hiçbir suçu olmayan Rüstem paşa’da hazır burada ne tesadüf değil mi?” demişlerdir. Olay budur yani. Zaten Ahmed paşanın idamında Hürrem’in kadar kızı Mihri-i Mah sultanında parmağı vardır. Millette sallamaya ne meraklı yav}

6) Şehzade Selim anasıda ölünce {herhalde işi “Allaha bırakırsak kelle gidecek” diyerek} Lala Mustafa Paşa’yı satın almıştı. Lala, öğrencisi Şehzade Beyazıd’la yazışan adamdı. Beyazid çok rahat yazışıyor ve herşeyi anlatıyordu. Sahte mektuplarla ondan mektuplar alarak padişaha gösteriyorlardı. Padişah birçok mektup yazıp, Beyazid’a kısaca akıllı olmasını söylese de kar etmedi {etmedi çünkü mektupları yolda Lala Mustafa Paşa alıp imha ediyordu}. Vezir olmak için yanıp tutuşan Lala Mustafa’nın kışkırtmaları ve mektuplarla fişeklenen Kanuni bir orduyu üstüne gönderdi.

7) Beyazid yenilip Amasya ya ordanda dört küçük erkek çocuğunu alıp İran’a kaçtı. Kendisine oyun oynandığını sonradan anlamış, padişaha haber yollamışsa da bunlarda Lala tarafından ele geçirilip imha edilmişti.

8) İran şahı vermek istemese de {para ve vergi indirimini görünce} onları gelen heyete teslim etti. Teslim alınır alınmaz şehzade Beyazid ve dört küçük oğlu boğduruldu 1561

Son Sefer Ve Ölümü

1) Kanuni uzun bir aradan beri (13 yıldır) ihtiyarlığından sefere çıkmıyordu. Vezir Sokullu, daha önce yapılan Malta bozgunundan sonra padişahın orduyla Sigetvar seferine çıkmasını istedi. 73 yaşında, yürüyemeyen bir adamdı. Hastalıklar ve oğullarının yaptıkları kendisini çok yormuştu. Sigetvar kalesinin alınmasından bir gece evvel öldü 6 eylül 1566

Zigetvar Kalesi

2) Padişahın seferde ölümü isyana sebebiyet vereceğinden saklanmış, Vezir Sokullu seferi çok iyi yönetip Şehzadeyi beklemiştir.

3) Padişah ölüm haberi yaklaşık iki aya yakın saklanmıştı. Şehzadeye haber verilmiş o Belgrad’a gelince otağa çağrılmamıştı. Askerler arada bir huzursuzluğa düşse de kurnazca hareketlerle {mesela dedikodular artınca “padişahımız cuma namazına çıkacak” diyerek ilan yaptırılmış, namaz vaktide “padişahımız rahatsız çıkamayacak” denmiş. Yine ortalık kızışınca “divan var” denmiş vs. Bir arada padişaha çok benzeyen birisi tahta oturtulup gezdirilmiş} isyan engellenmiş {isyanın sebebi padişah değiştiği zaman askerlere verilen bahşiş. Fakat hazinede para yok o zaman, padişahta yok işte al sana isyan} Sonunda ordu Belgrad’a getirilince yeni padişah açıklanmış. Osmanlı askerinin ve halkının en sevdiği padişahlardan olan Kanuni akıllı, babası yavuz gibi cengaver değil ama yine haşin bir hükümdardı. Toprak reformları, asker düzen ve silahlanma, denizcilikte Osmanlı dünyada bir numaraydı döneminde. Yine devrinde bir çok yapılar inşa edilmiş, ilim adamları yetişmiştir.

Sonraki yazıya buradan

Fatihin Son Fetihleri Ve Ölümü

Önceki yazıya buradan

Eflakın Vilayet Olması

1) Eflak hatırlarsanız Osmanlı hakimiyetini tanısa da haçlılara katılıp arkadan vurmuştur. 1456’da meşhur kazıklı Voyvoda oranın prensi olmuştur. Kazıklı, Osmanlı sarayında yetişmişti. Malum, kralların kardeşleri daha doğrusu varisleri ihtimale karşı alınırdı.

2) Fatih, karadeniz seferinden dönmüştü. Vlad ise Macarlarla beraber Bulgar taraflarına saldırıp milleti kazığa vurdurmuş, türlü işkenceler yaptırmıştır. Tarihe oldukça cani olarak geçen bu manyak prense Osmanlılar Kazıklı Voyvoda, hristiyanlar Vlad Çepeş (cellad Vlad), günümüzde de kont drakula denilirdi. Yaptığı işkenceler dönemin engizisyon mahkemelerine bile ilham verecek cinsten olan Vladın kazıklattığı adamların içinde yemek yeme, yemeğe çağırdığı fakirleri masayla beraber yaktırma, kadınların göğüslerini kesip çocukların kafalarını çaktırma, boğazlarını kesip ters çevrilen insanların kanıyla efendim ne anlatıyorum lan ben. Merak edenler araştırsın. Yine Osmanlılarda da çeşitli işkenceler vardır, lakin Kazıklı ve engizisyonun özgünlüğüne yaklaşamaz tabi ki. Onun ile ilgili bir kitap vardı eskiden okumuştum adı aklımda değil ona bakıverin. Fatih bu manyağın faaliyetlerine dayanamayıp kardeşi Radulu prens yaptı. Radul da Osmanlıda yetişmiş, Fatih tarafından sevilen bir kişiydi.

3) Fatih kazıklıyı İstanbul’a çağırttı. Silistre beyi Yunus bey ile Niğbolu beyi Hamza beye alıp getirmelerini istedi. Fakat kazıklı, bunu haber alıp bütün herkesi baskınla öldürttü. Askerlerin kol ve bacaklarını kestirip kazığa oturttu. Hamza beyide daha yüksek bir kazığa vurdurduktan sonra kellesini kesip Macar beyine yolladı yardım istedi. Niğbolu,Vidin dolaylarını yakıp kesti. 25 bin esirle eflaka döndü. Fatih padişah olduğu için bir şey söyleyemese de galiba onun ne dediğini hepimiz tahmin ediyoruz.

4) Fatih seferini Eflak’ı çekemeyen Bogdan prensi de teşvik etti. Fatih 150 bin kişiyle Eflak’a girdi. Geceleyin on bin kişiyle padişah çadırına saldıran Vlad sonuç alamayıp kaçtı. Kumandanları dağılan Vlad’ın askerleri de bin iki bin demeden öldürüldü. Macarlara kaçan Vlad “yardım et amcoğlu” dese de, Macar kralı “ama 150 bin kişi dayı” deyip üstüme gelirler diyerek Vlad’ı hapsettirdi. Radul bey yapılarak Eflak sorunu halloldu. 1462

5) Bogdan beyi muahedeyi bozup Eflak’a saldırınca sefere çıkıldı oralar alındı 1475

6) Macarlar fırsatı değerlendirip buraları alsa da Fatih kışın beklemedi devam edip geri aldı, yapılan kaleleri yıktı 1476

7) Bosna kralı vergisini ödemeyince sefer yapılıp orası da alındı 1463. Bosna kralı validesi ve üç oğluyla teslim olsa da Fatih bunlara kızmış, fetva isteyip aldıktan sonra onları öldürtmüştür.

8) Macarlar buralara yine saldırsa da tekrar gelip buraları aldı. Fatih, hayatı boyunca sefer yaptığından garipte bir adamdı. Hristiyanlığın Bogomil mezhebine ait olan Bosnalılar sonradan topluca müslüman oldular. Bu mezhep Hz. İsa’yı Allah’ın kulu olarak görüyordu. Bosnalılara sonradan Devşirmelerde öncelik tanınmıştır.

Osmanlı Akkoyunlu Mücadelesi

1) Karamanlıların durumu Fatihten evvel zaten belidir. Osmanlı devletini habire arkadan vuran bu devlet, haçlılardan papaya kadar her devlet ve dinden çıkarlar çerçevesinde ilişki kurmuş, ayaklandırmalara vesile olmuş veya kışkırtma yağma yapmıştır. Uzun uzadıya Karaman tarihini yazmaya gerek yoktur. Karaman beyinin ölümüyle her zamanki gibi taht kavgası çıkmıştır. Birisi Osmanlılardan, diğeri de o zaman artık çok kuvvetli bir doğu devleti olan Akkoyunlulara sığınmıştır. Karşılıklı saldırılar vs. den sonra Fatih artık “bir doğu seferine çıkalum” diyerek yola koyulmuştur.

2) Fatih Trabzon’u aldığında Akkoyunlu Uzun Hasan’ın kızdığını fakat bir şey yapmadığını anlatmıştık. Fakat artık 12 yıl geçmiş, Akkoyunlular almış yürümüştür. Artık Karamanlar ortadan kalkmış sayılır, en büyük rakipleri Karakoyunlar yenilip yok edilmiş (1467), Van, Azerbaycan, İran ve etrafı alınmış, Tirmuridlerde yenilmiş {yani Fatih batıda inanılmaz bir ilerleme kaydederken, doğuda da Akkoyunlular kimi gelse yenip ki Uzun Hasan zaten büyük bir imparatorluk kuruyor. Tabi geçmişte nasıl Timur, batıda Osmanlının büyüdüğünü ve ilerde kendisine tehlike oluşturduğunu görüp Yavuz’a savaş ilan etmişse, benzer bir şekilde Fatih’te, doğuda artık çok büyüyen ve ilerde kendisine çok büyük tehlike yaratacak olan Akkoyunlulara savaş ilan etmiştir. Sorun nedir? Habire etrafta bazen duyduğum “Efendim Timur’un hiçbir amacı yoktu, halbuki müslümandı Osmanlıya saldırdı buralarda da kalmayarak yağma yaparak çekip gitti”. Kardeşim, arkadaşım Timur batıda büyümeden bir tehlikeyi bertaraf etti bir kere. İkincisi, bu toprakları vergiye bağladı ve Anadolu beyliklerini yeniden kurdurdu ki tek birisi yine sivrilip tehlike yaratmasın. Ha ne oldu Fetret devriyle toparlandı Osmanlı vs. ama Timur’un ölümü olmasaydı görürdüm ben o toparlanmayı neyse, “amaçsız sefer” ne demektir? Amaçsız sefere gidilir mi kardeşim?}

3) Osmanlıdan kaçan Karaman ve Candar oğulları Uzun Hasan’ı tahrik etmiş ve bu savaşa vesile olmuşlardır. Tokat’a girip şehri yağmalamışlardır. Yine Venediklilerle anlaşıp denizden top, silah istemişlerdir. Fatih’te zaten sefere niyetli harekete geçmiştir.

4) Rumeli beylerbeyi emrindeki seçkin 10 bin asker savaş öncesi bir tuzağa düşmüş ve öldürülmüştür. İki ordu savaşa girişmiştir. (11 Ağustos 1473 Otlukbeli savaşı)

5) Savaşı kazanan Osmanlı kuvvetleri dağıtılmıştır. Kaçan Uzun Hasan’ın bir çok uleması yakalanıp İstanbul’a gönderildi. Doğu seferindeyken haçlılarda İzmir’i, Antalya’yı yağmalamıştır. Uzun Hasan’ın takip edilmemesini söyleyen baş vezir Mahmud Paşa {adam haklı nereye gideceksin mnkym çöle mi gireceksin} hakkında söylentiler çıktı. {işte rüşvet aldı, korktu, beceriksiz, hain vs} Dönüşte görevden alındı.

6) Bir yıl sonra yerine geçen vezir ölünce ve hemen ardından Fatih’in oğlu şehzade Mustafa’da ölünce şüpheleri üzerine çekti. Neden çekti peki kardeşim? Çünkü bir sefer sırasında şehzade Mustafa, Mahmud paşanın karısına tecavüz etti. Karısını bu yüzden vezir Mahmud boşadı, fakat Fatih baskı yapınca yeniden evlenmek zorunda kaldı. Neyse sonuçta şehzadenin şüpheli ölümüyle beraber Mahmud paşada tutuklandı ve öldürüldü (1474)

7) Savaş sonrası Uzun Hasan oğlu Uğurlu Mehmet babasıyla taht kavgasına girişti {aman ne sürpriz oldu hepimize}. Memlüklülere sığınmıştır. Memlüklüler bir birlikle ona gazı verseler de yenildi oda Fatih’e sığındı. Bunu kullanayım diyen Fatih onu kızıyla evlendirdi ve Sivas’a vali yaptı. Lakin, akkoyunlularca kandırılan Uğurlu öldürüldü (1477).

8) Uzun Hasan ölünce yerine hükümdar olan Halil ile barış yapıldı.

Fatihin Ölümü

1) Kefe limanı alındı (1475)

2) İtalya’nın güneyine saldırılar düzenlendi paşalarla. Rodos üç kez kuşatılmış fakat alınamamıştır. Aslında üçüncü kuşatmada kale içine girilmiş ve sancak dikilmiştir. Fakat paşa o sırada yağmaya izin vermeyeceğini açıklayınca askerle kaleyi almamıştır (1480)

3) Dulkadirlerle üçkez su sebebiyle savaşılmış sefer düzenlenmiştir. Fatih hasta olmuş, Gebzede veya dolaylarında ölmüştür (4 mayıs 1481)

4) Fatih İstanbulu almıştır. Balkanları dize getirmiş, Anadoludan hristiyanları atmış, karadenize sefer yapmıştır. Güçlü donanmalar kurdurmuş, adalara hakim olmuştur. Ki İtalya’ya ölümü sırasında seferde düzenlemiştir.

5) Fatihin bu ilerlemesi Avrupayı çok korkutmuştur. “Romayıda alır bu mnkym” diyen Papa, sürekli haçlılara gazı vermeye çalışsa da, kendi iç çatışmalar ve ekonomik sebepler yüzünden bunu gerçekleştirememiştir. Ölümüyle beraber Roma’da sanırım davullar zurnalar çalınmış, dinsiz ilan edilenler beklide bir iki gün ateşte yakılmamıştır kim bilir.

6) Sabırsız merhametsiz bir hükümdar olup, büyük bir diplomat ve askerdi. Bilime, sanata ve ilim adamına önem verir, dünyadaki sanatçıları, bilim adamlarını İstanbul’a getirtmiştir. Kanunname yazdırmış, devletin sistemini toptan değiştirmiştir. Bu sayede Osmanlı 400 yıl daha ayakta kalmıştır. Fakat bunların yanında padişah devlet işlerinden uzaklaşmış, vezirler yönetimde daha fazla söz sahibi olmuştur. Devlet zayıfladıkça bu büyük bir sorun teşkil etmiştir ilerde.

7) Ölümüyle beraber iki oğlu taht kavgasına girmiştir. Mustafa ölmüştü zaten iki şehzade Beyazıd ve Cem Sultan mücadeleye girmiştir.

8) Fatih, kitapları değişik dillere çevirmiş ve araştırmalar yaptırmıştır. Birçok dil bilir, özelikle İtalyan tarihine ve o bölgeye ilgi göstermiştir. İstanbul ortadokslarını desteklemiş, patriği kullanmıştır

9) İncili arapçaya çevirtip okumuş ve ilgi göstermiştir. Bu ilgisini Katolik kilisesi ve tabii Papa “tanrım Fatih hristiyan oldu yüce yarabbim” propagandasıyla karşılamışlardır. {günümüzde de hala bu şekilde seviyesiz siyasi atışmaları görmek ne kadar üzücü, ve sinir bozucu be kardeşim}. Bunu nereye bağlamışlardır. İstanbul aslında ele geçirilmemiştir. Çünkü “oda bizden, içimizden biri, halkın adamı” diye ne yapsınlar avunmaya çalışmışlardır. Hatta Fatihe bununla ilgili olarak mektup yazılmış, nasıl vaftiz edileceğini anlatmıştır.

10) Fatih camii yapılmış, Ayasofya alındıktan sonra camiye çevrilmiştir, kapalı çarşıyı bedesten yaptırmış. Çevreden birçok müslümanı İstanbul’a getirtmiş ve yine balkanlara göç ettirmiştir. Balkanlardaki güçlü hristiyan aileleri de İstanbul’a getirtmiştir. {isyan ve karışım için}

yoruldum devam edeceğiz….

sonraki yazıya buradan