Sefiller

Evet geldik benim hayatımda en çok etki yapan kitaplardan bir tanesine. Les Miserables yani namı değer Sefiller. Açıkçası kitabın okumak için baya beklemişim 🙂 Askerden geldikten sonra elime aldığım kitaplardan bir tanesiydi Sefiller. Yalnız “kitap bu kadar ince miydi lan?” demiştim o zaman. Okuduktan sonra “Yani macera romanı gibi bir şeymiş” diye yorumlamıştım. Meğer sonradan okuduğumun sadeleştirilmiş şekliyle elime tutuşturulduğunu anladım. “Sadeleştirilmiş” yani kitabın içinde kendisini özel yapan ne var ne yok ise atılmış ve ortaya günümüzün mini dizileri gibi amerikan filmleri gibi bir şey çıkmış adına da “Sefiller” denmiş iyimi…

Yani “ben o kitabı okudum hacı ya” diyenlerin çoğu ne yazık ki kitabı okumadılar işte bu sadeleştirilmiş posasını okudular. Kitabın tamamı ise 5 ciltten oluşmakta ve sanırım 2000 sayfa civarı olması lazım. Ben Ankara’dan bu beş cildi alıp bir çırpıda okuyuvermiştim zamanında ki çok hızlı bir çırpı olmuştu. İlk başlarda konunun bu kadar ayrıntılı işlenmesi beni sıkarken, hikayenin ilerleyişinde bu ayrıntıların önemini fark etmiştim. Yazarımız Victor HUGO romanda geçen hemen hemen bütün karakterlerinin kısa/uzun hayat hikayelerini eklemişti içine. Sadece 2 sayfada adı geçen adamın 70 sayfa hayatını okuyordunuz. Farkı burada zaten. Karşımızdaki kişiye ön yargının kırılması ve verdiği tepkilerin, yaptığı şeylerin aslında “hayat” dediğimiz yolda yaşam koşullarına göre belirlendiğini anlatıyor bolca.

Şöyle açıklayayım. Karşılaştığınız ve hoşlanmadığınız insanlar; Çöpçüler mesela inşaat ameleleri veyahutta hayat kadınları.. Belki hor gördüğünüz bazen bilinçaltınızda “hırsız” olabilecek çingeneler, sokak çocukları yada dilenciler.. İşte komple bir yaftalama ve ön yargı duvarlarımızın içinden bu insanlara bakıyoruz. Kendi yaşadığımız hayatın ve imkanların sanki karşı taraf tarafından da yaşandığını farz edip “neden böyle yapıyorlar/yaşıyorlar?” diye düşünüyoruz. HUGO bu noktada insanları empati yapmaya çağırıyor. Sefiller içerisindeki her kişinin yaşamını gözlerimizin önüne sererek neden böyle yaptığının cevabını okuyucunun vermesini istiyor daha doğrusu okuyucuyu anlattığı kişi ile özdeştirerek aslında bu şartlar altında daha iyi bir hayat yaşayan daha iyi imkanlarda bulunan insanlarında ortam olsaydı benzer kişiler olabileceklerini anlatıyor.

Victor HUGO

Çok karışık oldu ehehe yani özetle “eee orospu işte” veya “vay geri zekalı demek kardeşini vurmuş” dediğimiz durumların tamamen yaşam koşullarıyla belirlendiğini görmemizi istiyor. Empati kurma bakımından oldukça başarılı bir yazar bu sebeple Victor HUGO. Aslında toplum bazlı yazılar yazdığı için toplumun nasıl düzelebileceği ile ilgili yazılarıyla ünlü. 1850’lerde yazdığı kitapları okunduğunda toplumda derin etkiler bırakıp tartışmalar yaratıyordu. Yine daha sonra anlatıcam başka bir kitabında.

HUGO toplumdaki bu eşitsizlik dolayısıyla yaratılan kişiliklerin aslında onların suçu olmadığını anlatmak istiyor sanırım. Yani bir katil neden katil olmuştur? Sinirlendiği zaman veya hakkını aramak için silahını çıkartan bir kişi ile polise veya mahkemeye giden bir kişi arasındaki fark nedir? Neden birisi kendisine küfür edildiğinde kafa atarken diğeri yürüyüp uğraşmamayı seçer? Bunların seçimlerini yaptıran toplumun kültürü, eğitim fırsatı, aile vs. oluşturan bir bütündür. Bu süzgeçten geçemeyen insanlar toplumda karmaşaya yol açan, hırsızlık, cinayet ve şiddet olaylarının içerisine doğru sürüklenirler. Örnek vermek gerekirse PKK için dağa giden gençlerin mesela ne gibi bir şeçenekleri vardı? İşsizlik, düzensiz aile ortamı, fakirlik, şiddet, ırkçılık vs. ortamında birey zamanla toplumdan dışlanıp silaha sarılabiliyor işte. Peki “e bende işsizim ben neden silaha sarılmadım?” diye düşünüyor insan. Bu tamamen toplumsal baskı ve yaşadığı ortamdan kaynaklanıyor belkide. Yine “o zaman insanlar her türlü riyakarlığı yapar ve bunun suçunu da topluma atabilir” yani. Aslında tam olarak öyle olmasa da sadece haklılık payı var bu tür şeylerin fakat unutmayalım her zaman değil.

Bu sebeple modern toplumlar hırsızlık yapan, cinayet işleyen veya adam yaralayan, şiddete meyilli insanların rehabilite edildiklerinde topluma geri kazandırılabileceğini düşünüyor ve buna göre çalışmalar yapıyorlar. Bu biraz ilerisi bizim için yani hatta modern toplumlar için bile ilerisi. Çünkü insanalar eroin üretip satan kişinin rehabilite edilmemesini veya daha ileri gidersek tecavüzcü bir insanın öldürülmesi gerektiğini (belki hadım) istiyorlar. Ama işte işin bu yönünü de bilimsel olarak ortaya koymak gerekiyor belki de.

Victor baba bunu 150 yıldan fazla bir süre önce koymuş. Her zaman söylediğimiz bilimsel verilere giden yolun entellektüel aydınlardan yazarlardan, şairlerden, müzisyenlerden daha doğrusu sanatçılardan geçtiğinin bir örneğidir işte buda. 150 yıl evvel bu konuların alt yapısını anlatan HUGO avrupanın modern toplum yapısının ve insan haklarının temel taşlarını bu şekilde yerleştirmiştir.

Son olarak kitabı özellikle gelişme döneminde olan ergen dediğimiz liseli gençlere tavsiye etmek ile beraber okumayan var ise veyahutta tek kitabını okuduysanız büyük cildini okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Sanırım okuduğum eniyi roman budur hayatımda..

Reklamlar