Uzatılan El Sıkılır 2

Üsteğmeni anlattım da arada anlatmadığım anılarım vardı onları eklemiyeyim diye düşündüm ama aman ekliyim ya ne olacak. Komik bir kaç şeyde başımıza gelmedi değil. Anılık bazı şeyler;

Hastanedeyken ameliyattan yeni çıktığım gece uyuyamadım haliyle paso uyduğumdan. Geziyorum koridorlarda geceleyin. Hemşirelerin odasına gittim. CD kutusunu açamıyorlardı. Verin verin diyerek iki taraftan tutup kapağı açtım. Çok şaşırmışlardı açışıma armutlar. Küçük dilimin çok şiştiğini ve yara olduğunu söyledim. Birde rüya gördüm dedim, böyle boğazıma bir şey sokmaya çalışıyorlar ben direniyorum diyerek anlattım. Kabustur falan demişlerdi o zaman. Sonradan ameliyatında olan hemşireye de sorunca “aaa sen ameliyatta boğazına boruyu taktırmamıştın uyanmıştım seni tekrar uyuttular” demişti. Bu hengamede benim küçük dilde baya hasarlanmış tabii. O zamanlardan gelir bu dik başlılığım galiba heh heh

Yine hastanede kel olan astsubay inanılmaz kafa açardı abi öyle böyle değil. Kimse muhabbet etmezdi çünkü hep bu konuşurdu. Birde boğazı ameliyatlı amca sabah/gece sürekli balgam tükürürdü yazık adam ya bizi de uyutmazdı. Dipte bir oda da başka birisi vardı. Boğaz kanseri olduğundan boğazını almışlar. Midesine ilaç verirler tükürüğünü de makinayla alırlardı boğazının ortasındaki bir delikle. Allah sabır versin hastalara

Doktorlara habire takım elbiseli abiler gelirdi. Sonradan mümessil olduklarını öğrendiğim bu abiler bardak, kitap, ayakkabı, pantalon vs. getirirlerdi doktorlara. Bu ne ayak ulan demiştim taaa o zamanlar. Doktorlara demleme çayı ben yapardım yine. O zamanlar genç bir doktor olan kişiyle 15 yıl falan sonra yine hastanede karşılaştım. Yanında yine zamanında genç olan hemşireyi tanıdım. Anlattım böyle böyle çay yapardım falan yok karıştırıyorsun dediler. O zamanki hocalarının adını, odalarının yerlerini, eski yerleri ve kendisinin ilk dönemini anlatınca inandı. Şimdi KBB de kendisi bölüm başkanı olmuş, hemşirede baş hemşire olmuş. Şaşırdı tabi 🙂

Hastanenin arkası çöplüktü. Bildiğiniz hastane atıkları, diğer çöpler atılırdı bunu da hatırlıyorum. Pis herifler habire birşeyler atarlardı. Garibime giderdi hastanenin arkasının çöp olması.

Kolu kopan üsteğmenle ordu evine gittiğimizde “ben bir tıraşa gideyim” deyip ayaklandı. Bende peşinden tabi. Tıraş olurken askere “makinayla al işte kısacık” dedi. Asker makinayla keserken birden geri çekilip “komutanım vallahi ben bir şey yapmadım ben kesmedim” deyip donakaldı. Üsteğmen baktı askere “ne kesmesi olm birşey yok o yara izi sen devam et” dedi. Merak ettim ne yarası lan falan diye. Kafasının tam ortasında boydan boya bir çizik vardı. Daha doğrusu bir kulağından diğer kulağına kadar bir yara izi. Sonradan yüzündeki şarapnel parçalarını temizlemek için yüz derisini kaldırdıklarını ve buraları bile temizlediklerini anlatmıştı.

Odada kaldığımız yüzbaşı dedim ya şarkıcıydı. Ankara’da ki bütün pavyonları bilir, karıları tanırdı. İnanılmaz muhabbeti vardı yalnız. Çok gülerdik anılarına. Anlattığı bir anısı vardı;”Hatunun eve gitmişim banyo yaptık tabii. Sonra odaya geçtik ben yatağa oturdum sarıldım bunun karnına öpüşüyoruz falan…tak kapı sesi gelemesin mi. Kim ulan falan derken hatunun anne babası gelmesin mi. Hemen tabi ayrıldık ayağa kalktık merhaba falan. Nasılsınız konuşuyoruz içeri geçtik ne görelim bizim terlikler ayağımızda değil iyimi. Benim terliklerin araları açık iki yanda, hatunun terlikler birleşik karşıdan onların arasında anladılar tabi…” 🙂 Tarzı çok iyi muhabbeti ölçülü bir adamdı. Yine odamızda bir generalin oğlu kalırdı. Gece gelmez okula da gitmezdi sanırım. Çünkü habire pavyonlardaydı eleman. Orada tanıştığı kızları anlatırdı. Ordu evi parasını vermez, alkollü ordu evine gelir vs. sorunlu bir herifti anlayacağınız. Gece erken gelip benim kasıklarım ağrıyor deyince yüzbaşı “oğlum gir banyoya bir rahatlat kendini şşşt anladın mı ondandır o” diye nasihatini hatırlıyorum 🙂

Lan ne günlerdi be. Bu anıları özel diye yazmayayım dedim ama yazayım ne olacak. Hepsine selamlar tekrar…