Peruk

Üniversitede okula dolmuş ile geldiğimiz zaman kampüs girişinde durulur ve öğrenci kimliklerimiz oradaki görevlilere gösterilirdi. Görevliler bizim kimliklere üstün körü bakar bazı sakalı uzamış öğrencileri uyarır traş olmasını isterdi. Okula başörtüsüyle gelen kız öğrenciler ise kurt görmüş koyun gibi bir birlerine yanaşır, telefon kulübesi gibi bir yere sırayla girip çantalarında getirdikleri perukları çıkarırlar, arkadaşlarının yardımı ile o küçük yerde kafalarına peruğu yarım yamalak yerleştirirlerdi.

Perukları ve alttaki başörtüsüyle adeta garip bir ucubeye benzeyen zavallı üniversite öğrencileri ekip olarak yine son kontrolleri yaptıktan sonra kampüse ancak böyle girebilirlerdi. Bazen isteyerek genel itibari ile mecburen giriş kapısından ders binalarına yine yürüyerek gitmek zorundaydılar. Çünkü gelen dolmuşlar bunların hazırlanmasını beklemediği için basıp içeriye giderken sonraki dolmuşlar da bu öğrencileri kampüs içinde almadan geçip gidiyordu. Girişten dersliklere kadarki neredeyse bir kilometrelik yolu kar kış yürüyen bu kızlar benim dönem ortalarıma kadar neredeyse hiç dikkatimi çekmedi.

Gerçi çekti de ne oldu? O zamanlar hiç bir siyasi kanata yakın olmadığım için (hala da yakın değilim Allah’a şükür) ne olduğuna pek anlam veremezdim. Derse gidip gelen basketbol oynayıp mühendislik yapmak isteyen sıradan bir öğrenciydim işte. Neyse işte kafasında yamuk peruklarıyla sanki utanacak bir şey yapmış gibi gözlerini kaçıran bu kızlara acırdım. Yapılanın yanlış olduğunu düşünmekle beraber onlar için ne yaptım diye geçmişime bakıyorum; Hiç bir şey! Bırakın bir eylemi veya tepkiyi birisinin bile gönlünü almamışımdır sanırım.

turban-ustu-peruk_745246.jpg

Sonradan geçmiş yaşantımda pişmanlık duyduğum ama aslında son derece olağan olan bu kanunsuz dayatmaya tepki vermediğime, oradaki insanlara yardım edemediğim günleri her zaman üzüntüyle anarım ve öldüğüm zaman bunun hesabının sorulacağını düşünürüm.

Yıllar geçti de bu kanunsuzluk ve buna ses çıkartmama geleneği hiç değişmedi.

YSK’nın aldığı karar kanunsuz diye itiraz ediliyor şimdi.

Kanunsuzluk ülkemizde gücün kadar işliyor haliyle. Mesela Devlet Bahçeli partisini kanunlarına aykırı bir şekilde terketmiyor. Diyor ki yani “Kanun benim!” diyor ki “Ben ne dersem kanun odur!”.

Ne dedik 15 yıldır?

Devletin ayakta kalmasının ilk şartı adalettir. Adaletin olmadığı yerde devlet kurumları teker teker yıkılır. Yargı bağımsızlığının olmadığı, yasaların ve hukukun kişilerin çıkarına göre hareket ettiği yerlerde insanlar yavaş yavaş adalet kavramını yitirir. Adalet kavramını yitirip kanunlar aracılığı ile adaletin sağlanamadığını düşünen insanlar bir süre gelir der ki “Ben de kendi adaletimi uygulayayım!”. Bunun sonu iç karışıklık, ırk/mezhep savaşlarıdır anarşidir..

1463868_940x531.jpg

Ne diyor YSK başkanı?

“Ben uygulamıyorum kanunu” diyor yani basitçe. Ne diyor savunanlar? “Eğer kanunsuzluk varsa mahkemeye git itiraz et” diyor. Biliyor ki mahkemelerde de kanunsuzluk var. Bunu duyunca yıllar evvel başörtülü kız öğrencilerine yapılanlar aklıma geliyor yeniden.

Oldukça açık kanunsuz bu harekete bile yapılan yanlış diyemeyecek insanların önümüzde ki süreçte milleti kucaklayacağı saçmalığına inanmamız mümkün mü?

Tayyip Erdoğan’ın yakınları bile değil hükümet içlerinde birisi de değil yaşadığınız şehirde hükümete yakın bir delifişek genç size kızıp kurşun yağdırsa adil bir şekilde ceza alacak mı?

Başkanlık sistemi miymiş parlamenter sistem miymiş?

Asıl sorulması gereken soru; Adil bir yönetim sergileyecek misin sergilemeyecek misin?

Bu gün satın alır, baskı uygular veya tehditle gözünü korkutur birilerini sindirip kanunları çiğnersin. Belki yargılanmadan da ölürsün gidersin hacı bilemiyorum. Bunları geçmişte sana yapılmıştır, bugün bana yapılır yarın devran döner sana yine yapılır bu böyledir güzel arkadaşım.

Ölünce ne diyeceksin ahirette? Vicdanın rahat olacak mı? Sen bu kanunsuzlukları, hukuksuzlukları, baskıyı görmeyen milyonlar size diyorum. Ne hesap vereceksiniz huzura çıkınca? Bol bol iftar açtım, namaza durdum derken sana sormayacaklar mı sanıyorsun yaptığın kanunsuzlukları, yediğin kul haklarını? Sormayacaklar mı sanıyorsun bunlar olurken niçin sesini çıkartmadın diye?

Tıpkı “ahhh neler neler yaptılaağğrr” diyerek haklı olduğunuz bazı konularda ki gibi benzer şeyler size söylenmeyecek mi? İntikam alınmayacak mı? Niçin yapıyorsunuz niçin düzeltemiyoruz bazı şeyleri?

İnanın bazı cevapları bende bilmiyorum. Belki de adalet kavramı böyle böyle mücadelelerden ders alınarak oluşmuştur diyorum kendi kendime. Umarım öyledir ve ders alınır diyeceğim de pek ümidim yok bazı şeylerin değişeceğine. Belki bir sonraki kuşak bilemiyorum.

Haydi kalın sağlıcakla dostça..

Not: YSK başkanı Sadi Güven’de çok ton ton sevimli bir adammış. Yapma amcacım böyle ton tonluğa devam et.

Reklamlar