Memleketimden İnsan Manzaraları IV

 

Bir önceki yazı için buradan
20150817_175718

Geçen yazımızda anlattığımız tarihi bedestenin üst tarafında ise ünlü paşamız Merzifonlu’nun camisi bulunmakta. Eğer ilk yazımızda bahsettiğimiz baharat çarşısına sağdan girmeyip düz giderseniz bu fotoğraftaki noktaya çıkacaksınız. Zaten hepsi yan yana efendim. Burası önceden dükkanlarla doluyken restore edilmesi sonucu önü açılarak cami ortaya çıkartılmış oldu. Buradan bakışta caminin hemen arkası tarihi bedestene doğru çıkmanızı sağlar.

20150817_180339_Pano

Merzifonlu Kara Mustafa Paşa çok inatçıymış arkadaşlar. Hani belki eşek inatçılığı falan buradan mı geliyor bilemiyorum. Veziri Azam iken (baş vezir) batı seferlerinde karşısında ordu duramıyormuş. Fakat kah o kale kah bu kale derken yazın bitmesine yakın ana mevki olan ve alınamayan Viyana’yı almak istemiş. Fakat etrafını almadan ve kışın bastırmaya yakın zamanında oraya saldırmak pek akıl karı olmadığından diğer vezirler ve askerler tarafından eleştirilmiş. Merzifonlu dedik ya inatçıymış kendisine bu şekilde karşı gelenleri Fatih Terim gibi “Ders almam, ders veririm lan” diyerek aşağılıyor ve kızıyormuş. Kimse bu sebeple sesini çıkartamaz olmuş.

20150817_180524_Pano

Merzifonlu yine bir gün yemekteyken oldukça değer verilen ve yaşı da ileri olan yaşlı bir uç beyine fikirlerini sormuş. Yaşlı adamda Merzifonlu’ya dönüp “Paşam siz pilav önünüze geldiğinde gidip tam ortasından mı yoksa kenarlarından mı yiyerek yemeğe başlarsınız?” demiş. Kara Mustafa Paşa da “Bu nasul sorudur? Elbette ki kenarlardan yiyerek başlarum” demiş. Yaşlı amcada “O zaman neden kenar kaleler alınmadan gidip Viyana’ya saldırı yapıyoruz. Kışı bekleyelim ertesi sene alırız paşam” deyince Merzifonlu Kara Mustafa Paşa çok kızmış. Vermiş veriştirmiş, hakaretler etmiş yaşlı adama. “Sen savaşmaya savaşmaya iyice işi unutmuşsun yaşlanmışın” benzeri cümleler ile çok giydirmiş ve rezil etmiş oradakilere. Hal böyle olunca hatta beylerden birisi bir bahaneyle kuşatmaya da katılmamış. Ayrıntılarını ilerde tarih bölümünde yazacağım. Neyse işte ordu kış başlangıcında kuşatmayı başlatıp yemek ve soğuk sıkıntısı başlayınca ordunun dağılmasına kimse sesini çıkartmamış içten içe kin beslenmiş paşaya. Ordu bozgunla birden dağılınca Paşa hatasını anlamış. Çok iyi bir komutan ve yönetici olduğu için kaçan orduyu geri planda yeniden toparlamış (kaçan orduyu toparlamak çok zordur). Hazırlıkları yapmış, tekrar düzenlemelerde bulunmuş, seneye kesin alınacağını etrafa söylemiş. Pişman olmuş dinlemediği için etrafındakileri tabi. Fakat işte bu hazırlıkları yaptığı sırada Mustafa Paşayı çekemeyen bazı vezirlerin gazına gelen padişah IV.Mehmet fermanla onu boğdurtmuştur. Bunu bekleyen ama yinede suçu olmadığına inanan paşa ise sesini çıkartmadan fermana boyun eğmiştir. Çok büyük bir komutan olan paşamız tarihçilerin tahminiyle “eğer ölmeseydi seneye Viyana’yı alırdı” diye fikir yürütmektedirler. Gerçi bilemeyiz ama bu buhranlı dönemde ölen vezirden sonra ülke sadece 15 yıl içerisinde çoğu toprağını elinde tutamamış ve batışa giden sürece girmiştir. Bunun sebebi de işte haksız katledilmeye sebep olan şerefsiz hırsız vezirler yalakalardır.

20150817_175909

Cami ve arkasındaki bedesten Kara Mustafa Paşa tarafından 1660 yılında yaptırılmıştır. Şehrin tam merkezinde olup oldukça da güzel bir camidir gözden kaçmaz yani. Dikdörtgen planlı, tek kubbeli ve minarelidir. Cami önündeki Şadırvan ünlüdür. Şadırvanın içine 1875 yılında Zileli Emin manzara resimleri çizmiştir. Hala güzel bir biçimde bulunmaktadır. Yine cami içerisinde yapımıyla beraber dikilen iki çınar hala durmaktadır. Gerçekten çok ilginç geliyor 1660 yılında dikilen çınarlara yıldırım isabet etmiş ama hala ayaktalar biz ölünce de muhtemelen ayakta kalacaklar.

20150817_180250_Pano

İlk resimden Merzifonlu camisine girmeyip yukarı devam ederseniz hemen solda yine ünlü bir cami ve yanında medrese bulacaksınız.

20150817_175251_Pano

Amasya’da şehzadelik yapan ve Lale Devri sonunda ülkenin padişahlığını mücadelelerle kazanan Çelebi Mehmed buraya bir cami ve medrese yaptırıyor. Bu arada o “t” değil “d” olacak beyler neyse. Önünde park olan bu medrese ve cami çok daha eski olup 1414 yılında yaptırılmıştır. Şu anda görüldüğü gibi park yeniden restore edilmektedir. Merzifon’da her yerde bir çalışma ve restore girişimi vardır arkadaşlar yatmıyorlar yani.

20150817_173925

Medrese içinde eskiden kafe ve çay bahçeleri bulunurdu. Ramazan ayında sahur zamanı burada insanlar çay içer simit falan yer sahuru geçirirdi. Şimdi kültür bakanlığı burayı dini eğitim veren medrese haline getirmişler. Amerika’daki dayım buna kızarak “her yere medrese diksin ipneler” tepkisi verse de ben beğendim. Tarihi yapıların tekrar bu şekilde kullanılması güzel. Ha eğitim laik olmalı canım onda fikrim değişmedi. Fakat bunları da tarihi sürecinde bu şekilde değerlendirmek hem kültüre sahip çıkma olur hem daha doğru olur kanaatindeyim.

Devam yazımızla son resimlerimizi koyup dosyayı kapatalım arkadaşlar hoşçakalın..

Son yazı için buradan

Memleketimden İnsan Manzaraları III

Önceki Hacıköy yazılarımız için buradan

20150817_183102

Hayır efendim Merzifon’un girişinde veya çıkışında eşekler dolanmıyor! Hatta ben bu yaşıma geldim henüz bir eşeğe rastlamadım. Kaldı ki eşek çok sevimli ve mazlum bir hayvan olup rastlasaydım bile gücenmezdim yani. Sizi otogarın hemen üstünden çarşı girişinde yukarıda ki Merzifonlu Kara Mustafa Paşa heykeli karşılıyor. Bilirsiniz ünlü “Viyana” kuşatmasını yapan ve inadından dolayı orduyu kışın elinde tutamayarak dağılmasına sebep olan ünlü vezirimiz. Adeta bir güç zehirlenmesinin içine düşen Kara Mustafa Paşa bu bozgundan sonra boğdurtulmuştu.

20150817_181934

Hafif yokuş olan giriş kısmı geçildikten sonra ilk rastlayacağınız Dönertaş Camii’nin tam yapım yılı tam bilinmemekle beraber 15.y.y.’ın başlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Fazla bir esprisi olmasa da ilk camiilerden bir tanesidir.

20150817_182149_Pano

Hemen sağından Merzifon’un baharat pazarı ve belkide 1000 yıllık eski çarşısına girebilirsiniz. Eski Anadolu tarzı baharat, balık, bakır tarzı şeyler satılır. Haftanın bir günü pazar yine burada ve çevresinde kurulmaktadır.

20150817_181915

Yeri gelmişken söyliyelim; Merzifon Belediyesi sanırım hayatımda gördüğüm en aktif belediyelerden bir tanesi. Bakanlıklarla temasının yanında inanılmaz bir şekilde çalışmaya da istekliler. Gördüğünüz yolun aşağısı pazara, hafif sol aralıkları da tarihi bedestene gitmektedir.

20150817_182237_HDR

Pazar girişinde tarihi niyetçi tavşanlarımız bilem bulunmakta. Bu güzel tavşanların kafeste durması kötü tabi de gelenek işte.

20150817_180749

Bahsettiğim sola dönüşü yaparsanız tarihi Merzifon Bedesteni’nin etrafında buluyorsunuz kendinizi. Burası yıllardır benzer dükkancılar tarafından işletilmekte. Merzifon Belediyesi kültür bakanlığı ile yine temasa geçip büyük bir tadilata girmişti. Şimdi oldukça iyi olan dükkanlar ve yollarda gezinebiliyorsunuz.

20150817_181639

Bedesten içerisinde bu şekilde bakır, semaver, çaydanlık, tava vs. satan kısımlar olduğu gibi berber, ayakkabıcı, tamirci gibi eski mesleklerde icra edilmekte. Buralarda yine pazar yorgunluğunda arada soluklanmak için oturulabilecek çay ocakları ve restoranlar da bulunmakta.

20150817_180812

Aslına uygun olarak tekrar restore edilen Merzifonlu Kara Mustafa Paşa Bedesteni içerisinde birde oldukça lüks bir restoran bulunmakta. Merzifon’a uğrayıpta meşhur keşkeğini yemeden gitmek olmaz tabi. Ha birde fıstıklı irmik helvası güzeldir. Yazıyı yemek programına çevirmeden tura devam edelim isterseniz ama uzun olacağı için devamı sonraki yazıya bırakalım olmadı. Görüşmek üzere arkadaşlar.

Sonraki yazı için buradan