Yakın Siyasi Tarih – VI

Bir önceki yazıya buradan. TBMM Kuruluyor devam edelim;

1) 23 Nisan 1920’de meclis kuruldu. Bu tarihlerde Damat Ferit Anadolu’ya tam olarak cephe almıştı. Arkada İngilizler vardı elbette hacı

2) Damat Ferit koşa koşa Şeyhülislam’a (tepedeki dini yetkilidir) gidip “amcoğlu bize şöyle güzel bir fetva ver saldıralım Mustafa Kemal’e” der. Şeyhülislam zaten buraya bunun için atanmış (hep diyoruz ya laiklik neden gerekli diye işte bu yüzden) Şeyhülislam’da “ne demek amcoğlu yani aramızda fetvanın lafımı olur. Ne diyelim gavur mu diyelim yoksa dinsiz mi diyelim? Nasıl arzu buyurursunuz?” diyerek fetvayı veriyor. Fetva (fetva vardır ama yok Mustafa Armağan’a göre Mustafa Kemal zaten dinsizdir değil mi?) gereğince “Halifeye karşı girişilen bu isyanın bastırılması gerektiği, Kuvayi Milliye denilen hareket mensuplarının tutuklanması/öldürülmesi gerektiği, bu yolla ölenlerin şehit olacağı ve cenneti garantileyeceği, eğer padişah kazanırsa Messi’nin Galatasara’ya geleceği vs.” tarzında yazıyı alıyor. Binlerce basılarak dağıtılıyor, bölge ajanlara ve özellikle imamlara gönderiliyor, uçaklardan atılıyor…

3) Divan-ı Harb Mustafa Kemal ve arkadaşlarını İstanbul’da yargılıyor ve padişaha isyandan idama mahkum ediyor. Padişah Vahdettin’in önüne gelen idam kararlarından sadece Mustafa Kemal ismi onaylanıyor. (yani burada amaç “hacı bak yolunuz yol değil getirin Mustafa Kemal’i affedelim” demektir sanırım bir nevi rakipte kargaşa ve bölme propagandası)

20150731_171321

4) Ankara bu kararlara karşı karar ile bildiri yayınlayarak “İstanbul hükümetinin meşruluğunu yitirdiğini ve vatan haini olduklarını” açıkladı. Kesin hüküme sahip olan (savcı/hakim) yetkisine haiz (işte günümüzün Cumhurbaşkanı diyebiliriz) İstiklal Mahkemelerini kurdu.

5) Meclis tartışmalarında padişah ve halifeye cephe almamıştı. Çünkü padişah ve halifenin yabancıların tutsağı olduğu düşünülüyordu. Halbuki İngiliz arşivlerinde söyledim 6 ay evvel “kayıtsız şartsız” teslimiyet telgrafı zaten çekilmişti. Fakat bu Vahdettin’in tutsak olmadığı anlamına gelmiyor tabi. Vahdettin durum değerlendirmesinde savaşın kaybedildiğini ve yapılanların boşa çaba olduğunu, ülkeye daha çok zarar geleceğini düşünüyordu. Yani inanmıyordu kurtuluş savaşına aslında. Bu sebeple bu yolu seçti. Mustafa Kemal ise yorumlarında “Vahdettin’in neden böyle davrandığını anlayamadığını” belirtiyor ve “Bu tip bir davranış vatanın özgürlüğünü kendi saltanatına değişme” olarak dile getiriyor. İleride kendisine ve meclise karşı davranışlarını değerlendirip onun kurtuluş savaşında yaptıkları dolayısıyla suçlu olduğunu kesin bir dille söylüyor. Devam edelim…

6) 25 Nisan 1920 yılında Tevfik paşa Paris’te Sevr anlaşmasını gördü. Perişan oldu. Padişah Sevr anlaşmasını imzalamadı.

7) Aslında imzalayıp imzalamaması çok önemli değildi zaten anlaşma kabul edildi bir nevi. 22 Haziran günü Yunanlılar batıdan taarruza kalktı. 8 Temmuzda Bursa ve 29 Ağustosta Uşak kaybedildi.

8) Şeyhülislamdan alınan fetvalar, yabancı ajan ve imamların hutbe çalışmaları neticesinde belkide kurtuluş savaşı için beraber savaşacakları binlerce genç Padişahın Hilafet Ordusu’na katılıyor. Bu hilafet ordusu Geyve’de savaşı kaybediyor. 25 Haziran 1920 Dikkat edin Yunan taarruzunun peşi sıra bunlarda saldırıyor. Neymiş “oslondo podoşoh Mostofo Komolo kortolos sovoso ocon gorovlondordo”. Sığır görevlendirse Hilafet ordusu kurup Yunanlılar büyük taarruza kalktığında yanlarında saldırı yapar mıydı?

Sevr’e Giden Heyet

9) Ordu yenilse de Ankara ve dolaylarında “Dinsiz” ve “İsyankar” Kuvayi Milliyecilere karşı isyanlar patlıyor. Yozgat’ta Çapanoğlu, Anzavur, Düzce, Bolu ve elbette cehaletin önde giden yeri Adabazarı’nda ayaklanmalar çıkıyor. Bunlar Çerkez Ethem tarafından ustaca bastırılıyor. Ayaklanmaya katılanlar suçlu değildir burada. Burada tepede “dini savaşa sürükleyen” şeyhülislam, sadrazam ve padişah sorumludur. Çünkü cahil olan insanın sarıldığı en büyük dayanak olan din ve halifesi böyle buyurmaktadır. Ne için? İngilizlere manda olabilmek ve padişah sarayında oturabilmek için.

10) Hem bu isyanlar hemde Yunan taarruzu sonucu Kuvayi Milliye geriye çekildi. Bu çekilme peşinden 10 Ağustos 1920 yılında Sevr Osmanlı heyeti tarafından imzalandı. TBMM “Sevr’i kabul edenlerin hain” olduğunu açıkladı.

11) 24 Eylül’de doğuda saldırıya geçilerek Ermenistan püskürtüldü. 3 Aralıkta Gümrü anlaşmasıyla sınır kabul ettirildi.

12)  Son padişah kaynaklı isyan 2 Ekim 1920’de bastırıldı. 17 Ekim’de de Damat Ferit istifa etti. Fakat batıda başarısız olunuyordu. Düzenli orduya geçmeyi gerilla savaşına devam etmek isteyenlere uyarılardan sonra tutuklama emri çıktı (örn. Çerkez Ethem)

13) Peki Yunanlılardaki bu hırs nedir abi? Yunanlılar tarih boyunca medeniyetin ilk temsilcileridir aslında. Fakat Roma imparatorluğunun bunları esir alması, bilim adamlarını öldürmesi veya sürmesi sonucu barbar kabul ettikleri bu kavimlere karşı hep kin beslediler. Zamanla türklerin eline geçtiler falan işte. Tekrar özgürlüklerine kavuşunca yönetim kademesinde ılımlı ve radikal gruplar oluştu. İşte I.Dünya savaşına katılmak istemeyen Yunan kralı Konstantin ılımlıydı. Savaş çıkınca müdahil olmadı. Fakat oğlu bunun fırsat olduğunu düşünerek bir askeri darbeyle babasını devirip kral oldu ve I.Dünya savaşına girdi. Halkını “milliyetçilik” ve “Büyük Yunanistan” ülküsünün gazıyla yöneten asil kralımız savaşı kazandıkları halde topraklarına saldıran barbar türklerin bu son mücadelesine çok sinirleniyordu. Bu sebeple sevr anlaşmasını kabul ettirmeyi kendisine görev adletti. Tekrar tahta geçen kral Kostantin bunu devam ettirerek türk düşmanı algısını sürdürdü.

3c14b

14) I.İnönü Zaferi Eskişehir’de 6-10 Ocak 1921’de kazanıldı. Bu zafer sonrası İtilaf devletleri görüşmeye çağırsalar da sonuç alınamadı 11 Mart 1921

15) Rusya ile 16 Mart 1921’de sınır belirleniyor. 31 Mart 1921 yılında II.İnönü zaferi kazanılıyor. İsmet generalliğe yükseliyor.

16) İtalya iç karışıklık yaşadığı için güneyden çekildi. Gerçi zaten birlikte göndermediler gönderemediler daha doğrusu. İtalya istediği toprakları alamadığı gibi Yunanlıların hakları olan Aydın yöresine saldırıp almasına sinirlenmişlerdi. İngiltere’ye durumu şikayet etmişler ama İngiltere o sırada çöken ekonomisi ve ölen askerlerinin hesabını vermekle meşgul olduğundan “ya bi dur abi” tepkisini alıyor. Zaten hükümette Mussolin’i sıkışık durumda “neden savaş girdik ne kazandık?” diye. Elde tutamayacaklarını anladıkları için sessizce çekiliyorlar. Aynı şekilde Fransızlar güneyde istedikleri petrol bölgelerini aldıkları için onlarda şimdiki sınıra kadar çekiliyorlar.

17) 10 Temmuz günü büyük bir Yunan taarruzu yapılıyor. Mükemmel bir askeri manevrayla orduyu Sakarya önlerine çeken Mustafa Kemal meclisten tepkileri de göğüslemek zorunda kalıyor. “Bu askeri bir hamle beyler sakin olunuz” dese de askerliği bilmeyen adamlar “aha gitti ülke verdik eline batırdılaaaarr bunlaaaarrr” diyerek dövünüyor. Mustafa Kemal sonunda meclisi ikna edip 3 aylığına başkomutanlığı alıyor

18) Yunanlılar kazanacaklarından emin küstah bir şekilde İngilizlerin desteğiyle İstanbul’da “İonia” isimli bir krallık kuruyorlar. Buna itilaflar çok kızıyor. İtalya ve Fransa adeta küsüyor İngiltere’ye. İngiltere’nin bunları yapmasının sebebi ise Anadolu’daki son maşası Yunanlıları iknadır. Tabi 22 gün sonra 13 Eylülde Yunanlılar çekilmek zorunda kalıyor. Fransa’yla 20 Ekim 1921’de anlaşılıyor.

19) İngiliz arşive kayıtlarına göre bu tarihte Vahdettin İngilizler ile görüşüyor. Yunanlıların gitmesini ve Egenin İstanbul hükümetine kalmasını gizlice dile getiriyor. (tabi umursanmıyor çünkü artık muhatap değil padişah)

20) 26 Ağustos taaruzu ve 30 Ağustos Zaferi ile savaş kazanılıyor. Ordu Gelibolu noktasına kadar sessizce geliyor. Burası İngiliz kontrolünde bir nokta.

lozan
Lozan Heyeti

21) Mudanya Mütarekesi imzalanıyor. İstanbul hükümeti Lozan görüşmelerinde işbirliği önerdiyse de kabul edilmedi.

22) 1 Kasım 1922 yılında saltanat kaldırılıyor. Vahdettin İngiltere’ye sığınmak zorunda kalıyor. 24 Temmuz 1923 yılında ise uzun görüşmelerden sonra Lozan imzalanıyor.

Sonraki yazı için buradan

Yakın Siyasi Tarih – V

Bir önceki yazı için buraya

Kurtuluş Savaşı Başlıyor

1) Mustafa Kemal Samsun’a isyanı bastırmak için padişah tarafından gönderiliyor. Burada bir kısım tarihçilerin padişahı aklama çabası gözden kaçmıyor elbette. Yani “Mustafa Kemal’i kurtuluş savaşını başlatması için parayla gönderdiği” söyleniyor. Bu çok büyük bir yalan olmakla beraber bu kesimin yalan haznesi ve midesi geniş olduğundan fazla şaşırmamak lazım. Yalancı şerefsizlerden oluşan daha öncede yazdığım “siyasi güdüm dahilinde yaratılan yeni Osmanlı” amacıyla söylenen şeyler bunlar. Ha kime inanalım? Senin kaynağın nedir? Belki benimki yalan söylüyordur diye düşündüm. Araştırdım dönemin gazetelerini buldum. Onlardan resimleri de buraya koyuyorum. Bu tip insanlar kurtuluş savaşının olmadığını bile söylüyorlar. Şerefsiz, hırsız, yalancı pezevenkler afedersiniz. Neden bu kadar kızıyorum? Çünkü dönemin gazetesi var ulan hala öyle böyle diye iddia ediyorsunuz.

20150731_165924

2) Zaten organizasyon dahilinde gönderildiği için gider gitmez yaptıkları İstanbul’dan haber alınıyor. Mustafa Kemal bir genelge çıkartıyor ve “Milli Mücadele” olgusunu tam olarak ortaya koyuyor. Bak yine aklıma geldi adam çıkmış diyor ki “Efendim Mustafa Kemal’i kim tanıyordu da sözde milli mücadeleyi başlatıyor?”. Bu şeref yoksunu satılık kişiler Çanakkale’de savaşılmadığını bile iddia ettiler. Yine dönemin gazetelerinden örnekler koyuyorum. Anlayacağınız üzere lider seçilmesinin sebebi “Çanakkale Kahramanı” olmasıydı bu kadar net. Resimi bol olsun bu yazının hadi. Vahdettin’in Mustafa Kemal ile görüşmesinin ayrıntılarını koyuyorum. Vahdettin gideceği zaman onun ile görüşüyor. Mustafa Kemal “Acaba benim neden gittiğimi öğrendi mi? Engelleyecek mi?” diye endişeli. Bazıları bu konuşmayı nasıl öteye çekip “oslondo kortoloş sovoşono vohdot..” diyor ya. İşte o konuşmanın tam metni.

20150731_170111

20150731_170126

20150731_170142

20150731_170203

3) Amasya’da 19 Haziran 1919 görüşmesi yapılıyor. Alınan kararlar ile İstanbul hükümetinin tanınmadığı belirtildi.

4) Mustafa Kemal Nutuk kitabında (şu kitabı da okutmayan eğitim sisteminin durumu ortada işte) “Cumhuriyetçi bir devrim fikrini o zamanlar dile getirmenin uygun olmadığını düşündüm. Hazır değillerdi” diyor.

5) İstanbul’da ise Yunanlıların İzmir işgalini kınayan padişaha “resmi bir soruşturma” ile geri dönüş yapıyor emperyalist ülkeler. Bir komisyon kurulup Yunanlıların İzmir’de baskı ve şiddet olaylarını araştırıyorlar. Bir şey bulamıyorlar elbette. Şimdi gazeteleri var bunların hep. Ama koyamayız buraya. Artık güvenmiyorsanız gidip okuyun arkadaşım. Yada okumayın ne yapayım ya öfff. Ama bu yazıya özel resimleri koyuyorum. Bunlardan derleniyor yazılarım yani;

20150731_170253

6) 23 Temmuz 1919’da Erzurum kongresi düzenleniyor. Tam bağımsızlık için imparatorluk fikrinden vazgeçiliyor.

7) Sonradan açılan İngiliz arşivlerinde ortaya çıkan belgelerle biliyoruz ki; Anadolu’da tekrar özgür bir direniş için örgütlenmeler yapılırken İstanbul’da Damat Ferit İngilizler ile görüşüp “kayıtsız şartsız” teslim için 30 Mart 1919 yılında telgraf çekiyor. Telgraf İngiltere’de durmakta. “Yalaannn böyle bi telgraf yok” diyenler o telgraf ortaya taaaa kurtuluş savaşı zamanı çıktı arkadaşım hey gidi mal hey.

20150731_171303

8) 4 Eylül 1919’da Sivas’ta bir kongre daha yapılıyor. Fakat kongreye sadece 38 kişi gelmiştir. Katılımın az olması endişe veriyor. Durumun ümitsizliğine kapılan bazı kişiler ABD mandalığına girmek istiyorlar. Böylece Suriye/Irak dolayları bizde kalacak doğu anadolu ise Ermenilere bırakılacaktı. Bir grup ise İngiliz mandalığına girelim “bu denli süper bir devlet ile başa çıkamayız yok oluruz” diyorlar. Tartışmalar gırla gidiyor Mustafa Kemal kontrolde sıkıntı yaşıyor.

9) Fakat kazın ayağı öyle değil. İstanbul hükümeti İngilizler ile zaten kayıtsız şartsız çektiği telgraf ile teslim olmuş. İngilizler padişaha “bu işi uzatmadan bitirin bakın böyle olmaz” diyorlar. Padişah kongreye baskın yapıp oradakilerin tutuklanması için Elazığ valisi Ali Galip’e talimat veriyor. Bu baskın haber alınıp uygulamaya geçmeden engelleniyor 7 Eylül 1919

10) Bu ortaya çıkınca kongredekiler duruma tepki gösteriyorlar. Padişaha bu olayın kınandığını bildiren bir telgraf çekiliyor. Eğer doğru ise iplerin kopartılacağı söyleniyor. İstanbul’dan gelen cevap ise “telgrafın padişaha verilmeyeceğini” bildiriyor. Yani padişaha telgraf hiç ulaşmayacağı için her hangi olumlu veya olumsuz cevap vermemiş olunuyor böylece (şaka gibi arkadaş).

11) Kongre Damat Ferit hükümeti istifa edene kadar haberleşmeyi kesiyor, Sivas’ı başkent yapıyorlar.

20150731_171215

12) ABD’ye mandalık fikri akıllara yatıyor aslında. ABD peki bizi kabul edecek mi? Oraya bir telgraf çekiliyor. (Buradan şu anlaşılıyor. Henüz kongre tam bir bağımsızlığı kazanacağını düşünmüyor. Yani kurutuluş savaşı buralarda bitebilir ama Mustafa Kemal peşini bırakmıyor tabi olayın)

13) İstanbul hükümeti yani Damat Ferit hal böyle olunca 30 Eylül 1919 yılında istifa ediyor. Yeni hükümetle görüşmeler başlıyor.

14) Bu sırada 22-23 Aralık tarihlerinde Londra’da İstanbul’un alınması gizlice konuşuluyor. Bu gazetelere düşünce bizim Anadolu cephesi köpürüyor tabi “İstanbul verilemez” diyerek.

15) 12 Ocak 1920’de Ankara’da meclis açılıyor. 28 Ocak tarihinde Misakı Milli sınırları uzun tartışmalar ile kabul ediliyor.

16) 25 Ocak tarihinde Maraş, Antep ve Urfa’da gerilla savaşları başlıyor.

17) Gelişmeler bu şekilde olunca 14 Şubat tarihinde Londra’da “İstanbul’un bırakılacağı” açıklanıyor. İstanbul hükümetine Anadolu’daki bu saldırılardan dolayı büyük baskı uyguluyor emperyalistler. Hükümet dayanamayıp 3 Mart 1920 tarihinde istifa ediyor.

18) Salih paşa 8 Mart 1920 tarihinde yeni hükümeti kuruyor. 16 Mart 1920 sabahı İngilizler İstanbul’da baskın yapıyorlar. Gemiler toplarını kente çeviriyor, caddeleri İngiliz askerleri ele geçiriyor, Harbiye nezareti binası basılıyor.

19) Salih paşadan “Kuvayi Milliye’yi kınama” yazısı yazması isteniyor. Yazı daha ağır bir dille çıkartılması için tekrar gönderiliyor, sonra tekrar ve sonra tekrar ve sonra tekrar… Hükümet başkanı Salih paşa daha fazla dayanamayıp istifa ediyor.

20150731_170905

20) İstanbul’daki baskının sebebi Anadolu’daki hükümetin görüşmeye gelmesiydi. Baskını haber alan Mustafa Kemal, İstanbul’da bulunan Rauf Orbay’a kaçmasını haber vermişti. Rauf ise “Soylu İngilizlerin bu alçakça tutuklamayı yapmasını” istemiş ve tutuklanmıştı. Mustafa Kemal Nutuk kitabında Rauf’un bu davranışına kızmış ve “Kimileri uygar bir ülkenin hapishanesini, ulusal bir mücadelenin tehlike ve belirsizliklerine yeğliyor” demiştir. Rauf Orbay’ın bu hareketi ileride aralarının açılmasının da temelidir aslında. Ulan ne güzel demiş adam ama yok aslında Mustafa Armağan’a göre İngiliz ajanı. At yalanı … inananı

21) Mustafa Kemal 7 genelge yayınlayarak bu durumu protesto etmiştir. İstanbul meclisi İngilizler tarafından dağıtıldı. Damat Ferit ise yeniden Sadrazam oldu.

22) Batıda bunlar yaşanınca Kuvayi Milliye yandaşları Anadolu’ya kaçmaya başladı. Fakat emperyalist güçlerden evvel savaşılması gereken başka bir cephe daha vardı. Padişah tarafından yetkilendirilen ve İngilizler tarafından silahlandırılan kendi yurdumuzun çocuklarıyla bir iç savaş yapılacaktı. Ama Mustafa Kemal İngiliz ajanı değil mi?

Elimdeki resimlerle bir kurtuluş akışı yaparım güzelde olur. Haydi selametle

Sonraki yazı için buradan

Yakın Siyasi Tarih – IV.

Bir önce ki yazı için buraya

33) Arapların bazı noktalarda direnişe katılmamaları ve hatta düşman askerleriyle para veya toprak karşılığında Osmanlı devletine saldırmaları mecliste Türk-Arap düşüncesine sahip olanlara büyük darbe indirmiştir. Keza bunun yalan olduğu yine bu son zamanlardaki propaganda yazarları tarafından dile getirilmektedir. Şunu söyleyeyim bunu iddia eden bir adam ya propagandaya maruz kalıp söylüyordur veya bilerek yapıyor ise şerefsiz namussuzdur. Dünya tarihinde islamın çıkarttığı bir çok bilim adamının emevi ve abbasi bozulmasından sonra 9.yy. ve 15.yy. arasında çıkması ne tesadüftür ne de birilerinin oyunudur. 15.yy.’dan sonra islamiyetin bozulan ekonomi ve dünya dengeleriyle siyasette araç olarak kullanılılırken, batı siyaseten yüzyıllarca sömürü olarak kullanılan kiliselerden kurtulmuş ve İslamın getirdiği yerden devam etmiştir. Batının doğu devletlerini sömürmesi bu sayede gerçekleşmiştir. Geri kalan islam coğrafyası birbirlerini yemiş, kendi kendini katletmeye başlamıştır. Bu 300-400 yıldır böyledir. Okumayan, bilgi birikimi olan bir kaç islam devleti hariç (İran mesela) bütün olarak cahil kalmış, islamın değerlerinden uzaklaşmış, kendine bir din yaratarak suçu da sürekli batıya atmıştır. Sömürü düzeninin parçası olan hükümetler günümüzde propaganda yaparak yeni bir tarih oluşumuna yönelmelerinin sonucudur bunlar. İbni Suud (Şimdiki Suudi Arabistan tamamı), Mekke Emiri Şerif Hüseyin (düşünün Mekke emiri cihada uymuyor), Suriye dolaylarında yerel halk, bazı kürtler toprak/para/özgürlük gibi sebeplerle bize karşı savaşmıştır. Filistin mesela savaşmamıştır çokta kahramanca mücadele etmiştir.

34) Mart 1917 yılında topraklarımıza hızla ilerleyen Rusları durduracak bir birlik görünmemekle beraber, Rusya içerisinde patlayan savaş ve açlık isyanı yardıma yetişmişti. Rusya bu dönemde kendi iç tehlikesine yoğunlaşmak zorunda kaldı ve bolşevik isyancılar 17 Kasım 1917 yılında darbeyle iktidara geldi.

35) Tazminatsız bütün devletler ile barış isteyen yeni hükümet, rus çarlarının imzaladığı gizli anlaşmaları yayınladılar. Bizde hem o yıllar için hemde günümüz için bu yayınlardan Osmanlı devletinin savaşa girse de girmese de nasıl bölüşüleceğinin hesaplandığını öğreniyoruz. Ki bu konuşmalar aynen ağız konuşmalarıyla toplantı tutanaklarıyla vardır

36) Ruslar doğu sınırına kadar çekilip buraları ermenilere bırakır. Savaş itilafa kayıyor derken ABD savaşa giriverir.

37) Bizimkiler Ruslar geri çekilince ala ala Azerbaycan’a kadar gelir.

38) Topraklarını yahudilere parsel parsel satan ve sonradan çok pişman olan Filistinliler hariç güney cephesi çok direnmez. 21 Aralık 1916’da El Ariş, 6 Kasım 1917’de Gazze, 9 Aralık 1917’de Kudüs düştü. 18 Eylül 1918 yılına kadar Filistin direnmiştir.

39) Filistinliler 18 Eylül günü yenilince İngiliz askeri ve diğer arap birlikleri taarruza geçtiler. Halep’te Mustafa Kemal yeni cepheyi açmış ve bu taarruzu durdurabilmişti. Mustafa Kemal notlarında arap evlerinden kendilerine ateş açıldığını, kendilerini istemeyen halkın soğuk tepkilerini falan anlatıyor. Filistin halkının üstün direnişine saygı duymakla beraber tamamı müslüman olan bu kavimlerin davranışlarına kızıp içindeki arap nefreti büyüyor böylece.

40) Kafkas cephesine daha fazla birlik gönderiliyor bu sebeple. Araplar gözden çıkartıldı çünkü.

41) Halep’te yeni cephe açan Mustafa Kemal buradaki evlerden de üzerilerine ateş açılınca cepheyi daha geriye Hatay’a doğru çekiyor.

42) Balkanlarda Bulgaristan yenilince İstanbul’un önü açıldı. Almanlar barış çağrısı yaptı.

43) 3 Temmuz 1918’de Sultan Reşad öldü. Vahdettin padişahlığa son kez geçti. İttihatçılar Vahdettin’in padişahlığına çok kızmıştır.

warcelebr

44) Son kalan krallıklar Bulgaristan kralı Ferdinand, Alman II.Wilhem, Avusturya imparatoru Karl tahttan çekildiğini açıkladı ve cumhuriyetler kuruldu. Vahdettin ise bu sıralarda İngilizler ile görüşüyor ve sömürge sultanlık için pazarlık ediyordu (İngiliz arşivlerinde kayıtları yayınlanmıştır)

45) İzzet paşa hükümeti kuruluyor. Savaş sonu iyimser olan devlet yapısı anlaşma şartlarıyla sarsılacaktı. 30 Ekim 1918 yılında Mondros mütarekesi imzalandı.

46) İttihat Terakkinin ana kadrosu ülkeden gizlice kaçtı. Enver, Talat, Cemal, Dr.Nazım

20150731_165617

47) İzzet paşa imzalanan bu anlaşmayı yediremeyip istifa ettiği gün yabancı donanmalar boğaza girmişti. Aynı gün bir komutan Mustafa Kemal cepheden dönmüş ve boğazlardaki donanmaları hırsla seyretmiş. “Padişah buna nasıl izin verebilir” diyor notlarında “onurla ölmek daha iyi”

48) 21 Aralık 1918 yılında hükümet kurma çalışmaları yapılırken birden Vahdettin meclisi dağıttığını açıkladı.

49) Şoke etkisi yapan bu davranış sürgün edilen ve cephelere gönderilen türkçü düşünceye sahip komutanları örgütlemişti. Bir kıvılcım gerekiyordu belkide

50) 15 Mayıs 1919 yılında İzmir işgal edildi. Osman Nevres (Hasan Tahsin) bu durumu kaldıramayıp tabancasıyla gelen askerlere ateş edip öldürülüyor. (Dönemin gazetelerini araştırdım resimlerini de koyuyorum)

20150731_165645

51) Bu yapılan işgallerler ve yabancı askerlerin davranışlarına padişah orta yolu bulmaya çalışarak karşılık veriyor. Mustafa Kemal nazımlar ile sohbetinde İzmir’de yaşanan Yunan saldırılarına karşı ne yapılacağını konuşmak istediğini sormuş. Nazımlar ise elden bir şey gelmeyeceğini olayları kınayacaklarını söylemişler. Mustafa Kemal dönem gazeteleri ve notlarında “Yüreği olmayan bu insanlar kınama cezası veya beyaz sayfalar ile onları engelleyeceklerini mi sanıyorlar?” demiştir.

52) Artık padişah ve etrafındaki siyasetin gidişatını anlamış olan bu yeni oluşum Kuvayi Milliye teşkilatını kurmaları gerektiğini anlamışlardı.

Kurtuluş savaşı döneminde basılan gazetelerden de zaten bu savaşın adımlarını, Mustafa Kemal’in nasıl önderliğin başına geçtiğini görebiliyorsunuz. Onların resimlerini hatta koyabilirim buraya neden olmasın. Devam edeceğiz..

Sonraki yazı için buradan