IV.Murad (Çekirge Sıçrıyor)

Önceki yazıya buradan

Osmanlı devleti satın alınan devlet erkanı ve rüşvetçi yeniçeri ağalarından sonra 60 yılda neredeyse başıbozuk bir devlet sistemine dönüşmüştü. Dürüst bir devlet adamı olan Kemankeş Ali Paşa vezir olunca içerideki bu düzensizliğe bir dur demek maksadıyla henüz yaşı çok küçük olan IV.Murad’ı padişahlığa getirtti. Devletin her kademesine yerleşen torpil ve rüşvet ağının ilacı olacak olan bu devlet adamı çok kısa bir sürede sistemi tekrar toparladı. Buyurun efendim devam edelim;

IV.Murad ve Safevilerle Savaş

1) Kemankeş Ali Paşa veziri azam olunca tehlikeyi görmüş, devlet erkanıyla konuşup IV.Murad’ın hükümdarlığına karar verilmiştir. Padişah Mustafa’ya “adın ne, kimin oğlusun, bugün günlerden nedir?” soruları sorulmuş. Sonrada IV.Murad padişah olmuştur 1623 (Mustafa’nın deli olduğunun ispatı olarak saymışlar elbette bu adamın devletin başında olması da ayrı bir tartışma konusudur)

IV.Murad

2) Bu sırada Erzurum’da Abaza Mehmed Paşa ayaklanmış, padişah Osman’ın ölümünü bahane ederek yeniçerileri öldürmüştür. Yine İran’da Bağdat ve dolaylarına dalıp ortalığa saldırmaktaydı. (Size arada bahsettiğim ayaklanma ve kendi krallığını kurmak isteyen beylerin davranışı son derece normaldir. Ümmetçi veyahut milli kökenci devlet düşüncesinin olamayacağının ispatıdır bu olaylar. Nasıl ki Osman bey Anadolu Selçuk’luların bir uç beyi iken devlet zayıflayınca bağımsızlığını ilan edip vergi göndermemiş ise, kurulan Osmanlı İmparatorluğunda da bu iç karışıklık ve bozulan devlet düzeni neticesinde bazı beyler ve elbette her zaman arap bölgesi isyan çıkartmış yerel osmanlı tebasına saldırmıştır. Bunun yorumlamasını kendi penceremizden isyan olarak görmemiz normal olmakla beraber diğer beyler için ise bir bağımsızlık mücadelesidir. Güç ve kendi krallığını kurma (hele ki farklı etnik köken veya mezhepteysen) birleştirici güç olarak düşündüğünüz ırk/mezhep veya dinin üzerinde bir güçtür. Yani kenardan “bunlarda müslüman neden ayaklanacaklar ki?” düşüncesi doğru bir düşünce tarzı değildir. Sizi bir arada tutan şey sistem ve ekonomik askeri güçtür. Gerisi işin teferruatlarıdır. Mesela süryani (hristiyan) türkler kendi dinimizden olan araplara nazaran neredeyse hiç sorun çıkartmamışlardır devlete.)

3) Uzatmadan anlatırsak Abaza Mehmed paşa affedilmiş, lakin yine ayaklanmış yine yenilip affedilmiş ve Bosna beyi yapılmıştır. İran’la ise mücadele devam ediliyor fakat Bağdat alınamıyor.

4) Ayrıntıya girmeden yazarsak yaşı küçük olan IV.Murad istekli ve hevesli bir çocuk olsa da annesi meşhhuuuur Kösem Sultan ülkeyi idare ediyordu. Sarayda Kösem sultanın adamı Hafız Ahmed (sultan Ahmedin kızı ayşe sultanla evlidir) ile Boşnak Recep ve Hüsrev paşa mensup iki zümre çekişiyordu. (Batsın çekişmeniz)

5) Bu adamlarda kendi çevrelerini kolluyordu tabi {bir nevi günümüz siyaset yapısına benzer kadrolaşma} Misal, Hüsrev paşa veziri azam ikin kapıkulu süvarilerini kollardı. Bu sebeple bazı yerlerde kapıkulu süvarileri coşarak zorbalık yapmaya başlamışlardı. Hüsrev paşa azledilince bunların işine gelmedi tabi. Doğudaki karmaşa bittiğinde İstanbul’a çağırıldılar. Bir diğer paşa Recep veziri azam olmak için bunlara rüşvet vererek isyana teşvik etti. (Tekrar devletin durumunu görüyorsunuz)

Kösem Sultan

6) Sıpahilere yeniçerilerinde katılmasıyla Atmeydanı’nda toplanıp 17 kişinin kellesini istediler. Veziri azama saraya gelmemesi söylense de Hafız paşa gelmiş tartaklanarak padişaha ancak ulaşmıştı. Hafız paşa “ölmekten gam çekmem” dese de IV.Murad gidip saklanmasını söyledi. Vezirde kılık değiştirip saraydan çıktı.

7) Askerler padişahla görüşmek isteyince sultan IV.Murad ayak divanına çıkmış ne istediklerini sormuş. Askerler “17 kişinin kellesini isteriz” deyince padişah kabul etmemiş. Tabi geçmişten gelen şeylerle beraber iyice şımaran askerler “elbette verirsin, yoksa başka türlü olur” diyerek tehdit etmişler. {askerler II.Osman’a yapılanları hatırlatıyor yani}. IV.Murad kızıp içeri girmiş. O sırada isyanı planlayan adam olan Topal Recep paşa (Topal Recep Paşa veziri azam olmak istiyor. Kendisi bu sebeple askere rüşvet verip ayaklandırarak dürüst bir vezir olan Hafız Ahmed paşayı öldürtmek istiyor), padişahın ayaklarına kapanmış “efendim hal iyi değildir, ne isterler verelim” demiştir. Durumun vahamiyetini anlayan padişah, veziri azamını saraya geri çağırttı çaresizlikle.

8) Geri çağırılan Hafız Ahmed paşa neticeyi anlamıştı. Abdest alıp padişaha “çocuklarına bakılmasını, defnedilmesini vs.” istedi. Divana tekrar çıkan padişaha topal Recep paşa “padişahım, isterseniz abdest alında öyle çıkın” demiştir {IV.Murad buralarda kıllanıyor zaten, fecide ayar oluyor tabi}. Konuşsa da sonuç alınamıyor, vezirde asi gurubun içine korkusuzca dalıyor. Üzerine çullanan sipahinin suratına yumruk vurup yere yuvarlıyor {bu aslında tokat olayı diyede söylenir. Efsanedir tabi de, bu attığı tokatta asker ölüyor. Osmanlı tokatıda buradan geliyor derler. Birde atları tokatlayanlar var, ona girmiyorum} Bir darbeyle başı yarılan veziri kılıçlayıp boğazını kesiyorlar. Sultan Murad bu görüntülere feci şekilde ağlmıştır. Murad’a da yine adaletli davranacağı üzerine yemin ettiriyorlar. {buradan da görüldüğü gibi asker artık çığırından çıkmaya başlıyor. Murad’ın 20’li yaşlarda bunları görmesi, geleceğini şekillendirecektir}

Hafız Ahmed Paşa Camii

9) Veziri azamlıkta aslında bu isyanı planlayan ve dürüst bir veziri parçalatan Topal Recep paşaya verildi. Padişah bunlara sebep olarak gördüğü Topal Recep ve Hüsrev paşayı temizleyecekti. Ama yavaştan tabi. İlk önce gizlice Hüsrev paşayı adam göndertip boğdurttu. Saraya Hüsrev Paşanın kelle gelince, vezir Topal Recep Paşa çok korkmuş ve hemen askeri tekrar ayaklandırmıştır.

10) İkinci ayaklanmada askerler “paşanın neden öldürüldüğünü, padişahın şehzadeleri öldürdüğünü onları göstermesini” istediler. Tabi iki üç tanede kelle istediler. Şehzadeler gösterilmiş, Topal Recep Paşa bunlara kefil olmuştu. Olaya iyice kıllanmıştı artık padişah. İsyancılar yine Topal Recebin sevmediği ve onun seçtiği üç ulemayı bulup öldürdü.

Sonraki yazıya buradan

II.Osman 2.Bölüm

Önceki yazıya buradan

Devam edelim. Telkin edilen ve öldürülmeyeceği söylenmişti ya..

10) Punduna getirip II.Osman’ı Yedikuleye getirip boğuyorlar 1622

11) Son zamanlarda tecavüz ettiler falan deseler de böyle bir şey yoktur. Davut paşa veziri azam olunca, II.Osman’ın kaftanlarından birisini giymiş {padişah mode on}, taraftarı I.Mustafa’nın annesiyle ortalıkta at koşturmaya başlamıştır. Halk tabi huzursuzdur. Sonradan beş küçük şehzadeyi de öldürmeye çalışmıştır bunlar {deli olduğundan Mustafa, vezir ve annesi “devirirler” diye şehzadeleri bu sebeple temizlemek istiyorlar orspu çocukları bunların hepsi}. Lakin sultan hanımında bu girişimi duyuldu ve suikastı engelledi.

12) Halk “padişah katili” diye Davud paşa hakkında konuşur olmuş, idare diye bir şey kalmamış. Askerden iyice korkan Davud paşa ne derlerse yapmış. Bu sebeple onu azledip, yerine Mere Hüseyin paşa azam olmuş. Oda 24 günde kesesini doldurduğu anlaşılınca kendisi “peygamber efendimiz ticaret yapın demiş, para kazanmak günah mı?” diye söylemiş mi bilemiyoruz ama hemen yerine padişahın dadısının kocası torpille veziri azam oluyor. İşte oda oğluna B tipi orman arazilerini verdiğinden mi bilinmiyor, yine onu da istemeyince askerler görüşülüp Hadım Gürcü Mehmed paşa vezir oluyor. {O kadar kötü ki durum adam bulamıyorlar vezir yapacak dürüst birisi yok}

13) Bunlar olurken abaza Mehmed bahaneyle ayaklanıyor. Yine çeriler veziri azama gidip “II.Osman’ın öldürülmesinin sorumluları yakalansın” diye baskı kurunca, sorumlular araştırılıyor. Davud paşa yakalanınca “ben yapmadım, Allah’ıma kitabımı padişah söyledi, elhamdülillah bende müslümanım sizin gibiyim” demiş, ortaya atlayan sultan hanım parayla satın aldıkları şeyhülislam fetvalarını gösterip damadını kurtarmıştır. Vezirin hayatını kurtarsalar da II.Osman’ı öldürenler bir bir bulunup öldürüldü. Tam ortalık sakinleşmişken eski bir veziri azam olan Mere Hüsyein paşa askerlere rüşvet vererek ayaklanmalarını sağladı. Artık her şeye ayaklanan, isteklerinin yapılmasına iyice alışan askerler Gürcü’yü indirip bunu vezir yapıyorlar.

14) Mere Hüseyin paşa, veziri azam olduktan sonra iyice har vurup harman savurdu, götü kalktı. Beylerbeyi rütbesindeki birisini döve döve divan sırasında öldürmüş, peygamber soyundan gelen birisine de dayak atmıştı {işte büyük hatayı burada yapıyor heh heh}. Ulemalar hemen toplanıp “hadi beylerbeyi rütbesindeki birisini döverek öldürdü bu adam neyse, ama efendimizin kanından gelen birisine nasıl el kalkar ulan, adalet” diyerek ayaklanmıştır. Vezir bakmış papuç pahalı yeniçerilere kaçmış, çeriler de bu ulemaya sonra saldırmış 19 ulema meydanda ölmüştür ve dağılmıştır.

Yeniçeriler

15) Bu sefer kapıkulu ocaklarının başlarındakini sürerek, kendine avantaj sağlamaya çalışan ve iyice tavan/göt ilişkisine giren vezirimiz bunlar kendisini sıkıştırınca yine yeniçerilere kaçmıştır. Lakin çeriler kapıkulularla kan aksın istemediklerinden bunun azlini istemişler, yerine de Kemankeş Ali paşa veziri azam oldu. 1623. Mere sonradan öldürüldü hadi müjde yapayım sevinin biraz. Kemankeş Ali paşa nihayet bu buhranlı dönemde Allah korkusu olan dürüst bir adamdı diyebiliriz.

Arkadaşlar biliyorum moraliniz bozuluyor veya “nasıl iş” diyorsunuz. Ama durum bu şekilde. Devlet içerisine rüşvetçileri, kendi adamlarını doldurursun karışıklıkta güven kalmadığından isyanı ve olayları kontrol edemezsin. Asker bu dönemden sonra “satın alınabilir” statüye geçerek tabiri caizse kim parayı verirse onun düdüğünü çalıyor.

Halk bu durum karşısında şoke oluyor elbette. Sürekli eski büyük padişahları özlemle anmışlar. “Ahhhh bir Selim zamanı böylemiydi azizim” veya “Hünkar Süleyman olsaydı böyle mi olurdu?” diye iç geçirirlermiş. Hep beklerlermiş “birisi gelse de bu rezilliğe bir son verse” diye.

Halkın bir kesimi ise yapılanları kabul etmeyip, artan vergi yüküne karşı ayaklanmış. Bozulan askeri düzen eşkiyalığına karşı isyan etmiş. İşte o isyan edenlerin devlet bu dönemde üstüne basmış, seslerini kesmiş. Öldürülen binlerce kişiden sonra sesini çıkartmaya korkan millet içine daha çok kapanmış.

Saray içerisinde dönen entrikalar, suikast girişimleri ve verilen rüşvetler sonucu devlet düzeni o kadar hızlı bozulmuş ki halk arasında “rüşvet” ile ilgili espriler yapılmaya başlanmış. Dikkat edin yıl 1623. Devlet bilim ve sanat alanında zirvede olduğu Kanuni Sultan Süleyman Döneminden (1566) sadece 50 yıl sonra ülke çöküşte neredeyse. Tıkır tıkır işleyen devlet sisteminin bozulma sebebi nedir? İşte ölümünden sonraki 50 yılda buhran ve eziyete şahit oluyoruz. Yani tepeden aşağıya düşüş sanıldığının aksine 1700 yılında değil 1600 yılında başlıyor. Zaten ülkenin durumunu sonradan daha ayrıntılı devam ederek anlatacağız. Nasıl insanların yönetimlerde bulunduğunu. Sürekli yazdığım “Osmanlı Çöküş Sebepleri” bu yazılar ile başlıyor. Zaten dönen dolaplardan sebepleri siz bulup çıkartacaksınız. Yani öyle “Osmanlı devletinde herkes namaza giderdi, rüşvet yoktu, içki içilmezdi, zina yoktu, herkes dinini biliyordu yok efendim okuma yazma şuradaydı, ahlaklıydık vs. deyip ama cumhuriyet ile bu değerlerden uzaklaştırıldık gavur gibi olduk” söylemlerinin asılsızlığını anlayacaksınız. Yeni kitabı da özetleyeceğim bu şekilde 1850 yılına kadar hiç olmazsa akademik kaynaklardan önümüzü görebiliriz.

Sonraki yazıya buradan