II.Osman 2.Bölüm

Önceki yazıya buradan

Devam edelim. Telkin edilen ve öldürülmeyeceği söylenmişti ya..

10) Punduna getirip II.Osman’ı Yedikuleye getirip boğuyorlar 1622

11) Son zamanlarda tecavüz ettiler falan deseler de böyle bir şey yoktur. Davut paşa veziri azam olunca, II.Osman’ın kaftanlarından birisini giymiş {padişah mode on}, taraftarı I.Mustafa’nın annesiyle ortalıkta at koşturmaya başlamıştır. Halk tabi huzursuzdur. Sonradan beş küçük şehzadeyi de öldürmeye çalışmıştır bunlar {deli olduğundan Mustafa, vezir ve annesi “devirirler” diye şehzadeleri bu sebeple temizlemek istiyorlar orspu çocukları bunların hepsi}. Lakin sultan hanımında bu girişimi duyuldu ve suikastı engelledi.

12) Halk “padişah katili” diye Davud paşa hakkında konuşur olmuş, idare diye bir şey kalmamış. Askerden iyice korkan Davud paşa ne derlerse yapmış. Bu sebeple onu azledip, yerine Mere Hüseyin paşa azam olmuş. Oda 24 günde kesesini doldurduğu anlaşılınca kendisi “peygamber efendimiz ticaret yapın demiş, para kazanmak günah mı?” diye söylemiş mi bilemiyoruz ama hemen yerine padişahın dadısının kocası torpille veziri azam oluyor. İşte oda oğluna B tipi orman arazilerini verdiğinden mi bilinmiyor, yine onu da istemeyince askerler görüşülüp Hadım Gürcü Mehmed paşa vezir oluyor. {O kadar kötü ki durum adam bulamıyorlar vezir yapacak dürüst birisi yok}

13) Bunlar olurken abaza Mehmed bahaneyle ayaklanıyor. Yine çeriler veziri azama gidip “II.Osman’ın öldürülmesinin sorumluları yakalansın” diye baskı kurunca, sorumlular araştırılıyor. Davud paşa yakalanınca “ben yapmadım, Allah’ıma kitabımı padişah söyledi, elhamdülillah bende müslümanım sizin gibiyim” demiş, ortaya atlayan sultan hanım parayla satın aldıkları şeyhülislam fetvalarını gösterip damadını kurtarmıştır. Vezirin hayatını kurtarsalar da II.Osman’ı öldürenler bir bir bulunup öldürüldü. Tam ortalık sakinleşmişken eski bir veziri azam olan Mere Hüsyein paşa askerlere rüşvet vererek ayaklanmalarını sağladı. Artık her şeye ayaklanan, isteklerinin yapılmasına iyice alışan askerler Gürcü’yü indirip bunu vezir yapıyorlar.

14) Mere Hüseyin paşa, veziri azam olduktan sonra iyice har vurup harman savurdu, götü kalktı. Beylerbeyi rütbesindeki birisini döve döve divan sırasında öldürmüş, peygamber soyundan gelen birisine de dayak atmıştı {işte büyük hatayı burada yapıyor heh heh}. Ulemalar hemen toplanıp “hadi beylerbeyi rütbesindeki birisini döverek öldürdü bu adam neyse, ama efendimizin kanından gelen birisine nasıl el kalkar ulan, adalet” diyerek ayaklanmıştır. Vezir bakmış papuç pahalı yeniçerilere kaçmış, çeriler de bu ulemaya sonra saldırmış 19 ulema meydanda ölmüştür ve dağılmıştır.

Yeniçeriler

15) Bu sefer kapıkulu ocaklarının başlarındakini sürerek, kendine avantaj sağlamaya çalışan ve iyice tavan/göt ilişkisine giren vezirimiz bunlar kendisini sıkıştırınca yine yeniçerilere kaçmıştır. Lakin çeriler kapıkulularla kan aksın istemediklerinden bunun azlini istemişler, yerine de Kemankeş Ali paşa veziri azam oldu. 1623. Mere sonradan öldürüldü hadi müjde yapayım sevinin biraz. Kemankeş Ali paşa nihayet bu buhranlı dönemde Allah korkusu olan dürüst bir adamdı diyebiliriz.

Arkadaşlar biliyorum moraliniz bozuluyor veya “nasıl iş” diyorsunuz. Ama durum bu şekilde. Devlet içerisine rüşvetçileri, kendi adamlarını doldurursun karışıklıkta güven kalmadığından isyanı ve olayları kontrol edemezsin. Asker bu dönemden sonra “satın alınabilir” statüye geçerek tabiri caizse kim parayı verirse onun düdüğünü çalıyor.

Halk bu durum karşısında şoke oluyor elbette. Sürekli eski büyük padişahları özlemle anmışlar. “Ahhhh bir Selim zamanı böylemiydi azizim” veya “Hünkar Süleyman olsaydı böyle mi olurdu?” diye iç geçirirlermiş. Hep beklerlermiş “birisi gelse de bu rezilliğe bir son verse” diye.

Halkın bir kesimi ise yapılanları kabul etmeyip, artan vergi yüküne karşı ayaklanmış. Bozulan askeri düzen eşkiyalığına karşı isyan etmiş. İşte o isyan edenlerin devlet bu dönemde üstüne basmış, seslerini kesmiş. Öldürülen binlerce kişiden sonra sesini çıkartmaya korkan millet içine daha çok kapanmış.

Saray içerisinde dönen entrikalar, suikast girişimleri ve verilen rüşvetler sonucu devlet düzeni o kadar hızlı bozulmuş ki halk arasında “rüşvet” ile ilgili espriler yapılmaya başlanmış. Dikkat edin yıl 1623. Devlet bilim ve sanat alanında zirvede olduğu Kanuni Sultan Süleyman Döneminden (1566) sadece 50 yıl sonra ülke çöküşte neredeyse. Tıkır tıkır işleyen devlet sisteminin bozulma sebebi nedir? İşte ölümünden sonraki 50 yılda buhran ve eziyete şahit oluyoruz. Yani tepeden aşağıya düşüş sanıldığının aksine 1700 yılında değil 1600 yılında başlıyor. Zaten ülkenin durumunu sonradan daha ayrıntılı devam ederek anlatacağız. Nasıl insanların yönetimlerde bulunduğunu. Sürekli yazdığım “Osmanlı Çöküş Sebepleri” bu yazılar ile başlıyor. Zaten dönen dolaplardan sebepleri siz bulup çıkartacaksınız. Yani öyle “Osmanlı devletinde herkes namaza giderdi, rüşvet yoktu, içki içilmezdi, zina yoktu, herkes dinini biliyordu yok efendim okuma yazma şuradaydı, ahlaklıydık vs. deyip ama cumhuriyet ile bu değerlerden uzaklaştırıldık gavur gibi olduk” söylemlerinin asılsızlığını anlayacaksınız. Yeni kitabı da özetleyeceğim bu şekilde 1850 yılına kadar hiç olmazsa akademik kaynaklardan önümüzü görebiliriz.

Sonraki yazıya buradan

II.Osman 1.Bölüm

Önceki yazıya buradan

II.Osman Hükümdarlığı

1) I.Ahmed genç yaşta ölünce yerine yetişkin bir evlat bırakamamıştı. Bu sebeple kardeşi I.Mustafa padişah ilan edilmişti.

2) I.Mustafa’nın cinneti saklanamaz olunca 3 ay sonra, I.Ahmed’in 14 yaşındaki oğlu Osman hükümdar ilan edildi 1618

3) Faal, ama yaşı itibariyle tecrübesizdi. Etrafındakilerin tesiri altında kalıyordu doğal olarak. Lehistan’a sefer düşünüldü vs. 1620

II.Osman

4) Sefer öncesi kendisinden iki yaş küçük kardeşi şehzade Mehmed’i boğdurtmuştur. Oldukça güzel ve yakışıklı bir adam olan Mehmed’in öldürülmesinde kardeşine beddua ettiği kayıtlardadır. Şeyhülislam Esad efendiden fetva istenmiş, alamayınca Rumeli kazaskeri Kemaleddin efendi {şeyhülislam olurum belki ilerde diyerek tabi} fetvayı vermiştir. Tabi Osman’ın, Esad ile araları açılmıştır. {siyasi gücün dinde kullanılmasına örneklerden birisidir bu}

5) Padişah seferde askerden kaçanları yoklama yaptırdı. Bu ocak ağalarına itimatsızlık sayıldığından onlarla da araları açıldı. Kelle başına verilen ücretlerin düşük olması askeri huzursuz etmişti. Seferlerde 100 bine yakın köle toplanmış fiyatlar çok ucuzlamıştı.{bilmeyenler için bizde de kölelik haliyle vardı. Fiyatları falan bellidir pazarlarda dönemlerde} Savaşta çok iyi bir kumandan olan Karakaş Mehmed paşa, kendisini çekemeyen veziri azam Hüseyin paşanın hücuma katılmaması dolayısıyla arada kalıp ölmüştür. {işte ondan sonra neden küfür ediyorsunuz}

6) Askerler paşanın ölümüne sinirlenmiş ve kötü yönetim sebebiyle padişaha da küsmüştü. Seferden bir sonuçta alınamayınca Lehli’lerle sınır kabul edilmiş ve dönülmüştü. Döndükten sonra II.Osman’ın dalkavukları “Bu askerlerin iyi olmadığını söyleyip, Mısır/arap askerinden alıp tekrar ordu kurmak gerektiğini dile getirerek” gazı verince, padişahta gazı almış “hacca gidiyorum” diye hazırlanmaya başlamıştı.

7) Tabi rüşvetin gırla gittiği, padişahın sabah osuruğunun daha kokusu çıkmadan haliçten duydulduğu bu dönemde bu mümkün değildi. Askerler olayı öğrenmiş ayaklanmıştı. Vezirin ve bu dalkavukların kellesini istemişlerdi. II.Osman vermedi ve hacdan vazgeçtiğini açıkladı. Askerler ise yatışmamış meydandan saray girmişti.

8) Birden “padişah Mustafayı isteruk” diye bağırıp galeyana geldiler. Deli Mustafa’yı bulup çıkardılar. Vezir geldi  konuşmak için öldürdüler, yeniçeri ağası geldi parçaladılar. II.Osman’ı kötü bir ata bindirip dışarı çıkardılar.

9) I.Mustafa, annesinin işaretiyle bacanağı olan Davud paşayı veziri azam yapmıştı {Davud paşa annesiyle beraber aslında isyanın yaratıcılarından bir tanesiydi}. Hemen cebeci başıyı gönderip II.Osman’ı boğdurtmaya çalışsa da yeniçeriler izin vermedi. II.Osman ağlasa da, amcasının deli olduğunu söylese de dinlemediler. “Beni öldürürler bırakmayın” demiş, çeriler “öldürülmeyeceğinin” söyleyip II.Osman’ı teskin etmiştir.

Sonraki yazıya buradan

Anadolu İsyanları Ve Celaliler

Önceki yazıya buradan

Anadolu İsyanları ve Celaliler

1) Gelelim şu isyanlara. İsyanların tabi ki ilk önce sebeplerine gelmek lazım. “haydi isyan edelim kafam bozuk” tadında olmaz o işler. Günümüzdeki yorumlarda ya isyancılar “vatan haini” ilan edilmiş, yada Osmanlı devleti “katil” ilan edilmiştir. Zamanın toplumsal yapısını değerlendirmek ve olaylara düz bir şekilde bakmamak lazım. Neyse isyanın birçok sebebi vardır. En tepedeki sebep ekonomik buhrandır. Ekonomik buhranı getiren sebepler incelendiğinde ise uzun savaşlar, yeni ganimet getiren seferlerin yapılmaması, dünyadaki ticaret ağının kaymaya başlaması, devlet dirlik ve düzeninin bozulmaya başlaması, rüşvetin yaygınlaşması, sonuçta halka vergi yükü olarak binmesi vs. sayılabilir. Sonuçta tartım-din imparatorluğu olan devlette, halk bu mezalimden bunalıp artık tarımı bırakarak şansını şehirlerde denemeye karar veriyor veya işte ilk pundunu bulunca da isyan ediyor.

2) Batıda Avusturya ile mücadele sebebiyle Anadolu iyice başıboş kalmış, halktaki bu huzursuzluğu kullanarak değerlendirmek isteyen bazı kişilerde isyan etmiş, kendi adlarına hutbe okuyup para bastırmış, hatta askeri teşkilat bile kurmuştur.

3) Osmanlıda enflasyon yükselince paranın ayarıyla oynanır genelde, fakat sonuçta yine vergi/ayar/rüşvet üçgeninde patlayan halk oluyor tabi. Enflasyonun ne olduğunu aramızda hala bilmeyenler var. Enflasyon “maaş ile çalışan” kişilerin üzerilerine bindirilen yüktür kısaca. Şöyle diyelim bir ürünün fiyat artımına gitmesinin değişik sebepleri olabilir. Enflasyonun devlet tarafından yapılmasının amacı zararını azaltmaktır. Ayarı düşürür veya piyasaya para sürer. Para değer kaybedince patron zarar etmemek için fiyatları yükseltir. Çalışan ise bu fiyat yükselmesine karşı çaresizdir. Zam yapılmasını bekler ve zam alana kadarki dönemde bu kur/değer farkından dolayı devletin zararını kendi cebinden öder. Kabaca bu yani. Direkt sabit fiyat üzerinden vergi ödeyenler en büyük zararı onlar görür. Bu sebeple enflasyon artmış artmamış borsayı pek ilgilendirmez. Ha dolaylı olarak elbette etkilenme olacaktır tabii daha az.

4) En zorlu celali isyancıları Karayazı ve kardeşi Deli Hasan {ki kardeşi sonradan affedilip paşa yapılmış, lakin uygunsuz davranışları görülünce öldürülmüştür}, Tavil Ahmed, Kalendaroğlu ve Canboladoğulu’dur.

5) Ayrıntılara girmiyorum, vezir-i azam Murad paşa anadoluya girmiş ve üç yılda bütün isyancıları temizlemiştir. Hani öyle böyle değil, yataklık yapanları, şüphelileri, kadınları, dedeleri çocukları/bebekleri dahil bir daha buna kalkışmasınlar diye öldürmüştür. Bu sürede 200 bine yakın kişi öldürülmüştür.

6) Günümüzde alevi vatandaşlar bu isyanları da “komple bize yapıldı” veya “Osmanlının mezalimi” diye anlatsa da yada bilse de pek ilgisi var mı bilemiyorum. Fakat daha önce yorumlarımda belirttim, Osmanlıdaki devlet ve yönetim biçimi belli. Aleviler farklı bir mezhep ve hayat yaşadıklarından hoş görülmezlerdi haliyle. Muhtemelen bozulan devlet düzeniyle beraber daha çok ezilen, üstüne basılan ilk önce gayri müslimler ve farklı mezhepten vatandaşlar olacaktır. Sonuçta bu celali dediğimiz isyanlara katılanlarda büyük alevi topluluklarıdır ki bunda da bir anormallik yoktur. Fakat işte, devlete karşı baş kaldırı olarak görülen bu hadise tarihte daha önce söylediğim gibi oldukça kanlı bir şekilde bastırılmıştır sürekli.

7) Olanların ışığında suçlu aramak yersizdir. Değişen düzenle beraber halk ayaklanmış, birileri bunu kullanmış, tepelerine acımasız bir şekilde de binmiştir. İsyanları bastıran Murad Paşaya sonradan kuyucu lakabı verilmiştir. {yakaladıklarını çukur kazdırıp canlı canlı gömdürürmüş}. Aslında olaya şu açıdan bakmamız gerek sanırım, genel toplumlarda geçerli olan kural güçlünün ve fazla olanın, güçsüz ve az olanı yok etmesidir. Bu bitkilerden, hayvanlara ve doğal olarak insanlara kadar herşeyde vardır. Demokratik topluma geçişlerimizde bile bunun devam ettiğini görmekteyiz. 1600’lü yıllardan bahsediyoruz yani. Tahmin ediyorum ki, toplum genelini ters çevirsek yani fazlalar mesela alevi olsa ve devlet yapısı ona göre işlese farklı mezhepten olanlar ezilecek ve isyana açık olacaktır. Bunlar varsayım olsa da her yerde görülen şeyler kendimizi kandırmaya gerek yok. Yaradılış gereği canlılar kendinden farklı olanı yok ediyor genelde. Bu zaman için insanların canlı canlı gömülmesi vahşet gibi görünse de, zamanında kellelerden dağlar yapıldığı düşünülürse veya “yıldırım düştü silah deposuna ölmen gerek” dendiği düşünülürse (tanrıdan bir işaret var diyerek) normal karşılanmalı. Elbette belli bir kesmin tarihte gerçekten ezildiği ve zulme uğradığıda bir gerçektir

8) Son olarak sonuçları yazarsak, toprak ağalığı başlamıştır. Çünkü tefeciden veya ağalardan borç alan halk ödeyememiş ve buraları kaybetmiştir. Tımar sistemi bozulmuştur, büyük nüfus hareketleri olmuş, tarımsal üretim düşmüş, vergiler azalmıştır. İlerde bunu engellemek için teşvik yasaları da çıkmıştır. {bir laf anlatırlardı “Osmanlı devleti 1600’lerde o kadar zenginmiş ki, sadaka verecek adam bulamıyorlarmış” diye yani işte ekonomik veriler kayıtlı zaten}

Sonraki yazıya buradan