Seküler Devlet ve Tarikat-Vakıf-Ticaret İlişkisi – VI

Önceki yazıya buradan

Osmanlı devleti neredeyse 200 yıl süren Tasavvufi İslam ve Türk Ahi geleneğini devam ettirmiştir. Ahi geleneği ile hareket eden devlet adamları türk müslüman anlayışını islami kültürü ile birleştirmiştir. Artık bununda adını koyalım bu Türk İslam geleneği yani Anadolu Aleviliği’dir.

Aleviliğin ülkemizde çeşitleri olduğu için derinlerine hiç girmeyeceğim. Fakat anlattığım Anadolu Aleviliği bu düstur üzerine inşa edilmiştir. Ne demiştik?; Fatih Sultan Mehmed gelene kadar bu böyle gitmiştir. Peki ne yapmıştır Fatih Sultan Mehmed?

Osmanlı tarih yazılarımızda ki Fatih bölümünde bunun ile ilgili bilgi vermiştik aslında. Babasının da veziri olan Osmanlı Tarihi’ndeki en kuvvetli ve zengin adam olan Ahi Çandarlı Halil Paşa İstanbul fethinden sonra hemen tutuklatıldı peşinden hapse atılıp öldürüldü. Ayrıntılarını orada yazdım. Bunun ana sebebi Türk Müslüman olan Çandarlı Halil Paşa’nın tahtın varisliğine karşı çok kuvvetlenmesiydi. Devleti o idare ediyor, her atamayı o yapıyor, mal varlığıyla dudak uçuklatıyordu. Bundan çok korkan Fatih Sultan Mehmed (geçmiş yazılarımızda anlattığımız türk-müslüman bir ailenin tahtı ele geçirebilmesi Avrupa’daki gibi) hem bahane ile Çandarlı Halil Paşa’yı öldürtmüş hemde devşirme sistemini getirerek çok kuvvetlenen Ahi teşkilatını çökertmiştir. Peki ama nasıl çökertmiştir?

Küçük yaşlarda alınan devşirmeler etraftan toplanıp sarayda eğitildikten sonra yavaş yavaş devlet kademelerinde bulunan Ahi-Türk çalışanların yerlerine atanmaya başlamıştır. Türk müslümanlığından gelen daha doğrusu Anadolu Alevi inancına sahip olanlar devlet kademelerinden el etek çektirilerek kadrolar devşirmelere bırakılmaya başlanmıştır. Bunun en büyük sebebi türk-müslüman bir ailenin tahtı ele geçirmemesini sağlamaktır. Bu anlayış o kadar ileri boyuttadır ki ticaret ve kolay para kazandıran işlerde bile Ermeni veya Yahudi tüccarlar avantajlı konuma getirilerek burada bile nefes almalarına izin verilmemiştir.

alevi-dervisleri-638x359.jpg

Yani Osmanlı Devleti Türk-Tasavuufi geleneğine sahip olan Türk Alevilere demiştirki “gidin kardeşim tarımla uğraşın çobanlık yapın veya asker olun savaşın fazla devlet erkanına girmeyin”. İşte zamanla gittikçe zayıflayan ve temizlenen kadrolar ile tahtını tehlikeden koruyan Osmanlı Hanedanlığı farklı bir tehlikenin odağında yaşamaya başlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nun başlangıcı Türk-Alevi kökenli olup daha sonradan Türklüğü dışlamış ve bu geleneği bırakarak mezhepçi sünni müslüman akımını tercih etmiştir. Günümüz hala bu uzantıların ceremesini çekmektedir. Bu sebeple ülkemizin yobaz kesimi kulaktan duyduğu şeylerle Alevi denilince irkilir ve iftiraları anlatır. Burada asıl hedef Türk geleneğidir, yaşantısıdır, ahlakıdır, hayat tarzıdır…

“Ben Sultan Beyazıt oğlu Sultan Selim, sen ki ey eşek Türk…”

Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Savaşında karşılaşacağı Şah İsmail’e yazmalarından bir cümle

Toplum geleneksel Ahi teşkilatını zamanla kaybedecek, ticari yaşamı ele geçiren yabancı devşirme kişiler piyasayı kontrol edecektir. Vurgunculuk, bozulan Tımarlı sistemi, rüşvet ve adam kayırma baş gösterecek kısacası ekonomik düzen ve en önemlisi toplumun ahlaki seviyesi düşecektir. Dağlardan arada şehre inen Türkler aşağılanacak, hor görülecek ve toplumdan dışlanacaktır. Sanıldığının aksine Osmanlı vatandaşı kendisini Türk olarak tanımlamaktan kaçınacaktır. Devlet-i Aliyye mensubuyum diyerek Türk’leri dışlayacaktır hor görecektir. Bunlar ilgili bir çok yazı, görüş, yazma, konuşma, hikaye vs. bulunmaktadır. (Örnek olsun diye yukarıya Yavuz Sultan Selim’in Şah İsmail ile girdiği savaştan önce yazdığı mektuptan bir kısım koydum ama çok var koymuyorum).

isid-el-kaide-ve-boko-haramin-osmanlidaki-ornegi-kadizadeliler_1163425_720_400

Orta çağ devletleri içinde kurulan mükemmel sistematik yapı ve Türk-Alevi tarikat ahlakı sayesinde uzun müddet ayakta kalabilen Osmanlı Devleti zaman sonra terk ettiği tasavvufi türk tarikatlarının yerlerine farklı tarikatları geçirmeye başlayacaktır. Bu tarikatlar geçmişteki “ne olursan ol gel” düsturundan ziyade “benim gibi namaz kılacaksın kılmazsan sen kafirsin” düşüncesiyle hareket eden arap tarikat ekolunü sistemimizin içine sokacaktır. Bunun ile iligli de bir Tarikat doğuşu yazısı yazmıştım okuyun mutlaka.

“Fakilerden bir zengin, güzel bir delikanlıya cinsi münasebette bulunurken, ikrahla yüzünü buruşturarak sesleniyor; Topla şu ipek uçkurunu, haram şey değmesin mübarek vücuduma.”

Mevlanadan Sonra Mevlevilik – Abdülbaki Gölpınarlı

Tarikatlar ile iligli yazdığım yazıya örnek olması bakımından yukarıda artık sapkınlıklarını anlattığımız Kadızadeler ve peşi sıra gelen tarikat düşüncesinin dayandıkları gelenek ne yazık ki İmam Gazali felsefesi olmuştur.

İslam dünyasındaki bu gerileme İmam Gazali’nin genel düşünce ve geliştirdiği hayat felesefesi sebebiyle olduğu kabul edilmektedir. Ben İmam Gazali’yi direk suçlamamakla beraber İslam biliminin kendisinden sonra gerilemesinin baş aktörlerden bir tanesi olduğunu düşünüyorum.

Şimdi devam etmeden evvel İslam dünyasında kısa bir felsefi gelişim turuna çıkalım arkadaşlar. Onuda bir sonraki yazımızda anlatalım. Uzun ve dallı budaklı gidiyor biliyorum lakin bunları bilerek Vakıf sistemine gelir isek daha sağlıklı yorumlamada bulunabileceğiz. Yani Vakıf-Ticaret-Siyaset ilişkileri toplumun ahlaki bozulması, İslam coğrafyasının bilimi reddetmesi peşi sıra gelen bir oluşumdur. Anlatacağız acele etmeyin..

Hoşçakalın..

Sonraki yazıya buradan

Seküler Devlet ve Tarikat-Vakıf-Ticaret İlişkisi – V

Bir önceki yazıya buradan

Efendim ne dedik? Türklerin islamı kabul etmesiyle beraber bunu kültürleriyle harmanlaması sonucu yeni bir yapı meydana getirildi dedik. Peki yeni yapı derken ne demek istiyoruz? Lan bunun laiklik ve sekülerizm ile ne alakası var?

Bir kere konuyu vakıf sistemine getireceğim için alakası var. İkincisi tarikatların gelişimini ve toplum üzerindeki yansımalarını da anlatmak istiyorum.

Türkistan topraklarında Hoca Ahmet Yesevi önderliğinde bir çok derviş müslümanlığı Anadolu topraklarına yaymaya başladı. Anadolu erenleri ve babaları diye sağda solda gördüğünüz eski türbeler muhtemelen Ahmet Yesevi’nin öğrencileridir. Anadolu Selçuklu devleti hem geleneksel türk kültürü hem de islami anlayış ve hoşgörü yapısı içinde yaşamaya başladı. Mevlana, Yunus Emre, Şeyh Edebali vs. bir çok eren bu topraklarda örnek müslümanlığı ve yaşam biçimleriyle islamiyete önder oldu.

Yani “ben oruç tutuyorum tutmayan o…pu çocuğudur” tarzı bir anlayışın tam tersi “Ben oruç tutuyorum, oruç aç kalmak değil insanın nefsini kontrolüdür. Oruç yürekte aşk ile tutulur gönül ile yaşanır” diyen tarikat hocalarının anlayışıdır. Bu tarikatların amacı islami ve türk geleneğine uygun insan yetiştirmektir. Bunun temeli de Selçuklu geleneğindeki Ahi teşkilatıdır. Peki Ahi teşkilatı nedir?

resized_328b3-623859e2hocaahmedyesevikimdir
Ahmet Yesevi

Ahiliğin günümüzdeki adı kısaca esnaf grubu olarak adlandırılabilir. Anlattığımız tarikat hocaları destekli ve onlardan feyz alan, dürüstlüğe ve onura önem veren, tefeciliği yasaklayan, falza para kazandıysa para kazanamayan arkadaşına destek olan, fazla para kazanmayı uygun görmeyen bunu fakir ile paylaşan, “1 liraya aldım 50 liraya yapıştırdım aki” demeyip “1 liraya aldıysam en fazla 2 liraya satayım ticaret adabına uygun olmalı” diyen, genel olarak misafirperverliğe önem veren, “yanımdaki ekmek fırını çok para kazanıyor bende karşısına açayım parayı vurayım” dediği zaman bunu engelleyen ayıp sayan, ahlaklı, namazında, eline-diline-beline sahip çıkan insanlar topluluğudur. (Ahiler ile ilgili istek olursa genel bir yazı yazabilirim).

Ahi teşkilatı Anadolu Selçuklu Devleti’nin temel taşıdır. Esnafın örnek müslüman anlayışını benimsemiş tasavvufi tarikat desteğiyle adeta kendi içinde sosyal adaleti sağlaması ve vurgunculuğa göz açtırmaması zenginleşmeyi ve bir Türk-İslam anlayışını meydana getirmiştir.

Lakin doğudan gelen Moğol akınları neticesinde vergiye bağlanan Selçuklu Devlet’i gücünü yitirince ve zaman içinde dağılınca bu tarikat erenleri batı topraklara kaçmaya başlamıştır. Şeyh Edebali mesela Osman beyin yanındadır.

Osmanlı devletinin kuruluşu ve bu türk-islam yani tarikat-ahi teşkilatının üzerinde olmuştur. Başarısının sırrı torpilsiz ehli kişilerin görev yerlerine getirilmesi ve ahlakı/onuru öne alan bir anlayış üzerine inşa edilen toplum yapısında gizlidir. Bu ahlaki ve tasavvufi islam anlayışı zaten gavur topraklarında saldırıları da şekillendirmiştir. Saldırma amaçları elbette gaza olmakla beraber “eğer teslim olursanız canınız bize emanet” denmesinin ve bunun adilane bir şekilde yapılmasının gayesi budur.

ahilik-nedir-kurulusu-kurallari-main-img.jpg

Toparlarsak Osmanlı devleti içerisindeki farklı din-mezhep-etnik kökenlerin bir arada yaşamasının sebebi geçmişten gelen Türk kültürünün islami gelenek ile harmanlanması sonucu ortaya çıkan tarikat-ahi teşkilatıdır. Bu düşünce “yahudi o zaman kellesini kesmek sevaptır” demeyerek veya ormanda domuz kovalamak yerine “ben ahlakım, dürüsütlüğüm, yaşantım ve onurum ile yahudiye veya hristiyana örnek olayım böylece müslümanlığa davet edeyim onları da kurtarayım” tarzında bir yaşam felsefesini kabul etmiştir. Alınan yerlerde yaşatılan hoşgörü ve anlayışın temeli budur.

Fakat Osmanlı devletinin ilk 200 yılında işleyen bu gelenek Fatih Sultan Mehmed zamanında kırılacak ve toplum farklı bir yola gidecektir. Onu da bir sonraki yazımızda anlatacağız.

Sonraki yazıya buradan

Fetih Sonrası ve Genel Bir Değerlendirme

Önceki yazıya buradan

En son İstanbul’un alınmasını yazmıştık. Buradan uzun bir aradan sonra devam edelim yine. Fetih sonrası dünya çalkalanıyor ve yeni bir döneme gerçekten giriliyor bir nevi. Bu sadece Osmanlı devletinde yasalar ve kanunlar ile değil, Avrupa’nın dönüşümü ve gerçek tehdit olarak Türklerin görülmesi vs. olaylarla açıklanabilir.

1) Fetihle beraber Papa ve Napoli karallığı dehşete düşmüştür. Buna karşılık Papa 1453’te bir haçlı münasebeti düzenlemek istese de başarılı olamaz. Ortadoks ülkeler, Rumlar, cenevizliler fethi tebrik edip vergiye devam etmişlerdir.

2) Papa, etrafa gazı verip Cenevizlileri, Napolileri ve Venediklileri kullanarak Jan Hunyad komutasında haçlı düzenlemeye çalışsa da Napoli/Venedik düşmanlığı bunu engellemiştir. {Burada bir yorum yapmak istiyorum. Avrupa’nın durumu nasıldı? Avrupa’nın durumu anlattığımız gibiydi. Yani bir iç savaş halinde, sefalet, din yobazlığı, kralların kilisenin baskısı, haksızlıklar, kıtlık ve hastalıklar. Doğuda Türklerden nefret ediliyor, zaferler ilerledikçe papayıda telaş alıyordu. Durum o kadar kötüydü ki, sırf mezhep ayrımcılığından İstanbul’a yardım gönderilmemişti. Ülkeler arasındaki anlaşmazlık ve düşmanlık sebebiyle Haçlı seferi bile düzenlenemiyordu. Tabi bu 1700’lerden sonra yavaş yavaş değişiyor.}

3) Vezir Halil paşa fetihten hemen sonra tutuklanıp hapse atılmıştı. Fakat nüfuzu o kadar büyüktü ki öldürülmesi bir iç karışıklığa sebep olabilirdi. Bu sebeple hapsedilip, halk arasında rüşvet aldığı iddiaları ortaya atıldı. Yine fetihi engellediği, vatan haini olduğu vs. iftiralar atılıp söylentiler yayarak 40 gün sonra öldürüldü. Çandarlı ailesinden başka oğlu İbrahim paşa, II.Beyazidin vezir olmuştur. {daha öncede yazdım, olaya tek taraflı bakan genelde muhafazakar tarihçiler Halilin vatan hainliğinden bahsederler.}

4) Halil paşanın ölümüyle  sarayda ve nüfuzda iyice güçlenen devşirmeler her yere sızıp kadrolaşmıştır. Daha sonra gelen vezirlerin hepsi (34 tane) devşirmelerden oluşur.

Sırbistan seferi ve Mora Fethi

1) Fetihten sonra Sırplar tebrik ve vergi gönderse de, Papa teşvikiyle Macarlarla da haçlı için konuştuğu ajanlar tarafından anlaşılmıştı. Bu sebeple sefer düzenlendi. Bazı kaleler alındı ve gözdağı verildi. 1454

2) İki yıl sonra orta avrupanın kapısı Belgrad’ı almak için tekrar sırp seferi yapıldı. Belgrad’ın alınması için toplar döküldü ve çok hazırlık yapıldı. Fakat bunu engellemek isteyen Papa, Jan Hunyad aracılığıyla yardıma yetişti. Jan, oldukça başarılı oldu ve Osmanlı askerlerini püskürttü. Fatih kaçmayıp savaşarak olası bir bozgun önlendi. Fatih savaşta kalçasından yaralanırken, Jan ağır yaralanmış 11 gün sonrada ölmüştür. 1456

3) Peşinden Sırp kalı ölünce seferle alınmıştır 1458

4) Mora alınıyor 1460

5) Mora despotu, kızını Fatih’e nikahlayıp emekliliğini açıklıyor.

6) Papa 1463’te Macarları gaza getirip Bosna taraflarına, Venediklileri de Mora tarafına saldırtmıştır. Venedikliler def edilmiş, Mora ve Atina dolayları kontrol altına alınmış 1463

Osmanlıların Denizciliği Ve Doğu Akdeniz Faliyetleri

1) Osmanlılar ilk büyüme dönemlerinde denizciliğe hiç önem vermezlerdi. Bunun yerine belirttik Venedik/Ceneviz çekişmesini kullanırlardı. Lakin dönem dönem özellikle Venedikliler ihanet etmiş ve devlet zor durumda kalmıştır.

2) Yıldırım, Geliboluda liman ve deniz üstü yaptırdı

3) Fatih devrinde İstanbul’un alınmasıyla donanmaya daha çok önem verildi. Çünkü Venedik ve Papa gemileri arada bir Çanakkale’yi geçip Gelibolu limanını harap ediyorlardı. Yine ege ve marmarada küçük liman ve gemiler korsanlar tarafından tahrip ediliyorlardı. Ele geçirilen yerlere limanlar yapıldı, Turgud, Kemal Reis, barbaros vs. türk gemicilerlede donanmaya ağırlık verildi.

4) Ege ve adaları için Napoli, Venedik ve Papa ile mücadele edilmiş sonunda adaları Osmanlılar almıştır.

Karadeniz Kıyılarının Fethi

1) Bir yanda adalarda mücadele devam ederken diğer yanda Fatih karadeniz kıyılarına gözünü dikmiştir. Ceneviz elindeki Amasra’ya gitti, şehir valisi şehri teslim etti (1460)

2) Candarlardan İsmail bey tırstı birazcık. Kardeşi Ahmet bey osmanlıya kaçtı. Fatih Trabzon’u alacağım ayağına Sinop’a demir attı. Şehri isteyip vergide talep etti. Kabul edilmeyince kardeşi salarak Kastamonu’ya girdi. Oradaki halk Kızıl Ahmet beyi kabul edip bey ilan etti. Sinop’taki İsmail beyle konuşuldu, ikna edildi. Kendisi şehri verip, Bursa’da sancağa yerleşti. Kastamonu sancağı olan Kızıl Ahmet, daha sonra Akkoyunlara kaçtı (1461)

3) 1203 senesindeki IV.haçlı seferinde İstanbul’dan kaçan rumlardan bir aile İznik’e, diğeride Trabzon’a gitti biliyorsunuz 1206. Orada mücadele veren Trabzon rumları, venedik/ceneviz hakimiyetine girmişlerdi. Sol taraftaki candarların dağılmasıyla işi sıkıya bağlayan rum beyi, kızını güçlenen Akkoyunlu hükümdarına nişanladı. Akkoyunlular rumların vergilerini alıp, Fatihe’de akıllı ol diye elçi gönderdiler. Papadan da yardım isteyen Trabzon rumlarına iyice ayar olan Fatih sefere çıkmıştır.

4) Fatih kıyıları denizden çevirip karadan da yöneldi. Geçitleri, dar yolları açtıra açtıra ilerleyen Fatih’i gören rumlar şaşırdı. Kale çok iyi korunsa da, karadan ve denizden kuşatılması, dönemin en iyi toplarının olması ve “Fatih” faktörü teslim olmaya zorladı. Kendisi Serez’e yerleştirildi. (1461)

5) Trabzon’un alınmasına sinirlenen Akkoyun hükümdarı çekinmiş bir şey yapamamıştır. Sonradan Trabzon imparatoru yeğenini Akkoyunlardan getirtmek için mektup yazında Fatih işkillenmiş, hükümdarı, biri müslüman olan dört oğlunu ve yeğenini hapsettirmiştir. 7 ay sonra da öldürtmüştür 1463

Arnavutluk Eflak Boğdan Bosna Seferi

1) Arnavutluk dolaylarına ilk sefer II.Murat devrinde yapılmıştır 1443. Birçok boydan oluşan bu topraklarda en önemli kişi İskender bey idi. Kazanılan yerlere sürekli saldırmış ve başarılar elde etmiştir. Osmanlı buralarla fazla ilgilenememiştir. Çünkü o dönemlerde Haçlı ve :Jan Hunyad belası vardı. İskender bey buradaki beylerle toplantı düzenleyip . Arnavut beyi oldu 1 Mart 1444

2) İskender bey 1447’de Venediklilere de akınlar düzenliyordu. Yine Milan dukası da Venediklilere saldırdığından, Venedikliler dertliydi. Yine Venediklilere düşman olan Napoli krallığı alttan alta Arnavutluğu destekliyordu {Yani karmakarışıktı oralar hala, herkes düşmandı birbiriyle dalaşıyordu ve doğudan gelecek Osmanlıya karşı güçsüz düşüyorlardı}

3) Haçlılara katılmak için İskender bey söz verdi. Venediklilerle sulh yapıldı lakin Kosova savaşına yetişemediler. Zafer ile II.Murat İskenderin üzerine 1449’da yürüdü. Ertesi sene de gelerek Sigetrov ve Kroya’yı almış

4) Napoli, İskender’i kullanıp kışkırtırken Venedikliler artık gıcık olmuşlardı heh heh. Osmanlıyı buraya sefer için kışkırttılar. İstanbul’un alınması, Venediklileri korkuttuğundan bu siyasetten sonra vazgeçtiler, çünkü arnavut ötesi Venedik’ti.

5) İskender bey, Napoli kralının ölümüyle yalnız kaldı ve Osmanlı himayesini tanıdı 1460

6) Papanın gazıyla tekrar Osmanlıya saldıran İskender, sonuç alamasa da çatışmalara devam etti. Fatih o sıralar karadenizle ilgilenmekteydi. İskender daha fazla çatışmaya gerek görmeyip barış yaptı 1463

7) Osmanlıların Bosnayı almasıyla iyice tırsan Venedikliler, Napoli ve Arnavutluğu desteklemeye başladı. Barıştan bir yıl sonra yine azan İskender bey başarılar elde etti ve üstüne gönderilen iki Osmanlı vezirini yendi. Buna sinirlenen Fatih sefere geliyorum deyince Yusuflayan İskender bey artık kim varsa Napoli, Venedik, Macar, Papa yardım istedi haçlı talep etti.1464

8) 1465’in ilkbaharında sefere çıkıldı. İskender bey karşısına çıkmamıştı. Bu yerler alındı geçitler tutuldu, ilerlenmedi. İskender bey Papaya gitti fakat para sıkıntısı olan Papa bol dua verebildi. Napoli’den biraz daha para alıp döndü. 1467’de Osmanlı birliklerine saldırıp başarılı oldu.

9) Fatih, aynı sene yeniden sefere çıktı. Birçok yeri alıp kaleler inşa etti. Asker yığdı. İskender bey taarruz için beyleri toplasa da hummaya yakalandı. 17 Ocak 1468 de öldü.

10) İskender bey, geçitler ve dağlara sahip Arnavutlukta kahramanca savunma yapmıştır. Birçok ajan ve adamların hiyanetine rağmen 25 yıl mücadele vermiştir. Ölümüne Fatih sevinmiş “hristiyanlar kılıç ve kalkanını kaybetti” demiştir.

11) İskenderin oğlu Venedik ve Napoli altında ülkeyi yönetti. Fatih, uzun süre buralara gelmedi Boğdan’a gitti. 1478’de buralara tekrar gelip alamadığı yerleri aldı. Venedik daha fazla savaş tehlikesini görüp barış imzaladı.

Sonraki yazıya buradan

I.Mehmed ve Oğlu II.Murad

Önceki yazıya buradan

I.Mehmet Devri – Osmanlı Toplanıyor

1) Çelebi Mehmet imparator olunca Bizans ve Sırplara söz verdiği yerleri veriyor. Balkanlardaki ülkelerle, Venedik ve Cenevizlilerle de sulh yapıyor. Fakat Karamanlılar yine kaşınıp saldırınca hatta Bursayı kuşatıp şehri yağma edince oraya sefere çıkılıyor.

2) İzmir alınıyor 1414. Karamana sefer yapılıp üstüne gidiliyor. Tabi korkan karaman hükümdarı hemen anlaşıyor asker ve vergiyle yırtıyor 1415.

3) Venediklilerle bir yıl deniz savaşı yapıldı, sonunda anlaşıldı

4) Macarlarla kısa savaşlar oluyor 1414-1419

5) Anadoluda Şeyh Bedreddin ayaklanması çıkıyor. Bu arada Timur ölünce oğlu esir aldıkları Mustafayı serbest bırakıyor. Mustafa Bizansla anlaşıyor, oradaki beyliklere de vaatler verip destek topluyor. Şeyhin isyanı bastırılıyor, Mustafa kafa kola alınıp yeniliyor. Kaçıp Selanik’e saklanıyor.

6) I.Mehmed, yardım eden eflaka saldırıyor bazı yerleri de alıp geri dönüyor. Kocaeli etrafına saldırıldı. İstanbul’un kuşatılmasından korkan Manuel elçi gönderiyor.

7) I.Mehmed avlanırken kalp krizinden ölüyor. Öleceğini anlayınca oğlu Murad’ı getirtip imparator ilan ediyor. Diğer iki oğlunun Bizansa gönderilmesini vasiyet ediyor. Murat gelmeden padişah ölüyor, halktan bu saklanıyor. 1421

II. Murad Devri – 1421

1) II.Murad’ın üç kardeşi vardı. Mustafa Karamanlılara kaçıyor. Diğer iki kardeşini, babasının vasiyetine uymayarak Tokat’a hapsettiriyor.

2) Bunun üzerine Bizans hapsettikleri Mustafa çelebiyi çıkarıp rumeliye gönderiyor Selanik’ten. Orada birlikleri organize ediyor. Kendinin çelebi Mehmetin kardeşi olduğunu söylüyor. Kuvvetler ona inanarak tarafına geçiyor. Edirne alınıp imparatorluğunu ilan ediyor. 1421

3) II.Murad, veziri Beyazıd paşayı üstüne gönderiyor. Fakat savaş öncesi sağ ve sol kanatlar Mustafa çelebiye geçince oda teslim olmak zorunda kalıyor. Mustafa çelebi, Beyazıd’ı yanına alsa da ertesi gün hemen öldürtüyor. Mustafa’nın karnındaki yarığı gösterip beyleri ikna ettiği söyleniyor. Savaşı kazanınca tekrar Edirne’ye gidip imparatorluğunu ilan ediyor.

4) Bizans kralı Manuel, Mustafa çelebiden anlaştığı Geliboluyu istiyor. Mustafa burayı vermeyince, II.Murad’a gidiyor. Fakat ağır şartlar isteyince (şehzedeleri istiyor, ki neden istediğini anlamışınızdır) anlaşamıyorlar.

5) II.Murad, birlikleri toplayıp savaş hazırlığı yaptı. Bunu öğrenen Mustafa çelebi birlikleri hazırlayıp anadoluya geçti. II.Murad casusları ve beyler aracılığıyla Mustafa’nın aslında düzmece olduğu iddiasını yaydı. Mustafa çelebi’de casusları aracılığıyla askerlerinin kendisini savaşta terk edeceğini öğrenince kaçtı. Edirne’ye gitti 1422

6) Peşinden gidilip Mustafa yakalandı. Normal bir insan gibi asılarak idam edildi. Cesedide çürüyene kadar asılı bırakıldı.

7) II.Murad, Tokatta yaşça küçük olan iki kardeşinin gözlerine mil çektirtip Bursa’da oturttu.

8) Manuel, korkarak elçi gönderdiyse de elçiyi kabul etmedi, İstanbul kuşatıldı 1422

9) Bizans panikleyip, II.Murad’ın biraderi Mustafayı karamandan getirtip “yaparsın sen, aslansın, kaplansın, pumasın” diyerek anadoluya gönderdi. II.Murad hemen kuşatmayı kaldırtıp anadoluya hareket etti.

10) Vezirler arasındaki mücadele dikkati çekiyor. Şimdi ve sonrada devam ediyor bu. İki vezirin gazıyla hatırlayın, Beyazıd paşa savaşa gönderilmiş orda da askerleri karşıya geçince teslim olmak zorunda kalmış ve öldürtülmüştü. II.Murad çok zor durumda kalıyor bu sebeple

11) Candaroğulları alınmış, Bizansla da vergi ve asker karşılığı anlaşılmıştır.1424

12) Karamanda taht kavgası çıkıyor. Fırsatı değerlendiren II.Murad, bir tanesini destekleyip bazı yerler karşılığı anlaşarak onu bey yapıyor. {biz yapınca tabi mükemmel dış siyaset, Bizans yapınca Bizans oyunu oluyor}1424

13) Amasya, Çorum, Tokat ve Osmancıktaki Türkmenler buralarda kargaşa çıkarmışlar, soygunlar yapmışlardır. Bunların dört baş beyi öldürülmüş Türkmen erkeklerinin hepsi katledilmiştir 1427 {ya siyasi olacak belki ama dersim denilen yerlerde benzer oyunlar daha öncede yaşanmış yani. Dersimde kürtlerin olduğu bile tartışılır. Dayımın tezi vardır bazı yerlerden de duymuştum kürtleştirilen aleviler diye. Genelde bu yöre insanları zamanla kürtleştirilmiş. Nasıl olmuş nereden kaynak kitap verebilirim ama tabi okumak isteyene. Bende aslen şu an Tunceli dediğimiz yerde pek kürtlerin olduğunu düşünmüyorum. Çünkü kürtlerin o bölgelere göçünün yakın zamanda elle tutulur sebebi yok. Kürt göçünün ana sebebi kesinlikle ekonomiktir. Bizim oralarda ise ekonomi yoktur, tarım vardır. Tarım için o kadar kürt oralara göçeceğine, daha verimli batı topraklara göçmelidir bana kalırsa. Zaten kürtleştirme tezi de, yakın tarihte yapılmış, çokta başarılı olmuştur. Dersim isyanı ve bastırılmasının tarihte kürtlerle ilgisi yoktur, alevilerle ve türkmenlerle ilgisi vardır. Tartışmak isteyen bana özel mesajdan ulaşabilir. Neyse resmi tarih diyoruz ya işte burada da bu tarihten fazla sağa sola sapmak pek doğru olmayacak. Çünkü o dönemdeki olaylar biraz karışık ve Osmanlı tarihini ilgilendirse de işin karanlık tarafları ve konuşulması gereken yer burası değil.}

14) Germiyan beyinin çocuğu olmamış ölümünden evvel ülkeyi Osmanlılara bırakıyor 1428

15) Selanik alınıyor 1430. Venedikliler karşılık olarak Çanakkale kıyılarına saldırdırlar. Sonradan II.Murad sulh yaptı 1431

16) Eflak despotu Vlad Drakul ile Sırp despotu Brankoviç el altından çalışmalar yapıyorlardı. II.Murad, Vladı askerlerle beraber Macarların üstüne göndererek aradaki gerilimi artırmayı düşünüyordu. {ne kadar ilginç lan bizde koreye, ırağa, afganistana falan gitmişiz ya birisinin istekleriyle benzer değil mi} 1432. Sırplarında üstüne giderek onları vergiye bağlamış. Ayrıca kızı Maria’yı almış fakat yaşı çok küçük olduğu için daha sonra alınmış 1435

17) Macarlarla Tuna nehri dolaylarında savaş yapılıyor. Macar ordusu dağılıyor 1432. Buradan istifade Karamanlılar yine arkadan saldırıyor. II.Murad çok sinirleniyor ve üstüne yürüyor. Çok korkan Karaman beyi elçilerle anlaşıyor tekrar 1434. {aslında alacaklar akıllarını da batıdan gelecek tehlikeye karşı asker azlığı olabilir, bu sebeple hep anlaşıyorlar çünkü Karamanlılar da kuvvetli bir birlik}

18) II.Murad orduyu toplayıp Macarlar üstüne yürüdü. Sırp ve Eflak askerlerinin rehberliğinde ilerlendi. Fakat Macarlar şehirleri bırakıp kaçmışlardır. II.Murad bırakılan yerleri almadan geri döndü 1437

19) Belgrad kuşatılsa da alınamamıştır 1439

20) Macarlı büyük komutan Jan Hunyad bir muharebede başarılı oluyor ve aldığı esirleri de öldürüyor. Bunun üzerine üstüne büyük bir Osmanlı ordusu gönderiliyor. Fakat buda kötü komutadan dolayı savaşı kaybediyor {işteeee borunun zart dediği nokta arkadaşlar, büyük bir asker olan Beyazıd paşa, diğer iki vezirin entrikalarıyla gereksiz yere ölüme gönderilmişti hatırlayın, hatırlayın ulan. İşte bu “ben üst mevkiye çıkayımda gerisinin koy götüne” düşüncesinin sonuçları uzun vadede bakın nerelere gidiyor. Aferim ikinci vezire ve diğerine adlarını hatırlayamadım aferim olm. Bence ölen bütün askerlerin hakları geçmiştir}1442. Jan Hunyad bu savaşı da kazanınca ünü artıyor ve bu gazla etrafında haçlı ordusunu toplanmaya başlıyor. Eflak, Sırp, Alman beylikleri, Fransa, Belçika ve Karamanoğlu beyliğide! {tarihte bazı haçı seferlerine, çıkarları uğruna katılan müslüman birlikler vardır ve sanılanın aksine baya fazladır aslında özellikle araplardan} buna katılmıştır.

21) 1443’te Haçlılar Osmanlı topraklarına girip Osmanlı ordusunu mağlup ediyorlar. Bu sırada II.Murad Karamanın üstüne yürüyüp onları yeniyor ve anlaşma yapıyor. {tarihte yazmasa da yine alternatifinde rumeliden büyük haçlı ordusu gelirken ne diye karamanla uğraştığının tam anlaşılamadığını görüyoruz. Düşünce, Karamanlılara sığınan şehzadelerden birisi olabilir. II.Murad, bir şehzadenin etrafında toplayacağı ordunun çok tehlikeli olacağını görmüş bu sebeple oraya saldırmış olmalıdır. Tabi kesin değildir.}. Hızla rumeliye doğru gitmiştir.

22) İzladi’de düşmanla karşılaşan II.Murad yenilmiştir. Fakat vaktin kış olması ilerlemeyi engellemiş, haçlılar hazırlık için geri dönmüştür. II.Murad, kızgın bir şekilde Edirne’ye döndü. {şimdi burada bir önemli not ekleyelim. Yıl 1443. Yani 10 yıl sonra İstanbul’un fethinden önceki duruma bakarmısınız. Yani aslında tarihte bizim öğrendiğimiz yükselme dönemi öyle pek yükselerek geçmiyor. Tam tersine bu yıllar, hatta Kanuni dönemi oldukça buhranlı dönemler. Yükselmeyi biz toprak almaya indirgediğimiz için milletçe öyle görünüyor tabii ki. Kabul etmek lazım ki Osmanlı her yıl ya doğuda, yada batıda savaşmış. Buda halkı çok yormuş ekonomiyi sefer olsa da zedelemiş. Yine Fetret devrinin atlatıldıktan sonraki kısa dönem en kritik yerler Osmanlı adına. Haçlı ordusunun bizi mağlup etmesi kırılma noktasıdır. Çünkü eğer devam edebilseydi, Osmanlı büyük ihtimal yok olacaktı. Tabi hemen akla neden devam etmediler geliyor. Şimdi onuda anlatalım. O zamanlar savaşlar bahar sonu başlıyor. Yani havalar ısınınca hazırlıklar başlıyor. Ordu yaz başı sefere veya savaşa çıkıyor sonbaharda havalar soğuyunca seferler bitiyor geri dönülüyor. Bunu bilen Macar komutan Jan, kurnazlık yapıp haçlı ordusunu yaz başında değil sonbaharda hazırlıyor. Yıllarca yaz sonu savaşı bitiren ve evine dinlenmeye giden Osmanlı askeri bir bakıyor ki dinç, yeni bir ordu. Fakat dezavantajı haçlıların savaşın kazanılmasına rağmen ilerleyememesi. Çünkü savaşı kışın yaptıkları için, galip gelseler de pek bir şey ifade etmiyor toprak kazanma adına. Şimdi II.Murad, her yıl doğuda ve batıda savaştığını söyledik. Yani diken üstünde bir yerde artık. Batıda haçlılara da yenilince bunalıma giriyor adeta. Osmanlı tekrar dağılabilir. Tabi temelli olarak. Şimdi bu bunalımlı döneme devam edelim canlandırdık o yılları}

22) Karamanlılar yeniden saldırıya geçince II.Murad adeta çıldırdı. Haçlıların yanında saldıran Karamanlılara karşı dört ulemadan “sefer yapılması caizdir” fetvası alınarak üstlerine gidildi. Tabi fetva neşe içerisinde verilmedi, ayrıca karaman soyundan onlara bağlı insanları da içeriyordu. Fetvayı alan Osmanlı askeri Anadoluya girdi. Korkan Karaman beyi karısı II.Murad’ın kardeşini gönderip sulh istedi. Haçlılar saldırdığı için kabul edilip anlaşıldı rumeliye hareket edildi 1443. Haçlılar rumelide başarılı faaliyetler yapınca Karamanlılar yine saldırdı {nasıl ayar oldum yine Karamanlılara lan ama sonları kötü olacak} 1444.

23) Haçlılar dinlenip kıştan sonra gelmek için geri dönünce, tırsan II.Murad Jan Hunyada elçi gönderdi ve sulh istedi. Yapılan girişimlerle Macar ve Sırplara toprakları geri verildi. On yıl barış kabul edildi. Fakat Papa ve bazı devletler muahedeyi kabul etmemesi için onlara baskı yaptılar. Lakin, Macar ve Sırplar isteklerini aldıkları için anlaşmayı yeminle kabul ettiler 1444.

24) Karaman üstüne ulemalardan aldıkları fetvalarla yürüyen II.Murad, anadoluya gerçek anlamda girmiştir. Ele geçirdikleri yerleri yakıp, yıkmış, değerli ne varsa talan etmişler, kadınlarada tecavüz etmişlerdir. Karaman, elçilerle anlaşma istedi, haçlı ordusu sebebiyle II.Murad anlaşmayı kabul etti. Geçilen yerler Karamanlılara tekrar bırakıldı. Bu yerlerde bir yıl sonra yüzlerce kız/erkek çocuk (babasız) doğmuştur.

25) II.Murad, geri dönmeyip Bursa’ya giderek padişahlığı tek oğlu Mehmed’e bırakmıştır (1444). {Padişahlığı bırakan tek padişahtır. Tabi neden bırakmıştır anlattık. Ülke o kadar buhranlı durumdaki her yerde sürekli savaşlar çıkmıştır. Zaten çok fazla devlet işleriyle ilgilenmemiş vezirlerle takıldığı için pek tutulan bir padişah olmamıştır. Aldığı bu kararla tam anlamıyla sçmıştır bana kalırsa. Allahtan sıvamamış geri dönmüştür}

26) Henüz 13 yaşında ülke başına geçen Mehmed’in bu durumu etrafta yankı buldu ve heyecan yarattı. Papa, bu büyük fırsatı kaçırmamak için Macar kralını ikna etti. Jan Hunyad’a da bulgar krallığı vaat edilince dayanamayıp antlaşmayı bozdu. Bizans haçlıları desteklese de korktuğu için pek katılamadı. Sadece çelebi Mehmetin oğlu Orhanı karışıklık için salsa da başarısız oldu. Karamanlılar yine koyun/oyun işine girerken haçlılarda toplanmaya başladı. Venedikliler savaşta gemilerini haçlılara kiraladılar. Sadece sırplar topraklarını geri aldıkları için antlaşmayı bozmayacaklarını açıkladı. {sırp falanda adamlara helal olsun amcoğlu, ankara savaşında da savaşmışlar burada da iki ediyor bakın}

27) Durumun boka sardığını gören baş vezir Halil Paşa {ki namı değer vezir Beyazıd’ı savaş gönderen bunun babasıydı sanırım neyse} II.Murad’a giderek tekrar devletin başına geçmesini istedi. Oda teklifi kabul edip orduyla hızla rumeliye geçti. Geçiş zor oldu, cenevizliler ile geçilirken Bizans taş attı olaya. Mehmet, bu tahttan inme olayını hiç sevmediği gibi Halil Paşayad’a çok kızdı.

28) Varna’da karşılaşan iki orduda haçlılar sayıca üstündü. Savaşta sağ ve sol kanatları bozulan Osmanlıya karşı heyecanlanan Macar kralı ortaya taarruz etti. Büyük komutan Jan Hunyad kanattan engellemeye çalışsa da yetişemedi. Macar kralının etrafı sarıldı ve öldürülerek kafası bir mızrağa geçirildi birde bağırıldı muhtemelen “ağğğğğh diye” mnkym. Krallarının kafasını mızrakta gören askerler dağılmaya başladılar. Jan, askerlere “biz kral için değil dinimiz için buradayız” dese de ordu dağıldı 1444

29) Savaştan sonra herhangi bir tehlikeye karşı yine tahtta kalan II.Murad, bir tehlike olmadığını görünce, tahtı yine Mehmed’e bıraktı 1445.

30) Mehmed, akıl hocası Zaganos paşa ki kendisi osmanlıda üst mevkilerdeki ilk devşirmelerdendir, neyse onun etkisiyle bir İstanbul seferi düşünüyor. Halil paşa ise buna karşı çıkmıştır. Edirne’de bir yangın sonrası yeniçeriler ayaklanınca, ekonomide kötüye gidince {bunların Halil paşa tarafından yapılma ihtimalinden söz edilir öldürülmemek için} Halil paşa devlet erkanı kararıyla II.Murad’a gidip onu tekrar padişah görmek istemiştir. Bu gizli olayı av sırasında öğrenen Mehmed buna sebep olan adam Halil paşaya iyice kin gütmüş, İstanbul’un fethinden sonrada öldürtmüştür.

31) Jan Hunyad, haçlı yenilgisini unutturmak için kuvvetleri tekrar topladı. Almanyadan, Polonyadan, Arnavutuktan, Eflaktan birlikleri oluşturup saldırdı. Aralarına katılmayan Sırplarada saldırıp kosovaya geldi. II.Murad ile II.Kosova savaşı yapıldı 1448. Osmanlıda, Karamanoğlundan yardımcı birliklerde vardı. İki orduda 80-100 bin civarındaydı. Savaş üç gün sürerken düşman hilal taktiğiyle devrilmiştir. En kritik anında Halil paşa tarfından satın alınan Eflaklar Osmanlıya geçmiştir. Jan kaçmış, orduları dağılmıştır.

32) Dülkadirin kızı Sitti Mehmed’e alındı ikinci karısı oldu (ilki gülbahar) 1449

33) Kalp krizinden II.Murad öldü 1451. 48 yaşında ölen padişah, iyi niyetli yapıcı bir padişahtı. Ölmeden taht bırakan tek padişahtı. Ölmesiyle taht oğlu Mehmed’e kaldı.

Sonunda geldik İstanbul’un fethine. Şimdi yazacaklarımızın kaynakları yine bu kitap ve İlber hocanın bir kitabı ve Halil Hocanın “Fatih devri üzerine tetkikler ve vesikalıklar” kitabı olacak. Bu sebeple pek yanlış bilgi verileceğini sanmıyorum.

Sonraki yazıya buradan

XIV.-XV. y.y. Osmanlı-Bizans İlişkileri

Önceki yazıya buradan

XIV.-XV. Osmanlı-Bizans İlişkileri

1) 1261’de latinlerden geri kalan İstanbulda durumlar pek iyi değildi. Vergilerden halk bunalmış, Anadolu ve rumelideki yerler elden çıkmıştı. Denizde Venedik ve Cenevizliler kontrolüyle geçiyordu. Karada da soldan Macarlar, sağdan türkler kan kusturuyordu.

2) 1282’de imparator yardım için İlhanlılara kardeşini veriyor biliyorsunuz. İlhanlılar da, batı kıralı o sırada ölünce “kızı alırım gerisine karışmam” diyerek olaya noktayı koyuyor. Bu sırada katalan denilen denizcileri çağırıyorlar. Fakat bunlar genelde hırsızlardan oluşan serseri bir birlik.

3) Not atmamışım sanırım, İspanya kralı işi bitince bunları Bizansa gönderiyor. Oda bunalmış zaten. Katalanlar başarılar kazanıyorlar Türklere karşı. Fakat adamlar ele geçirdikleri yerleride yakıp yıkmaya yağmalamaya başlamışlar heh heh. Bizans iparatoruda Türklerden çok “ulan bunlar banada saldıracak mnkym” diyerek tırsmaya başlamış. Komutanlarını çağırtıp öldürtmüş. Bunu haber alan Katalanlarda trakyayı yakıp yıkmış, Atinayı ele geçirip burada Askeri Demokrasiyi kurmuşlar 1311

4) Latinlerin tekrar işgal tehlikesinin yanında, Papa da Venediklileri ve Fransa kralını İstanbulun fethi için iknaya çalıştı (ulan bu papa varya). Böyle bir ortamda batıdan destek alamayan Bizans impratoru Osman gaziye karşı direniş gösterememiş. {yani Osmanlı daha yeni yeni yayılırken Bizans çok zor durumda}

5) Daha öncede örnek verdiğim yer. İmpratorun torunu genç Andonigos taht kavgasını kazanıp tahta geçmiş. İznike yardım için Orhan gazinin üstüne yürümüş. Fakat Palekenon savaşını kaybetmiş. Bizansta moraller sıfıra inerken, Genç Ando hüngür hüngür ağlamış deniyor 1329

6) 1337’de İzmit kaybediliyor. Büyük bir gelir kaynağı olan izmitin gelirlerinin kesilmesi çok koymuş.

7) Baktıki olmıcak “napalım lan” demiş imparator. Kızını Orhana, diğerinide Bulgar kralına vermiş. “Bari demiş müttefikim yapayım”.{bilmeyenler için, Bizans bu tarihlerde bizim müttefikimiz olmuş. Demek ki, bizim filmlerdeki gibi müslümanları kazığa oturtup, şarap içip, et yiyerek dansöz seyretmekten başka geçmişte bir süre müttefiklerimizmiş}

8) Sırp kralı Duşan bakmış iş yok Bizansta, yardırmış rumeliden 1340

9) Genç Ando 1341 de ölmüş. Yine taht kavası çıkmış.

10) Taht kavgasında Kantakuzen’e Aydınoğlu Umur bey yardım etmiş. Fakat kıyılarına saldırı olduğu için artık yardıma gelemeyeceğini söylenince Kantakuzen ümitsizliğe kapılmış.

11) 1345 te Umur bey Kantakuzene “amcoğlu Orhan bey mert adamdır git ondan yardım iste daaaa” demiş. Oda yardım istemiş.

12) Orhan gazi 5-6 bin asker ile Bizansa yardım edip, Edirneyi geri almış ve Bizansa geri vermiş. 1346’da daha önce genç Andonun kızıylada evlenen Orhan, Kantakuzenin Teodora isimli kızıylada evlenmiş.

13) Orhan gazinin askerleriyle beraber istanbulu kuşatıp imparatorluğunu ilan ediyor Kantakuzen. Yine Orhan gazi 1347 de beraber sırplara karşı savaşıyorlar.

14) Fakat “müttefik ayağı, göt ayağı” (bknz. Benan Pastacı: “kardeş ayağı, göt ayağı”) diyen Kantakuzen, Papadan yardım istemiş 1353. Tabi yine başı sıkıştıkça kayınpeder Orhandan da yardım istemiş. Bulgarlarla savaşta yardımlarından dolayı Geliboludaki Çimbi kalesini Orhana vermiiiiiş.{ilk defa rumeliye çıkıyoruz böylece}

15) Kantakuzen “ulan ben bunlara bu kaleyi verdim ama, bunlar yarın birgün bana saldırır allahım neyapayım” diyerek Orhandan kaleyi geri istemiş. “Anadoludan başka yeri vereyim demiş, para vereyim demiş.” Orhan gazi “kaleyi sen hediye ettin amcoğlu tamam vereyim, ama Geliboluda biz savaştık burdan çıkmam” deyince Kantakuzen hemen topuk yapıp Bulgarlardan ve Macarlardan yardım istemiş. Onlarda “ulan lavuk daha 6 yıl evvel sen bunlarla beraber olup bizle savaştın sikerağğ ulan” deyince öyle kalmış Kantakuzen.{Burda notumu atayım, gördüğünüz gibi bizim ilerlemizin yönünün neden Bizans olduğu. Orhan gazi yine iyi bir komutan ve diplomat olduğu için nerdeyse Bizansla hiç kılıç savaşı yapmadan onun yanında yeralarak “biz size yardım ediyoruz” “biz size bişey yapmıcaz baaaaak aldık edirneyi size verdik baaak” diyerek kobrayı hazırlamışlardır. Bizansında taht kavgalarından dolayı büyük kozlar verdiklerini I.Murada kadar görüyoruz. Sonrasında aynı avantajı Fetret devrinde bize kullanmışlardır onuda yazacağız}

16) Kantakuzen bu şekilde alenen sıçıp, rumeliye türkleri kendi eliyle sokunca, öbür varis Yuannis halkı ayaklandırıp imparator oluyor. 1355

17) Bununda papucu yemeyince Orhanla iyi geçineyim diyor 10 yaşındaki kızını Orhanın oğlu Halil’e nikahlıyor

18) Türkler geliboludan “ulan buraları bize tehlikelidir” diyerek Çorluya doğru yayılıyorlar.

19) Yuannis yine kederlen latinlerden yardım istiyor. Papa ya gidiyor. Papa tabi anasının gözü olduğu için pek yüz vermiyor. “Tamam, mezhebinizi değiştirin yardım edelim” diyor (şerefsiiiiz). {tabi burda Bizans nekadar çaresiz görüyorsunuz. Ortadokslara acıyorum açıkçası hep eziliyorlar bu dönemde. Düşenide kullanıyorlar tabi} 1361

20) Macar kralının yardımıyla geliboldan türkleri atıyorlar. Fakat burda da yine mezhep çatışması yaşanıyor (1367) Yuannis yapacak bir şey olmadığını görünce Papanın yanına gidip Katolikliği kabul ediyor 1369. {şimdi bilmeyenler için yazalım yazdıkmı lan yoksa. O dönemde din kavramı çok farklı arkadaşlar. Toplumlar liderleri hangi dine mensupsa o dini kabul ediyorlar. Yani kral “ben taşa tapıyorum” deyince, halk “yaşa kralım taşa tapıyoruz” diyerek onun benimsediğini hemen olmasada benimsiyorlar. Yani papa, “Bizans impartorunu Katolik yapayım da, gerisi gelir” diyor, tabi kazın ayağı öyle olmuyor}. Fakat İstanbuldaki halk buna itaat etmemiş ve şiddetle karşı çıkmış. Neden karşı çıkıldığını yazdık biliyorsunuz. Katolik nefreti iliklerine işlemiş ozaman. {Efendim tabi Yuanniste neyapsın. Türklerle iyi geçinsemde, bunlar az çok bana yine saldırıp topraklarımı alacak diyor, yardım arıyor ümitsizce}. Avrupada sürekli yardım için dolansada bişey elde edemeyince gerisin geri gelip Osmanlı hakimiyetini tanımış ve asker vermeyi kabul etmiş (I.Murad zamanı 1373)

21) {Hah burasına dikkat, kuvvetli liderin zayıf rakibine karşı yaptığı hareketi görüyoruz, burda ondan faydalanıp nasıl bir damla kan dökmeden neyapıyor bakın I.Murad}. Yuannisin oğlu Andronikos ile I.Muradın oğlu Savcı bey buluşup “dayıoğlu biz neden imparator değiliz, bizim neyimiz eksik” deyip muhtemelen birbirlerini adabazarlı gibi gaza getirerek isyan ediyorlar. Tabi, I.Murad üzerlerine yürüyüp bunları yeniyor ikisinide ele geçiriyor(1375). I.Murad şehzade Savıcının ve Yuannisin gözlerine mil çektiriyor. (mil çektirmek, yani kızgın demir bağlı kişinin gözlerinin önüne getirilir. Büyük oranda su olan gözler, ısı sonucu kurur ve belli bir süre sonrada eriyip akar) Tabi bir farkla, Bizans prensini tam kör yapmayıp istanbula gönderiyor. Savcıyıysa daha sonra hemen öldürtüyor. Neden? belki ilerde kullanırım diye  yazacağım ehehe

22) Venediklilere borcu olan Yuannis ödeyemeyince karşılığında Bozca adayı ve Tenedosu onlara veriyor. Tabi Cenevizliler ayar oluyor buna, hemen plan yapıp gözlerine mil çekilen (tek gözü gören Andronikosu) kaçırıyorlar. Oda imparatorluğunu ilan edip Bozca adayı Cenevizlilere veriyor (1376). {bakın şimdi}. I.Murad, Andronikosu destekleyip asker gönderiyor tabi bir miktar toprak karşılığında. O da imparator olmak için tamam diyerek yardımı kabul ediyor. Yönetimi ele geçirip babasını ve kardeşini hapse atıyor, I.Murada da istediklerini veriyor. Tabi Venedikliler bu olaya kızıyor hemen plan yapılıp 1379 da Yuannisi ve oğlunu kaçırıyorlar. Bunlarda I.Murad a gidiyorlar. I.Murad istekleri doğrultusunda onlara busefer destek olarak onu imparator yapıyor Smiley Tabi vergi ve askerde var. Yıldırım daha sonra körü ve oğlunu Selanik valisi yapıyor ilerde (1390)

23) 1390 Ekimde Yıldırım anadolu seferine çıkmış, yanında Bizans imparatorun oğlu Manuel ve askerleriyle. Sefer dönüşü Yuannisin ölüm haberini duyan Manuel, hemen istanbula geçmiş. Yıldırım kendisinden de izin istenmeyince sinirlenip istanbulu kuşatmış. Kuşatma 7 ay sürmüş. O zamanda sur yıkacak topların daha kullanılmadığını düşünürsek açlıktan şehrin alınması planı işlevsel görünüyor

24) Avrupadan yardım isteyen Manuele yardım eden çıkmamış. Napacaz falan derken Timurun gelişi ortaya çıkıyor. Timurun gelişinin sebepsiz olduğunu söyleyen muhafazakar tarihçilerin dedikleri tabiki doğru değil. Hindistan ve dolaylarını zapteden doğunun türk impratoru Timur, Osmanlının büyük ilerlemesini görmüş, ilerde kendisinede tehlike yaratabileceğini düşünmüş, İstanbulunda alınmasıyla dahada tehlike yaşanacağını anlayıp şehir ele geçmeden anadoluya girmiştir. Amacı, Osmanlıyı dağıtmaktı. Neyse, Timur doğudan gelince Yıldırım mecburen anlaşıp askerleriyle doğuya yöneldi. Bizans imparatoruyla ağır şartlarda anlaştı. Asker ve vergi ile beraber, 700 evlik bir müslüman mahallesi, müslümanların haklarının korunması, şeriat mahkemesi için kadı tayini, 2 cami konularındaki anlaşmaları kabul ettirdi. {tabi ilginç, osmanlı zayıflayınca aynı azınlık haklarını avrupalılar istiyor hatta şimdi bizden isteniyor}

25) 1425’e kadar Manuel imparatorda Bizans bu tarihe kadar ayakta kalıyor. Timur çöküşü yarım asır geciktiriyor yani

26) İmparator, Ankarada Yıldırım esir düşünce hemen istanbuldaki türkleri kovdu, islam mahkemesini kapattı ve Timuru tanıdığını ilan etti.

27) Tekrar nefes alan Bizans, Osmanlıdaki taht kavgalarını iyi kullanmışlardır. Çelebi Mehmeti, rumelideki Musa çelebiye karşı kışkırtmıştır. Mustafa çelebiye yardım etmiş vs. çelebi mehmetin oğlu II.Murad imparator olunca bu sefer Mustafa çelebiyi rumeline gndererek ortalığı karıştırmıştır. Mustafa çelebi Edirne ve gelibolu dolaylarını almış, fakat sözünde durmayıp Bizansa geliboluyu vermemiştir. Bunun üzerine Bizans, II.Murada başvurmuş, rumeliye geçmesi ve yardım için iki oğlunu rehin istemiş kabul edilmemiş tabi. Cenevizliler fırsat bu fırsat deyip II.Murad ile anlaşımışlar (vergi alınmaması, imtiyazlar) ordusunu rumeliye geçirmişler. Rumelide zafer kazanan II.Murad tam rahatladık derken, Bizans elindeki öbür Mustafayı anadoluya geçirmişler. Onuda yenen II.Murad sonunda olaya noktayı koymuş. Bu haberi alan Bizans kralı kalp krizi geçirmiş ve ölmüştür ehehe 1425

28) Yeni imparator, II.Murad ile vergi ve asker verme karşılığında anlaştı

29) Macarlar ve haçlıara karşı Varna savaşı kaybediliyor, sebebi yardıma gidememeleri. Osmanlı askerini Bizans ve Venedik gemileri karşıya geçirmiyor. { ya burası tam net değil bilen açıklayabilir yani kafam gitmiş sanırım. Ama burda boğazda bir engelleme var. Birde Osmanlının anadolu ve rumeliye geçişlerdeki bu taşıma olayına rağmen denizlerde bişeyler yapmamaları yine çok ilginç. Tabi çok daha eski ülkelerden çekinip onları kiralamışlardır ama kardeşim yani orduyuda geçirecek kadar donanma yapılır daaa}

30) Artık istanbulu almak isteyen Fatih, 1453 29 mayısta şehri alıyor. İmparator XI. Konstantin kendi devlet adamlarının bin türlü hıyanetine rağmen sonuna kadar şehri savunmuş ve askerlerinin başında ölmüştür.

Bunlar genel bir yazıdır, ayrıntıları ilerde yazıcam.

Sonraki yazı için buradan