Anadolu İsyanları Ve Celaliler

Önceki yazıya buradan

Anadolu İsyanları ve Celaliler

1) Gelelim şu isyanlara. İsyanların tabi ki ilk önce sebeplerine gelmek lazım. “haydi isyan edelim kafam bozuk” tadında olmaz o işler. Günümüzdeki yorumlarda ya isyancılar “vatan haini” ilan edilmiş, yada Osmanlı devleti “katil” ilan edilmiştir. Zamanın toplumsal yapısını değerlendirmek ve olaylara düz bir şekilde bakmamak lazım. Neyse isyanın birçok sebebi vardır. En tepedeki sebep ekonomik buhrandır. Ekonomik buhranı getiren sebepler incelendiğinde ise uzun savaşlar, yeni ganimet getiren seferlerin yapılmaması, dünyadaki ticaret ağının kaymaya başlaması, devlet dirlik ve düzeninin bozulmaya başlaması, rüşvetin yaygınlaşması, sonuçta halka vergi yükü olarak binmesi vs. sayılabilir. Sonuçta tartım-din imparatorluğu olan devlette, halk bu mezalimden bunalıp artık tarımı bırakarak şansını şehirlerde denemeye karar veriyor veya işte ilk pundunu bulunca da isyan ediyor.

2) Batıda Avusturya ile mücadele sebebiyle Anadolu iyice başıboş kalmış, halktaki bu huzursuzluğu kullanarak değerlendirmek isteyen bazı kişilerde isyan etmiş, kendi adlarına hutbe okuyup para bastırmış, hatta askeri teşkilat bile kurmuştur.

3) Osmanlıda enflasyon yükselince paranın ayarıyla oynanır genelde, fakat sonuçta yine vergi/ayar/rüşvet üçgeninde patlayan halk oluyor tabi. Enflasyonun ne olduğunu aramızda hala bilmeyenler var. Enflasyon “maaş ile çalışan” kişilerin üzerilerine bindirilen yüktür kısaca. Şöyle diyelim bir ürünün fiyat artımına gitmesinin değişik sebepleri olabilir. Enflasyonun devlet tarafından yapılmasının amacı zararını azaltmaktır. Ayarı düşürür veya piyasaya para sürer. Para değer kaybedince patron zarar etmemek için fiyatları yükseltir. Çalışan ise bu fiyat yükselmesine karşı çaresizdir. Zam yapılmasını bekler ve zam alana kadarki dönemde bu kur/değer farkından dolayı devletin zararını kendi cebinden öder. Kabaca bu yani. Direkt sabit fiyat üzerinden vergi ödeyenler en büyük zararı onlar görür. Bu sebeple enflasyon artmış artmamış borsayı pek ilgilendirmez. Ha dolaylı olarak elbette etkilenme olacaktır tabii daha az.

4) En zorlu celali isyancıları Karayazı ve kardeşi Deli Hasan {ki kardeşi sonradan affedilip paşa yapılmış, lakin uygunsuz davranışları görülünce öldürülmüştür}, Tavil Ahmed, Kalendaroğlu ve Canboladoğulu’dur.

5) Ayrıntılara girmiyorum, vezir-i azam Murad paşa anadoluya girmiş ve üç yılda bütün isyancıları temizlemiştir. Hani öyle böyle değil, yataklık yapanları, şüphelileri, kadınları, dedeleri çocukları/bebekleri dahil bir daha buna kalkışmasınlar diye öldürmüştür. Bu sürede 200 bine yakın kişi öldürülmüştür.

6) Günümüzde alevi vatandaşlar bu isyanları da “komple bize yapıldı” veya “Osmanlının mezalimi” diye anlatsa da yada bilse de pek ilgisi var mı bilemiyorum. Fakat daha önce yorumlarımda belirttim, Osmanlıdaki devlet ve yönetim biçimi belli. Aleviler farklı bir mezhep ve hayat yaşadıklarından hoş görülmezlerdi haliyle. Muhtemelen bozulan devlet düzeniyle beraber daha çok ezilen, üstüne basılan ilk önce gayri müslimler ve farklı mezhepten vatandaşlar olacaktır. Sonuçta bu celali dediğimiz isyanlara katılanlarda büyük alevi topluluklarıdır ki bunda da bir anormallik yoktur. Fakat işte, devlete karşı baş kaldırı olarak görülen bu hadise tarihte daha önce söylediğim gibi oldukça kanlı bir şekilde bastırılmıştır sürekli.

7) Olanların ışığında suçlu aramak yersizdir. Değişen düzenle beraber halk ayaklanmış, birileri bunu kullanmış, tepelerine acımasız bir şekilde de binmiştir. İsyanları bastıran Murad Paşaya sonradan kuyucu lakabı verilmiştir. {yakaladıklarını çukur kazdırıp canlı canlı gömdürürmüş}. Aslında olaya şu açıdan bakmamız gerek sanırım, genel toplumlarda geçerli olan kural güçlünün ve fazla olanın, güçsüz ve az olanı yok etmesidir. Bu bitkilerden, hayvanlara ve doğal olarak insanlara kadar herşeyde vardır. Demokratik topluma geçişlerimizde bile bunun devam ettiğini görmekteyiz. 1600’lü yıllardan bahsediyoruz yani. Tahmin ediyorum ki, toplum genelini ters çevirsek yani fazlalar mesela alevi olsa ve devlet yapısı ona göre işlese farklı mezhepten olanlar ezilecek ve isyana açık olacaktır. Bunlar varsayım olsa da her yerde görülen şeyler kendimizi kandırmaya gerek yok. Yaradılış gereği canlılar kendinden farklı olanı yok ediyor genelde. Bu zaman için insanların canlı canlı gömülmesi vahşet gibi görünse de, zamanında kellelerden dağlar yapıldığı düşünülürse veya “yıldırım düştü silah deposuna ölmen gerek” dendiği düşünülürse (tanrıdan bir işaret var diyerek) normal karşılanmalı. Elbette belli bir kesmin tarihte gerçekten ezildiği ve zulme uğradığıda bir gerçektir

8) Son olarak sonuçları yazarsak, toprak ağalığı başlamıştır. Çünkü tefeciden veya ağalardan borç alan halk ödeyememiş ve buraları kaybetmiştir. Tımar sistemi bozulmuştur, büyük nüfus hareketleri olmuş, tarımsal üretim düşmüş, vergiler azalmıştır. İlerde bunu engellemek için teşvik yasaları da çıkmıştır. {bir laf anlatırlardı “Osmanlı devleti 1600’lerde o kadar zenginmiş ki, sadaka verecek adam bulamıyorlarmış” diye yani işte ekonomik veriler kayıtlı zaten}

Sonraki yazıya buradan