Ülke Var Uzakta

Yazarım söylerim çok şey de sosyal ağlarda anlatılan şeyleri ne kendi sayfamda ne burada tekrar tekrar anlatmak istemiyorum.

Ülkemiz son yıl içerisinde yurdun değişik noktalarında patlayan bombalar sebebiyle bir çok masum vatandaşını kaybetti bir o kadarı da sakat kaldı.

Siyaseti suçlamak ve istifa olayların sonucuna götürür bizi. Bu sebeple olay olduktan sonra boş istifa söylemleri bize bir şey kazandırmaz. Çünkü terörist eline silahı veya bombayı ele geçirdiği anda bu eylemi büyük ihtimal gerçekleştirecektir.

Peki siyasi iktidar, emniyet ve asker tam anlamı ile suçsuz mudur?

Terör ve saldırılar en başta yapılacak önlemler dizisi ile engellenebilir. Teröristin yerleşmesine ve adam toplamasına izin verilmez. Bu yurt içi ve yurt dışı için de böyledir. İkincisi siyasi propaganda yapmasına ve silah/propaganda amacıyla para kazanmasına izin verilmez. Üçüncüsü teröristin kullanacağı silah ve bombaların yurt içinden çalınmasına ve yurt dışından sokulmasına izin verilmez.

Ana hatlarıyla terör ile mücadele böyle yapılır. O zaman ülkemiz için şunu sormak gerekir; Geçmiş 10 yılda iktidar teröristlerin yerleşmesine ve adam toplamasına izin vermiş midir? Siyasi propaganda yapmasına ve para kazanmasına izin vermiş midir? Teröristlerin kullandığı silah ve bombaların yurt dışından girmesine izin vermiş midir?

Bu basit soruları beyni olan ve bu ülkede yaşayan herkes kendisine sormalıdır. Düşünmek ve fikir yürütmek sadece sizin seçtiğiniz yöneticilere mahsus bir ayrıcalık değildir. Başkasının ağzından konuşmak veya fikrini anlatmak düşünmek ve fikir yürütmek değildir. İki üç kelam ile bahsi geçen soruları kendinize sormalı ve fikir alışverişini yapmalısınız.

Eğer yapılan fikir yürütmelerinden birisinde bile hataya ve ihmale rastlar iseniz buna izin verenlerin suçlu olduğu ortaya çıkacaktır.

Eğer bir tanrıya inanıyor, eğer az da olsa ahlakınız ve onurunuz var ise lütfen düşünün.

Not: Ben düşündüm inanın bir zararı yok sadece biraz mutsuz ediyor hepsi bu

Düşündüm De..

Düşündüm de..

Toplumumuzun bilgi birikimi çok düşüktür. Nedir bu bilgi birikimi? Bilgili olmak veya bilge olmak ne demektir? Kişinin bilgili veya bilge olabilmesi neye bağlıdır? Kendi dininin gerekliliklerini yapan, gereğince düzgün ve örnek bir kişi bilge bir kişi midir? Yada kendi ülke tarihini araştıran, onların yaptığı savaşlara odaklanan, kahramanlıklarını dinleyen kişi… Bana göre bilgili olmak kişinin çevresindeki canlı cansız sistemi tam olarak öğrenmeye çalışmasıdır. Sadece bir şeye odaklanmadan, sadece öğrenmek için araştırma yapmak bizi sanırım bilgeliğe götürecektir.

Düşündüm de..

Toplumun bilgi birikimi düşüklüğü bilge kişiliği azlığın mıdır peki? Yani yeterince bilge insan olmadığı için mi bilgi birikimimiz düşük? Bilge insanların sayısının çok olması bu birikimi sanırım büyük oranda artırmayacaktır. Önemli olan bilgisi az olan toplumun, bilge insanlardan ne kadar şey öğreneceğidir.

Düşündüm de..

Yine de bilge insanların çokluğu ileriki dönemlerde toplumun bilgi birikimini artıracağıdır. Çünkü ister istemez bilge insanlar yazacak, konuşacak, şarkı söyleyecek veya resim yapacaktır. Bunlara rastlayan veya rastlaması olası insanlar bilgilerini artıracak ve böylece bilgi birikimi artacaktır.

Düşündüm de..

Bilge insanlara rastlama olasılığımız tamamen neredeyse şansa bağlıdır. Eğer bilge insan şansa yakınımızda değil ise bizim bu insanlara bir şekilde ulaşmamız gerekmektedir. Ulaşmamız için ise basitinden maddi olarak iyi durumda olmalıyız ki yanlarına gidebilelim. Bilge insanların ürettikleri düşünceleri/eserleri duymak/görmek için genelde para lazımdır. Çünkü bir bilge genelde iyi bir okulda hoca olacaktır yada başka bir bilge yaptığı eserleri bir müzede sergileyecektir. Asgari ücretle geçinen veya daha üstü olmayan insanlar bu kişilere ulaşamayacaktır haliyle. Ben akşamları hastanede hademelik yapan birisinin akşamı taksimdeki müzeye gittiğini veya çocuğunu St.Benoit lisesine yazdırdığı bilmiyorum.

St.Benua-Çeliktepe Cengizhan Lisesi Maçı

Düşündüm de..

Yada bilge bir ailede büyümeliyiz ki bu birikimden faydalanalım. Peki bunlara sahip değil isek şansımızı nasıl yükselteceğiz? Çok çalışıp sınavlarımızı geçer isek belki ergenlikte bilge insanların yaşadığı bir okula gitmek gibi. Ama bana göre şansımızı çok kitap okumayla artırabiliriz gibi geliyor.

Düşündüm de..

Devletimiz bu bilgi birikimini artırmak için neler yapmalıdır? Sanırım ilk önce eğitim sistemini gözden geçirmelidir. Herkese eniyi eğitimi veremeyeceğini kabul etsek de, ilk öğrenimde bilgi birikimini artıracak hamlelerin hatırlatılması yapılmalıdır. Bu da ancak bilge öğretmenler ile sağlanabilir. Bilge öğretmenler çocukların ufuklarını açar, sanata yönlendirir ve topluma iyi bir vatandaş verir.

Düşündüm de..

Ülkemizin öğretmenleri bilge midir? Devlet bilgi birikimini artıracak olan en önemli basamak hamlesi olan “eğitim” için bu öğretmenleri seçebilmekte midir? Ne yazık ki seçememektedir. Ülkemizin en zeki ve bilge potansiyelli gençleri mal gibi eczacı olup gelen reçetelere bakarak raftan hastalara ilaç vermektedir bir nevi bakkaldan hallice yani.. Peki bu eğitim sistemindeki yanlışlık neden görülememektedir?

Düşündüm de..

Sadece bizim ülkemizde mi görülememektedir? Misal Amerika toplumundaki bilgi birikimi çok mu ileridir? Dünyayı yöneten ülkelerin toplumları gerçek anlamda bilgi birikimi olarak ileride toplumlar mıdır? Sanırım değildir. Lakin şu noktada söylemek gerekir ki gerçekten bilgi birikimi olan bir toplum dünyayı yöneten bir ülke olmak ister mi?

Düşündüm de..

Bu bilgiye yaklaşan üst düzey yaşam seviyelerine sahip ülkeler genel anlamıyla kendi hamurunda kavrulan, kimseye karışmayan ilime bilime yönelen toplumlar olması tesadüf müdür? Kanada’lı veya İsveç’li bir vatandaşın farklı gündem konuları ile zamanlarını geçirdiklerinin farkındasınız sanırım.

Düşündüm de..

Bilgi birikimi olmayan bir toplum olduğumuz için temizliğe gelen kadına 100 lira çocuğumuza eğitime gelen öğretmene 50 lira veriyoruz. Bu sebeple hazırlanan kalite veya arge klasöründen ziyade üretimden çıkan arabaya odaklanıyoruz. Ne yazık ki sizin vereceğiniz “elektrikli aletlerle güvenli çalışma eğitimi” bir anlam ifade etmiyor, onlar ellerine sıcak ekmek veren fırın ustasını tercih ediyorlar. Yani alaylı olmak, mektepli olmaktan bin kat daha iyidir bu tip toplumlarda.

Düşündüm de..

Keşke alaylı bir usta olsaydım toplumumuzda. Hem saygınlığım olurdu, hem de kafam daha rahat olurdu fazla düşünmezdim belki de…

Yazı 20 Eylül 2014 yılında Sapanca’dan Adapazarı’na düğüne gidiş sırasında ki düşüncelerden alıntılanarak yazılmıştır