Sultan İbrahim

Bir önceki yazı için buradan

Efendim baya ara verdik Osmanlı tarihine. En son IV.Murad ülkenin kötü gidişini çok sert tedbirler alarak düzelttiğini ve bunun için tarikatlar aracılığıyla şeyhülislamı ve din adamlarını da kullandığını ayrı ayrı anlatmıştık. Dinin siyasete en şiddetli bu zamanlarda karıştırılması ileride çok daha büyük zararlara yol açacaktı. Fakat dirayetli bir padişah olan IV.Murad ülkeyi toplamış, rüşvetçilerin kökünü kazımış, ne kadar üçkağıtçı kabadayı varsa silmiş süpürmüştü. Peki ülke huzura erdi mi? Rüşvetçiler ve hırsızlar ne yazık ki tarihimizde sadece iyi komutan ve liderler geldiğinde bir süre yer altına saklanmaktadır. Uygun ortamda hemen tekrar filizlenerek yolsuzluklara ve ayak oyunlarına başlayıp kendilerini tekrar zengin ediyorlar. Bunun çözümü halkın bilinçlenmesidir. İşte ölümünün peşi sırası yaşananları okuyalım;

1) IV.Murad zamanında Silahtar Mustafa paşa hasmı olan Kemankeş Kara Mustafa paşayı öldürtmeye çalışmıştır {padişaha gazı vererek}. IV.Murad sürpriz yapıp ölünce, veziri azam Kemankeş olmuş, silahtarı sürgün ettirip mallarına da el koymuştur {eee bu işler böyle amcoğlu}

2) Tabi sürgüne giden Silahtar Mustafa Paşa, Sultan İbrahim’in annesi Kösem sultanla çalışıyordu. Bu sebeple onu İstanbul’a getirmek için ölen padişahın kızı Kaya sultanı bunun ile evlendirmeye çalıştılar. Lakin, anasının gözü olan Kemankeş Kara Mustafa paşa, şeyhülislamdan silahtarı öldürtme izniyle ilgili fetvayı rüşvetle alarak onuda öldürtmüştür. Tabi bu olay Kösem ile arasını açmıştır ki bu hiçte iyi değildir {buradan şunuda görüyoruz arkadaşlar; imparatorlukta yandaş devletler ve rakip devletler arasında ilişki kurmak için gelin alma ve verme uygulanmıştı hatırlarsanız. Yine yandaş adamı saraya yakın tutmak için kızların evlendirildiğini görüyoruz. Misal bunlardan biriside Mimar Sinan’ın sözde aşık olduğu Mihrimah sultandır. Etrafta gezen hikaye doğru değildir, yani yok gece oradan batarken minareden düşen gölge öbür tarafa vururmuşta zartmışta zurtmuş. Mihrimah annesiyle işbirliği içinde olan bir kızdı, o sebebeple başka bir adamla evlendi Kanuni zorla evermedi yani}.

Sultan İbrahim

3) Sultan İbrahim ölüm korkusuyla yaşadığı için (çünkü kardeşleri her an padişah olabilir ve onu öldürtebilirdi) hafif paranoyak cinnetli bir adam olmuştu. Bazen saçma sapan kararlar verir ve haliyle uygulanırdı. Kemankeş bu sebeple padişahla çok zıtlaşırdı. Hasımların ikisini de divana alınca işi iyice zorlaşmıştı. Devleti toparlayan, çeki düzen veren veziri azam bunun üzerine yeniçerileri hafif bir ayaklanma çıkartması için rüşvet vermiş fakat bunu da eline yüzüne bulaştırınca öldürülmüştür.

4) Çok uzadı Girit alınmaya çalışıyor

5) Kemankeş’in öldürülmesinden sonra yerine Mehmed paşa vezir oldu. Oda Hanya kalesini alan Yusuf paşayı kendisine hasım görüyordu. Padişaha onu kötüleyip duruyordu. Birilerini habire şikayet edince padişah sinirlendi ve veziri azledip yerine Salih paşayı vezir yaptı. Artık devlette otorite kalmamıştı, yeniden rüşvet gün yüzüne çıkmış, mal mal hareketler devam etmişti. Bir gün padişah yine gazla Hanya kalesini başarıyla alan Yusuf paşayı çağırtıp “gidin alın Giriti” demiş, Yusuf paşa şaşırıp “deniz mevsimi geçti padişahım zamanı değildir” deyince “ben anlamam banane banane alın Giriti” demiş Yusuf paşada “gidemeyiz padişahım” demiş, padişahta kızıp “sayıyla mı verdiler sizi bana boğun lan bunu” demiştir. Boğdurunca cesedinin başına çömelip pişman olmuş, yanaklarını sıkıp “ne güzel elma gibi al al yanakları da vardı” demiştir {evet hafif manyak olduğunu söylemiştik ve ne yazık ki bu olay gerçektir deli işte}

Sunay Akının bir çift ayakkabı kitabında bu Yusuf paşadan bahsedilmiş arkadaşlar. Ekleme yapıyorum, kendisi Dalmaçyanın Nadin kentinde kimsesiz gezen bir çocuk. Maria adındaki bir dul kadın bunu görüp acımış ve kocasının ayakkabılarını vermiş. Bir gün kapıcı başı gelip çocuğu görmüş. Büyük ayakkabılarıyla çok çalışan Joseph Maskoviç adlı bu çocuğu da götürüp devşirmeye almış. Orada başarılı olan elemanımız adını Yusuf yapmış, Silahtar olmuş. Yükselmiş kaptanı derya olmuş görüldüğü gibi. Ama hasımlarından dolayı, bu büyük adam boğduruldu bir anda deliye çatarak. Ölmeden evvel, ona kocasının ayakkabılarını veren Maria denilen dul kadına kendisine verdiği ayakkabıları içleri altın dolu olarak göndermiş.

1414076373_ib

6) Haaa birde Cinci hoca var tabi arkadaşlar. Söyledim ya tarikatlar ve din adamları kuvvetlendi diye. İşte bunlara Allah bu dönemde “yürü ya kulum” demiş olsa gerek çok zenginleşiyorlar. Herkesi bir güzel okuyup üfleyen bu hocamız çok ünlü tabi. Kadı atamalarından alımlarına bunun rüşvetleriyle dönmeye başlamış. Ona sonra döneceğiz ama durun. Padişah bir gün yolda giderken araba yolu tıkayınca “şehirde at ve araba dolaşmasın beklemicem bir daha bu ne canım yani koskoca padişah kırmızı ışıkta mı beklesin devletin işi gücü var arkadaş” demiş ve “yasaklıyorum lan atı arabayı falan artık” diyede emir buyurmuş. Hemen peşi sıra yakın bir zamanda yine bu cinciye gittiği sırada yolda arabaya rastlayınca vezire “ne ayak lan” diyerek kükremiş, çağırtıp kellesini orada vurdurmuştur. Yerine de Girit’ten Musa paşa veziri azam yapılmıştır. Musa paşa güle oyanaya “ehehehe veziri azam oldum lan şaka maka” diyerek İstanbul’a doğru yola çıkarken onun yerine vekaleten bakan Ahmed paşa katakulli rüşvet ve padişahı kafalayarak “burada benim kalmam daha doğru olur efendim” demiş gelen Musa paşayı da ikinci vezir yaptırmıştır {ahahaa ulan nedir bu ya}

7) Birde veliaht fazla olmadığı için habire cariye, hatun getirilen padişahın asabı bundan da baya bozulmuştu. {azı karar dayı çoğu zarar işte karının}. Kadınlar, bu saf/deli adamı kullanmaya, paraları harcamaya başladılar. {daha öncede söyledim kadınlar padişahları öyle kontrol edemiyordu yazıldığı gibi. Fakat tabi ayak oyunları vardı ve basiretsiz, deli vs. padişahlar geldiğinde çıkarlarını kullanıyorlardı}

8)  Sivas valisi Varvar Ali paşanın bu durumlardan iyice kafası bozulmuştu. İşler rüşvetle döner olmuş, dürüst çalışan adamların atamaları yapılmıyor ve paraları da ellerinden alınıyordu. Fazla para istenince artık gönderemeyeceğini söyleyen Ali paşaya padişah, “o zaman maiyetindeki İbşir paşanın karısı güzel onu gönder de tadına bakayım” diye yazı göndermiştir. Ali paşa da “her şeyi yaptık pezevenkliğe mi soyunalım artık yok artık lebron ceyms” demiştir. “Başkasının nikahlı karısını gönderemeyeceğini” usturubuyla söyleyince Sultan İbrahim sinirlenmiş, karısı istenen İbşir paşaya Ali Paşayı öldürmesi için haber ve asker gönderilmiş. İbşir paşa da “bu adam benim karımı ve onurumu korudu” demeyerek askerler ile Ali paşaya saldırmış ve öldürdükten sonra Sivas valisi olmuştur (senin ben kalıbına sçayım emiş şerefsiz herif) Karısını göndermiş midir bilmiyorum ama göndermiştir bu köpek.

9) Artık iyice tozutan padişahın birde samur merakı vardı. Samurlar toplatıldı çok para harcandı. Yine etraftaki ağalardan falan samur isteniyor vermeyenden yüksek para talep ediliyordu. {şunu ekleyelim Rusya devletleri bu yıllarda ekonomik olarak büyümüştür samur ticaretiyle yani}. Ağalardan birisi param yok veremem deyince diğer ağalarda rahatsızlıklarını dile getirdiler. Vezir bunları ortadan kaldırmaya çalışınca ağalar toplantı yapıp vezirin işini bitirelim dediler.

10) Padişaha ayaklanan askerler veziri istediler. Yerine de Sofu Mehmed paşayı vezir istediler. Padişah veziri azledip Sofu’yu vezir yaptı. Eski veziri vermek istemedi lakin askerler kabul etmedi. Padişahta kızıp Sofu’yu bunu planladığı için yumrukladı “sana sorarım” diyerek. Ocak ağaları da “bu padişah bitmiş dayı, bunu da postalayalım” dediler. Bunun üzerine yedi yaşındaki şehzade IV.Mehmed padişahlığa geçirildi. Korkmasın diyede sadece devletin ileri gelenleri törende biat etti 1648

11) İbrahim bir odaya hapsedilse de yerine geçen oğlu küçük olduğu için bazıları onun geri getirilmesini istemişti. Lakin vezir Sofu Mehmed, geri getirilirse kellesinden olacağını bildiğinden hapsedilen İbrahim’i hemen boğdurttu. 35 yaşındaki İbrahim, Beşiktaşlı dünyaca ünlü sol bek İbrahim Üzülmez’in akrabası olduğu düşünülüyor.

Gördüğünüz gibi IV.Murad ile düzene giren devlet ölümünden hemen ertesi senelerde karmaşa içerisinde bir rüşvet/tarikat/entrika ayağına düşüveriyor. Deli padişah ve peşi sıra gelen 7 yaşındaki oğlu (ki muhtemelen Sultan İbrahim kısırdı ve bu çocuğun babası değildi) IV.Mehmed ülkedeki buhranın körüklenmesini sağlıyor ne yazık ki. Haliyle 7 yaşında altına işeyen çocuk değil ayak oyunlarını en iyi yapan ve sarayı kontrol eden kişi ülkeyi yönetecekti.

Devam edeceğiz arkadaşlar..