Fransa’da Bir Cinayet

Fransa’da yakın zamanda hepimizin bildiği bir terör saldırısı yaşandı. Hz.Muhammed’de hakaret eden bir karikatür çizdiği için (Charlie Hebdo dergisi), iki müslüman tarafından otomatik tüfekler ile öldürüldü. Daha önceden planlayıp öldürmeye karar verilen kişiler de dahil olmak üzere tam 12 kişi ne yazık ki bu saldırıda hayatını kaybetti.

Yazılarıma bakarsanız komplo teorilerini hemen hemen hiç sevmem. Yani bu olayın müslüman coğrafyaya karşı tepki niteliği doğurması için şunun tarafından yaptırıldı falan beni pek ilgilendirmiyor. Ben olaya bakarım ve neticesinde sonuca bakarım. Ha birde insanların olay hakkında ne düşündüğüne bakarım.

Aslında yazmıyacaktım ama yazıyoruz. Tekrar ve tekrar en azından beni okuyanlar, arkadaşlarım tanıdıklarım veya tanımadığım azınlık için bir bakış açısı olsun diye….

Yaşanılan olay neticesinde dünyanın hemen hemen bütün devletleri bu olayı kınamak ile beraber birde gidip yürüyüşlere falan katıldılar biliyorsunuz. Sormak istiyorum “eyyy dünya liderleri, dünyanın dört bir yanında katliamlar ve terör saldırıları olur iken neredesiniz? Neden bu terör saldırısını bu kadar göz önünde tutuyorsunuz? Diğer ülkelerde zulme uğrayan, sakat kalan, öldürülen insanlar için bu dayanışmayı neden sergilemiyorsunuz?”..

Ve yine bu saldırının Hristiyan dünya tarafından, tıpkı 11 Eylül saldırılarında olduğu gibi bilerek Müslümanlara yönelik bir ön yargı amacıyla kullanılmaya başlandığını açık bir şekilde düşünmeye başladım ne yazık ki. Çünkü çok istediğimiz demokratik topluluğun ve özgürlüğün sadece kendi insanlarına yönelik olmasını isteyen uygar ülkeler, çıkarlarının doğrultusunda bu fırsatları (planlı veya beklenmedik) değerlendirmekte oldukça başarılılar. Her ne kadar bıyık altından “olayın müslümanlar ile bir ilgisinin olmadığını” söyleseler de bilinçaltında bir dışlamanın kokusu burunlara gelmekte.

Elbette bu madalyonun bir yüzü. Bunlar bir taraftan da ne sebeple olursa olsun “haklı” olarak yapılan şeyler. Ölenler dinlerle dalga geçtikleri için değil, dalga geçtikten sonra öldürüldükleri için haklılar. Çünkü demokratik hukuk devleti dediğimiz şey böyle bir şey….

İnternette yorumlara bakıyorum, ölen karikatüriste yapan saldırıya üzülenlere, bunu protesto edenlere karşı hep aynı orta çağ cevapları verilmiş; “efendimiz ile dalga geçersen olacağı budur” veya “eee tabi hemen özgürlük deyip protesto edin sizde cehennemde yanın” veya “eden bulur özgürlük bu değildir” veya “bilmem nerede ölürken insanlar sesiniz çıkmıyordu şimdi konuşun” vb. benim adıma içi oldukça boş olan ve “yaşanan terör saldırısının kınanmasına” değil, kendi benliklerinde yaşattıkları vahşete seslenen insanların cümleleri bunlar.

Bunları söylediğimiz için belki kızacak bazılarınız ama ne yazık ki böyle arkadaşlar. Hala öğrenemediğimiz bir şey var. Bizi hayvandan, eski çağlarda yaşayan insanlardan, kafanıza düşen taştan ayıran bir şey.. Bunun adına “demokratik hukuk devleti” deniyor. Bu düzen içerisinde insanların kişisel hakları, özgürlükleri ve korunması toplum tarafından güvence altında.

Özet geçersek çok karıştırmadan; Birisinin özgürlük dediğimiz hareketleri, konuşmaları ve düşünceleri, başkalarının özgürlük ve haklarına saldıramaz. Eğer bir saldırı var ise toplumsal hukuk kuralları içerisinde cezalandırılırlar. Hemen hemen bütün demokratik hukuk devletlerinde işlenen cinayetlerin cezası bile “ölüm” değildir. Bu devletler cinayet işleyenlerin bile eğer düzgün bir hayat yaşasalardı böyle davranmayacaklarını ve rehabilite edilerek geri kazanılacağını düşünürler. Hiç bir demokratik hukuk devletinde düşüncenden dolayı, yazdığından, çizdiğinden dolayı bir insan öldürülmez. Ancak sizi öldürmeye çalışır ise onu öldürme veya yaralama hakkınız vardır.

Bu yazıyı bir kez daha okuduktan sonra devam edelim lütfen. Yani “bana hakaret etti, edemez onun ….rım” deyip kafasında pompalı tüfeği patlatırsanız kusura bakmayın 20 yıl hapis cezasını yersiniz. Elbette bu cezalara göre insanlar göze aldıkları şeyleri yapabilirler. Arabanın birisi sizi hızlıca solladı ise onun yolunu keserek bacaklarını kırabilirsiniz (3-10 yıl hapis yersiniz ama). Toplumsal yasalar ve cezalar bu olayları engellemek için konulmuştur. Bunların dışında ise toplumunuzun bu yasa ve cezalara bakış açısı da çok önemlidir. Bizde bu toplumsal adalet duygusu bakımından sıkıntılar vardır. Yani henüz neyin “özgürlük” ve neyin “demokratik düşünceye karşı verilecek cevap” olduğu bilinmemektedir. Bilinmediği için yolda karınıza birisi laf attığında “sen kime laf atıyorsun lan” diyerek belindeki bıçağa, kırmızıda geçen adama küfür edip durdurup  yakasına, okey çalan arkadaşınıza kızıp silaha sarılıyoruz… Bunun suçu demokratik toplum yapısını tam anlayamamış insanlarımızda olmak ile beraber, demokratik hukuk devletini oluşturamayan devlet büyüklerindedir.

Demokratik hukuk devletinin adalet sistemine inanmayan insanlar kendi adalet sistemlerini getirirler. Biz kendi adalet sistemimizi, evrensel özgürlük ve demokrasi olarak kabul edemeyiz. Çünkü kişiden kişiye din, adalet, eşitlik, hukuk değişir. Birisine “ne kıvırtıyorsun be güzelim” dersiniz “anandan öğrendim” der gülüp geçer. Birisine “sen sırada değildin yalan söylüyorsun” dersiniz kendisine yalancı dediğiniz için sizinle ölesiye kavgaya tutuşur…

Bu sebeple insanlar savaşa/dövüşe, bütün herkesin değerlerine sahip çıkmak için demokratik hukuksal bir toplum sistemi kurmuştur. Hugo’nun bir lafı vardır kitabından “Birey intikam alır, tanrı ise cezalandırır. Toplum ise bunların ikisinin arasındadır ve adaleti sağlar. Ne insan gibi intikam alınmalı, ne de tanrı yerine geçip cezalandırmalıdır..” Eğer bu olmaz ise yontma taş çağına geri döneriz ve ülkemiz içinde en büyük sıkıntılardan bir tanesi budur.

Olaya geri döner isek yapılan çirkin karikatürün (rahatsız iseniz) demokratik yollar ile protesto edilmesi ve mümkün ise hukuk yoluyla özür diletilmesine belkide götürülmesi gerekiyordu. Ama siz gidip öldürürseniz yazının en başında söylediğim gibi “haklı iken haksız duruma” düşüverirsiniz. Bu seferde, insanlara “biz aslında böyle değiliz” diye debelenip anlaşılamamaktan şikayet edersiniz. Tabi bu saldırıya sahip çıkan, sesini çıkartmayan insanlara iki söz söylemek isterim ki; “hiç kimse insan elinden ölmeyi hak etmez!”

Son olarak bu saldırıda silahlardan çıkan kurşunlar, temsil ettiği söylenen (bence müslüman bu şekilde davranmaz) islam dinine saplanmıştır. Kimse kurusa bakmaz ise bende hem karikatürlere yapılan, hem de mensubu olduğum islam dinine yapılan bu saldırıyı kınıyorum…

Muhafazakar arkadaşlarım, güzel kardeşlerim; gerçek müslüman gözünü karartıp sağda solda kan akıtan kişiler değil, kendisine yapılan kötülüklerde bile bağışlayıcı olandır. Ayetler ve hadisler gerçek anlamda bizi bu bağışlayıcı eksene götürmektedir. Lütfen bunun zıttı açıklamalar, cinayeti adam öldürmeyi öven intikam cümlelerini sahiplenmeyelim. Dünya bir tane, bırakın kimisi küfür etsin diğeri solucana tapsın… Bi kendi özünüze dönün artık ya