Sultan Süleyman Hükümdarlığı

Önceki yazıya buradan

Sultan Süleyman

1) Sultan Selim’in tek oğlu ve altı kızı vardı. Süleyman 26 yaşındayken padişah oldu.  Kardeşi olmadığı için imparatorluk herhangi bir sarsıntı yaşamadı. “Neden tek oğlu var ulan?” diyenler gitsin okusun, onları da buraya yazacak değiliz. Bazı padişahlar kısırlığa, bazıları da iktidarsızlığa yakındı onu söyliyelim. Tabi azgın olanlarda vardı küçültmek için söylemiyoruz. Kendi sülalenize bakarsanız onlarda da vardır.

2) Gazze beyi ayaklandı. Aklı alınıp {gerçek anlamda} getirildi. Yine gtü kalkan Dulkadir beyininde kellesi alındı. (1522) {merak edenler için yazalım bari “efendim Gazze’deki adamın kellesi alınmış, padişaha getirilmiş yahu o sıcakta kurtlu kelleden nasıl taşınırmış?” falan diyenler olabilir. Uzun mesafeler için böyle kelle kesme durumunda kelleyi bal dolu bir sandığa koyarlarmış. Sonuçta havayla teması kesilen kelle de yolculukta hasar görmez, padişaha getirilince kelle baldan çıkarılır gösterilirmiş}

3) Büyük bir vezir olan Piri Paşa, genç hükümdara Belgrad’ın alınmasını, burasının avrupa açılımı için kritik öneme haiz olduğunu anlatmaya çalışıyor. Fakat Piri Paşa’yı çekemeyen üçüncü Vezir Ahmed Paşa (Hain Ahmed diye geçer) Budin’i alalım diye kafasını çeliyor padişahın. Fakat Süleyman “Belgrad’ı alayım” deyip oraya sefer yapıyor. Burası gerçekten de uzun yıllar Osmanlıya üs yeri olmuştur (1522)

Sultan Süleyman

4) Belgrad’ın alınmasıyla Rodos’a yöneldiler. Tutuşan Rodos şövalyeleri erzak falan yığsa da dönemin eniyi topları, birlikleri ve 700 gemisiyle gelen Osmanlıyla anlaşarak teslim oldular. Sultan Süleyman, Cem Sultan’ın hristiyanlığa geçen oğlunu buldurttu {bknz. eski yazılarımıza}. Evlendiğini ve çocukları olduğunu da tespit ettiler. Onları huzuruna çağıran padişah “müslüman mısınız yoksa hristiyan mısınız?” diye sordu. “hristiyanız” deyince erkek çocuklarının hepsini ve Cem’in oğlunu orada öldürttü. Kızı ve karısını da İstanbul’a göndertti. {neden öldürttü? sanırım taht iddiası yapacağından değilde hristiyanlığı seçmelerinden, utandığı da düşünülebilir}

5) Mısır’da sular durulmuyordu bu arada. Rodos muhasarasında üçüncü vezir Ahmed paşa, muhasaranın uzaması dolayısıyla padişahı fişekleyip ikinci vezir Mustafa Paşa’yı Mısıra vali yaptırdı (ibnelik çanları çalmaya başlıyor). Fakat oralardaki kanunların halka uymaması hep sorun yaratıyordu. Halk, Memlüklü dönemindeki yasaları istiyordu.

6) İkinci vezir olan Ahmed Paşa, veziri azam Piri Paşa’yı da rüşvet aldığı iddiasıyla tepeden indirtti. Lakin Süleyman gidip Rumeli beyini baş vezir yaptırınca, çok üzülüp Mısır’a vali gitmek istediğini söyledi (ulan ne adamlar yaşamış değil mi tarihte). Mısır’da teşkilatlanan paşamız hükümdarlığını burada ilan ettirip parada bastırdı.(yuh) Sonradan kellesi kesilip hakkından gelindi. Mısar’a tecrübeli İbrahim Paşa gönderildi. Oraların sorunlarını düzenleyerek vergileri yeniden tasarladı. Sistemi kurup geri döndü 1525

Macar Seferi

1) Artık doğu seferindeyken Osmanlıyı taciz eden Macarlara sıra gelmişti. Mohaç’ta savaş yapıldı 1526

2) Macar süvarileri birbirlerine zincirle bağlıydı. 50-60 bin süvari bu sebeple çok tehlikeliydi. (birbirlerine zincir ile bağlanarak atlılara karşı önlem alınıyor) Bu savaşta, Osmanlı değişik bir taktikle savaş manevrası uyguladı. Sonuçta savaş kazanılıp kralda öldürüldü.

3) Yeni kral Yanoş Zapolya ilan edilip Osmanlı hakimiyeti tanınsa da Macar beyleri Ferdinand diye bir beyi kral ilan edip, Yanoşu’da dinden çıkardılar {ne güzel çıktın deyip ahahha}

4) Ferdinand birlikleriyle, Osmanlı askerleri sonbaharda geri dönünce saldırı yapıyordu. Askerler yazın gelince toz oluyordu. Kaybedilen yerler alındı/verildi vs. İlk Viyana kuşatması yapıldı. Fakat tarih olarak burasının kuşatması zaten planlanmadığı için vakit kışa gelince vaz geçildi 1529

V.Karl Şarlken Carlos

5) Üçüncü Macar seferi Alman impr. Şarlken saldırınca yapıldı. Ordu 200 bin civarında olup, son sistem silahlar, zırhlar ve toplarla ilerliyordu. Şarl cesaret edemeyip kaçtı. Ordu amaçsızca bazı şehirleri yağmalayıp esir ve ganimetlerle geri döndü. Al ver derken Macarları sonra komple alıyoruz 1562. {tabi yine ekleyelim bu 7-8 yıllık seferler sonucunda adam gibi bir ganimet ve sonuç elde edemiyoruz. Buda mali olarak Osmanlıyı çok sarsıyor. Çünkü ordu çok büyüdü, imparatorluk kontrolü zorlaştı vs. Bizim tarih hocası lisedeki “Kanuni zamanında para verecek dilenci bulamazlarmış, hazine o kadar doluymuş ki yeni hazineler açılmış keh keh” diyip bize anlatırdı bizde gururlanırdık ama görünen o değil. Evet, devletin ilk Kanuni yılları zengin bir yapıda olsa da bu seferlerde sonuç alınamaması, plansız seferler vs. devleti ekonomik buhrana götürüyor. Bu isyanları peşinden getiriyor. Yençeriler, mezhep, ırk vs. İsteyen ayrıntılarını okuyabilir}

İran Seferi

1) Osmanlı yönünü macarlara döndüğü zaman Anadoluda değişik yerlerde bazen kendiliklerinden, bazen adaletsiz vergilendirmeden, bazen dış etmenlerden dolayı kızılbaşlar (aleviler) ayaklanıyordu. Bu ayaklanmalar değişik tarihlerde bastırılmıştır {Şah İsmail’le beraber artık Osmanlı alevileri, İsmail’in tarafını tutuyor. Öldükten sonrada, yine Osmanlıya karşı ayaklanmalar gerçekleşmekte. Tarihte Osmanlı ve T.C. de bu tip ayaklanmalar sıkça yaşanmış ve ne yazık ki bazı dönemlerde bu ayaklanmalar oldukça kanlı bastırılmıştır. Osmanlı hiçbir dönemde alevilere güvenmemiştir. Yine cumhuriyet ilk kurulduğunda bir çok isyan çıkmakla beraber (genelde kürt-islam ayaklanmaları) alevilerde bazı bölgelerde kışkırtılıp isyan ettirilmiştir. Bir iki kişinin yüzünden de devletler artık isyan çıktıkça daha sert ve kanlı önlemlere doğru kaymıştır. Bu sebeple sanırım bir dönem nüfusun yaklaşık yarısını meydana getiren alevi mezhebi hor görülmüş, bu mezheple ilgili çirkin iddialar ortaya atılmıştır. Ülkemizde alevilerin bir baskı gördüğü çok açıktır geçmiş 1000 yılda. Cumhuriyetteki son isyanlarla beraber artık aleviler gizlenmiş veya mezheplerini değiştirmiş/yerlerinden göç etmişlerdir. Gördüğüm kadarıyla aleviliği ülkemizde farklı yaşayan insanlar (yöreler) ortaya çıkmıştır. Bu gruplar genelde “asıl alevi bizleriz” dese de mezhebin yıprandığı çok açıktır. Kendisini ayrı bir din olarak görenler olduğu gibi, kurana inanmayıp (bazı ayetlerine) yinede mezhep olduğunu söyleyen, bazı peygamberlerin kabul edilmemesi (sevilmemesi veya) görülüyor. İlginçtir, müslümanlığı tam anlamıyla yaşayan aleviler de vardır. Bu gerçekten böyle yaşadıkları için mi, yoksa eskiden korkup mezheplerini değiştirme zorunluluğundan mı bilinemiyor tabi ki. Bir diğer gözlemimde, toplumdaki eğitim yetersizliği sebebiyle alevilerin dinden uzaklaşmalarıdır. Sığır toplumlarda görülen “benim gibi değilsen ırkımdan değilsin, dinimden değilsin” tepkilerinin zıt tepkisi oluşuyor insanlarda yine. Yani “onlarda evlerini sarıya boyattıysa ben artık boyatmam veya onlar müslümansa ben değilim” yaklaşımı var bir nevi. Etrafınızdan görebilirsiniz. Yine şunu ekliyim tanıdığım aleviler başka mezheplerle ilgili çok fazla ayrıntı ve kötüleme sergilemezken, alevi mezhebiyle ilgili yalan yanlış çok ağır ithamlar gördüm ki yemin billahla anlatılıyor bunlar. Tarihte buraya da yazıyoruz hep söylüyoruz en ağır zulmü insanlar başka dinden olanlara değil, kendi dininden olup farklı mezhepten olanlara yapıyorlar. İnsanlar kendi mezheplerini “mutlak doğru” kabul ettikleri için amaçları karşı tarafı yok etmek. Gücü ele geçirirlerse ilk yapacakları da bu olacak sanırım}

2) İran’a sefere çıkılıyor. Bağdat seferinde kışın yola çıkılınca çok kayıp veriliyor {tabi neden? imparatorluk büyüdüğü için artık entrika ve rüşvetler başlıyor tabi. Yani en yetenekliler değil, entrikayı en iyi yapan, rüşveti veren yükseliyor. Sonuçta ilerde kokuşan sistemde bu adamların adaleti ve yönetimi ülkeyi çökertiyor.} Buna sebep olan İskender Çelebi asılıyor. Veziri azam İbrahim Paşa’da ülkenin yönetimini tamamen ele geçiriyor. Tersten anlattık İbrahim paşa, Süleyman’ın çocukluk arkadaşı {kankası yani} olup, kardeşiyle de evli. Devleti çok iyi yöneten İbrahim paşa’ya, 1529 da seraskerlik veriliyor. {Yani padişahın bir nevi yetkileri} Neyse, sonradan mevki sahibi olunca gtü kalkan İbrahim paşa, kendisine bazı fermanlarda sultan lakabını da ekletince İskender çelebi bunu yasaklatıyor. İskender çelebi bu sebeple çekişiyor. Bağdat dönüşünü yanlış planlayınca da kelle gidiyor tabi. Onun Bağdat dönüşü asılmasıyla İbrahim Paşa rahatlıyor iyice.

Pargalı İbrahim (Diziden Alınma)

3) Eden bulur mu? Kanuni’nin güzel zevcesi ünlü Hürrem Sultan (Mahmud, Selim ve Beyazıd anası) padişahın sevgisini kazanmıştı. Çocuklarından Beyazıd’ın hükümdar olmasını istiyordu. Sonuçta Hürrem sultan vezirin ayağını kaydırmaya karar verdi. {burada da bir bilgi verelim. Padişahın eşleriyle ilgili kitaplar var okuduysanız. Bunlar fantazi ürünlerdir. Karıların öyle padişaha yumurta pişirip sohbet eden tipte insanlar olmadığını biliyoruz. Yani nasıl diyim padişah ulan bu. “Süleymaaaannn hadi as veziri aşkıııuom” tarzı konuşmalar olamazdı. Padişah fazla iplemezdi zaten devlet işlerinde kadınları. Haaa diğer yandan, nüfuzu ele geçiren kadınlar çocuklarının padişah olması için entrikalar düzenlerlerdi o ayrı. Bunlar rüşvet, dedikoduyla ilgili, anlatırız arada}

4) İbrahim paşa Bağdat dönüşünden 2,5 ay sonra ramazanın 22. gecesi boğduruldu. Devlete düşman olduğu, dinsiz olduğu, padişah olmak istediği, çok para harcadığı vs. söylentileri halk arasında konuşuluyordu. İbrahim paşa kendisini padişaha çok yakın görmekle beraber hepsi dedikoduydu. Çünkü Hürremin oğlunu desteklemiyordu İbrahim paşa. Sonuçta aldı kafayı eline ne diyelim.

5) İran seferi yapıldı. Varna, Tebriz falan alındı. Tomnaso ile savaşıldı. Fakat savaşta onun kardeşi fırsatı değerlendirip taht kavgasına girmesin mi hehe hehe. {aman ne şaşırdık} Osmanlıya kaçtı, İranlılar dayanamayıp 1555 te anlaştılar. Osmanlı böylece iyice batıya yöneldi.

Sonraki yazıya buradan

Reklamlar

Beyazıd ve Cem Sultan

Önceki yazıya buradan

Beyazıd Ve Cem Sultan Mücadelesi

1) Fatih ölünce iki oğlu kaldı; Beyazıd (34) ve Cem (23). Fatih, daha sevimli ve sanatçı ruhlu olan Cem’i daha çok seviyordu. Beyazıd daha sefahete düşkün olduğundan uyarıda almıştı. Veziri azam ve devlet erkanı Cem’i, yeniçeriler ise Beyazıd’ı istiyordu.

2) Vezir Mehmet paşa Beyazıd’a haber verdiğinde gizlice Cem’e de elçi gönderdi. Lakin elçi yakalandı. Yeniçeriler ayaklanıp veziri öldürdükleri gibi şehirde de terör yarattılar. Şehre gelen Beyazıd’a, “eğer yapılanların hesabı sorulmazsa seni tanırız” denildi. Beyazıd gelip hükümdarlığını ilan etti (1481) Cem de Bursay’a gidip kendi imparatorluğunu ilan etti. {yine taht kavgasını görüyoruz, ayrıntıları merak ederseniz okuyabilirsiniz. Fakat Beyazıd çok öncelerden yeniçerilere rüşvetler verdiği biliniyor. Daha uyanık olan Beyazıd tahtı kapıyor tabi İstanbul’da. Yeniçerilerde ne ibneymiş kardeşim, isyan çıkarıp kendi şehrini yağmalar mı insan, halkına saldırır mı?}

3) II.Beyazıd, Bursay’a yürüyüp Cem’i mağlup etti. Kritik nokta Cem’in lalası, akıl hocası Yakup beyin önceden satın alınmasıydı. Cem Suriye’ye kaçtı {ve o eski türk filmlerinde olur ya kız kaçar, bir kamyoncu tecavüz eder, bir otelci, bir bakkal o hesaba gidiyor Cem de heh heh}. {tabii yine görüyoruz ki yeniçeriler kuvvetli ve onları rüşvetle bağlayan avantajlı, ayak oyunları ve entrikalar artık tam anlamıyla başlıyor}

4) Cem, Karaman soyundan gelen Kasım beyden yardım istiyor. Eğer padişah olursa Karaman’ı vermeyi taahhüt ediyor. Yine Beyazıd’a devleti ikiye bölelim teklifi reddedildi.

5) Kasım beyle bazı yerler alınmaya çalışılsa da başarılı olunamayınca başka yollar arandı. Kasım bey “rumelide çalışma yapalım amcoğlu” teklifini yaptı. Aslında amacı onu oraya gönderip ortalığı karıştırmak, II.Beyazıd ile anlaşıp toprak almaktı. {Cem’in türk filmi tadındaki hikayesi devam ediyor}

6) Gemiye binip Rodos’a giden Cem, buradan Fransa yoluyla rumeliye gönderileceğini düşünerek gemiye biniyor {evet Cem evet amcoğlu gideceksin:)} Amaç tabi Beyazıd’dan fidye almaktı. Kutsanmış Rodos şovalyeleri, yine fidye istediler {geçmişte de hatırlayın istemişlerdi} 1482

7) Rodos şövalyeleri padişah olması kaydıyla Cem ile anlaştı {tabi II.Beyazıd’la da anlaşıp para alıyorlardı, temiz altın iki yolda da kardasın}

8) Şehzade Cem Fransa’ya giderken, Frenk Süleyman onu “şovalyelere güvenme amcoğlu” diye uyardı. Cem dinlemeyip, Rodos şovalyelerinin dini ve onurlarına güvendi 1482. {peheeey ne yemini, aslında Cem kalede şiir yazarken, II.Beyazıd Rodos şovalyeleriyle anlaşmış ilk taksidi de bonus karda 12 taksit yaparak 45 bin altınla ödemişti}

9) Şovalyeliklerine tanrının yemini ve onuruyla bağlı olan Rodos şovalyeleri, tanrılarından aldıkları güçle olsa gerek Cem’i o kaleden bu kaleye kaçırıp durdular. Onun kaçırılıp gelen altınların kesilmesinden korkuyorlardı tabiî ki. Bu sırada avrupada veba yaygınlaşmıştı ve herkes kırılıyordu. Papa, “yıkanmak tanrıya ihanettir, kir bizdendir amcoğlu” açıklamasından beri zaten bokun içindeki Avrupa birde vebayla tanışmıştı. Tabii Papa sonradan bir bomba daha patlatıp “halk içindeki cadılar yüzünden” diyerek kızıl saçlı kadın, çocuk kıyımının da önünü açacaktı ilerde. “Ne oluyor ulan” diyenler “dinsiz” ilan edilerek işkenceyle öldürüldü. 2010 yılında bile, bundan 600 yıl sonra bile bazılarının birilerini dinsiz ilan etmesine şaşırmamak gerekiyor yani. Geçmişten gelen bir şey bu. {Böyle ph kağıdı falan var galiba dokunduruyorsun koyulaşma dinsizliğe gidiyor}. Papa yaşadığı katedralinde “ne yapalım ulan bu Türklere, hmmm ehe haçlı yapalım” deyip bunu da kullanmak için Cem’e yöneldi. Tabi kutsal Rodos şovalyeleri burada hem Beyzıd’dan, hem Cem’in karısından, hem papadan iyi para kopardı.{buradan ne anlıyoruz hem dindar, hem onurlu, hem şovalye ise adam korkacaksın dayı}1489

10) Papa VIII.Inosan, Cem’e rumelide Macar kralıyla takılmasını, birde küçük dilekle hristiyanlığa geçmesini istemiştir. “Yüzünü yıkarız, iki çan çalarız alışırsın” dese de Cem nuh demiş, kutsal ruh dememiştir. {papada nasıl küfretmiştir var ya eheheh}

11) 1492’de, Papa ölünce yerine IV.Aleksandır Borjiya geçmiştir {heriflerde ne isim var arkadaş}. Cem’e daha rahat yaşam sağlayan Papa, II.Beyazıd’a elçi gönderip “her yıl para verilmeye devam edilmesini” veyahutta “300 bin altına dört ay ötelemeli taksit ödemeyle zehirletilmesini” teklif etti {tabi o sırada kilisenin eli çok sıkıştı galiba para lazım}

12) Bu sırada Fransa kralı VIII.Şarl, Napoli krallığına saldırmak için yola koyuldu. Amacı Cem’i alıp Kudüs’e getirmekti. Bu sırada elçi geri gelmiş, eğer Cem zehirletilirse paranın verileceğini Papaya bildirmişti. Fransa kralı da {ki kendisi adabazar kökenlidir delikanlı adamdır} bunu öğrendi ve Cem’i istedi. Papa istemese de karşı gelemeyip Cem’i verdi. Fransa kralı aslında dediğim gibi Cem’i Kudüs’e götürmek ve kullanmak istiyordu. Fakat hayatını öğrenince ona acıdı ve özgür olduğunu, karısına dönebileceğini söyledi. Onurlu bir şovalye gibi davranıp, isterse kendisiyle gelebileceğini söyledi. Lakin, iki gün sonra ağzı boynu şişti {çünkü papa zehirletip teslim etmişti}. Yolda 36 yaşındayken öldü. Cesedini Napoli’ye götürdüler 4 yıl orada kaldı. Daha sonra Bursa’ya götürüldü ve gömüldü 1495

13) Cem’in üç oğlu vardı. Bunlardan Ali’ye ne olduğu bilinmiyor, Murat Rodos’a gidip {paranın tadını aldı galiba} Katolik olmuştur. Oğuz ise ne olur ne olmaz diyerek II.Beyazıd tarafından öldürülmüştür 1483 {yazmıyacaktım da yazayım hadi. Daha önceki vezir Mahmud paşa, hani Fatih’in oğlu Mustafa karısına tecavüz etmişti ya hatırlayın. Sonradan Mustafa ölünce, diğer iki vezir Gedik Ahmet paşa ve İshak paşa yükselmek için “yoksa Mahmud paşamı öldürtü” diyerek onu Fatih’e öldürttürmüşlerdi gaza getirerek. Sonradan veziri azam olan Gedik Ahmet, Fatih’in ölümünden sonra Cem tarafını tutmuştu ve oğlu Oğuz’u severdi. Fakat II.Beyazıd kontrolü alınca, Gedik Ahmet paşayı rumeliye sefere gönderiyorum ayağı yaparak, Oğuz ile beraber öldürttü. Bunu da beraber Mahmud paşayı devirdikleri adam yaptı; yani İshak paşa. Yeniçeriler bu oyunu öğrenip ayaklansa da altınları görünce yatışıvermişlerdir. İshak paşada vezir oldu. Bu kadar pislik karşısında da benim midem bulandı dayı, saray entrikaları tam anlamıyla başlıyor artık.}

Son olarak hazır Cem Sultan demişken bir şiirini de paylaşmamak olmayacak sanırım. Büyük bir şair olan Cam Sultan, uzun gurbet yıllarında oldukça fazla vatan hasreti çekiş bir insan. Şiirlerini bulursanız okumanızı tavsiye ederim;

Bu gurbet câna gâyet kâr kıldı
Ki âlemden beni bî-zâr kıldı

Ne kılam gerdiğ-i eyyâm beni
Belâ vü derd ile bîmâr kıldı

Ne nahs olur aceb bu tâli’im kim
Beni âlem içinde zâr kıldı

Gülistân yerine ni’me’l-bedeldir
Felek yerimi ğimdi hâr kıldı

Görün gerdûn-ı dûnun himmetini
Bu gurbetde Cem’i bîmâr kıldı

 

Sonraki yazıya buradan