İki Yüzlülük

Ya yazmak istemiyorum bir şeyde kusura bakmasın buradaki abilerim arkadaşlarım. Birileri imza toplamış bildiri yayınlamış. Katılırsın katılmazsın kabul edilemez dersin doğru bulmazsın. Bildiri üstüne kapılara çarpı koyulup kanlarını akıtacağız tarzı söylemler uygun mudur? Geçtim dini, herkesin dini kendine nasıl anlıyorsa dini ona göre yaşadığı için zaten. Bu hem müslümanlıkta yok hem hukuk devletinde yok.

Düşüncesini söyledi diye soruşturma açıp insanları meslekleriyle tehdit etmenin sonucunda şuna çıkıyoruz; Sakın ha düşüncenizi açıklamayın.

İkincisi samimiyet, vatan, millet duyguları yeni mi kabardı birader diye hükümete siz soru sormaz mısınız? Kim sorgulayacak vatanın milletin onurunu, haysiyetini veya terör propagandasını? Hükümetin adamları mı? Tayyip Erdoğan’dan tutun neredeyse bütün bakanlar, vekiller, gazeteciler ne açıklamalar yaptı 7 yıldır. Abdullah Öcalan’ı öve öve bitiremediler. Bülent Arınç “Abdullah Öcalan aslında iyi insandır namaz da kılıyor” dedi. “Önder, lider, kürtlerin temsilcisi, ufkumuzu açacak adam” diye söyle söyle 5 yıl. PKK ile masaya oturup gizli görüşmelerde kimsenin ne anlaştığını bilmeden bir şeyler yap (çözüm sürecini destekliyorum ama ne yaptığını kimseye söylemez isen ne destekleyeceğim). Teröristlere yasalar çıkart dağdan inen adamı şeref tirübününde oturt sınıra mahkeme kurup dışarıya sal. Askerini polisini savcını güneydoğudan doğu anadoludan çek. PKK’nın (artık ne söz verdiysen) şehirlerde yerleşmesine, silah depolamasına izin ver. Ayıptır kardeşim.

26295617

Sen hangi yüzle çıkıp vatan diyorsun? Kimsin sen hem vatan için gizli pazarlık yapıp hem ortalığı bildiri dolayısıyla kana buluyorsun. Terör propagandasını sen yaptın 5-6 yıldır. Babamın devrelerinin 3’te biri sakat kaldı kendisi gibi, 3’te biri öldü veya delirdi, 3’te biri de balyozdan ergenekondan içeride yattı. Ya bizi çok aptal sanıyorsunuz arkadaşlar ya da kendinizi çok uyanık. Ki bildiri suçlu olarak devleti itham etmesinde bir nebze haklı zaten.

3 aydır bir ilçeyi devlet ele geçirememiş. Salak mısın? Sormuyor musun “kardeşim ülke içindeki bir şehiri nasıl devletin silahlı kuvveti 3 ayda alamaz” diye? Silahları yığmış adamlar şehirlere yerleşmiş. Senin istihbaratın devleti bilgilendirmiş. İzin vermişsin yerleşmesine, sen açıklıyorsun zaten izin verildiğini. Sonra adama saldırıya geçmişsin savaşıyorsun işte. E izin vermeseydin yerleştirmeseydin de bu teröristleri bu şehir çatışması olmasaydı. Niye izin verdin? Sen kimsin ki bir terör gurubunun silahları şehre taşımasına izin veriyorsun? Şehirde ölen her sivilin kanı şimdi senin ve temsil ettiğin devletin ellerine bulaşmış olmuyor mu?

Yahu milli güvenlik diye bir şey vardır. Dingonun ahırına döndü ülke 2 yıldır. Tabi soruşturan yok eden yok. Ben hayatımda bu kadar beceriksiz bir terör yönetimine rastlamadım görmedim de. Hani eleştiriliyor ya “batıda olsaydı bu teröristleri yaşatmazlardı” diye. Evet yaşatmazlardı da “Canlı bomba saldırısı yapanları biliyoruz ama bombayı patlatmadıkları için tutuklayamıyoruz” diyen başbakan ile “Çözüm sürecinde PKK şehirlere silah taşıdı biz bunları biliyorduk ama sesimizi çıkartmadık” diyen cumhurbaşkanı ve istihbarat başkanını da yaşatmazlardı. Sen teröre ortam sağla ondan sonra otur ağla “bana saldırıyorlar” diye.

Geçmişte şüphelerim vardı “devletin terörü istediği ve bir araç olarak kullandığı” ile ilgili. Gerek hükümet gerek askeriye olsun böyle şüpheler ve şüpheli silah sevkiyatlarının varlığını yazan gazeteciler başta Uğur Mumcu’nun askeriyeni PKK içine silah sevkiyatı ile ilgili araştırmasında öldürülmesi gibi. Artık eminim ki hükümetler terörü siyasi iktidarları uğruna kullanıyor ve hiç acıması yok. Eleştirirsen “demek sende teröristsin” diyorlar. Küçük ABD ve İsrail olmakta böyle bir şey işte. Kendi insanlarına siyasi çıkarların için terör uygulamak sonra masum köylü gibi kenara çekilip terörü kınamak falan.

Tebrikler ülkemiz gerçekten yeni bir ABD oluyor. Hemde kana susamış eleştiriden yoksun bir toplum yaratarak oluşturuluyor. Nefret ettirdiniz şu ülkede yaşamaktan bıktım artık.

Vatan

Gerçekten konuşası ve tartışması zor konular bunlar. Neredeyse her gün bir veya daha fazla şehit verdiğimiz bugünlerde yaşadığımız üzüntü ve ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamı tarif edilemez boyutlara ulaştı. Saldırılarda ölen insanlara Allah’tan rahmet diliyor ve nasıl bu duruma geldik bir analizini yapmak istiyorum.

Bildiğiniz üzere PKK saldırıları garip bir şekilde seçim sonrası başlayıverdi. Daha öncede açıklamıştım bazı yazılarda garip bir şekilde başladı çünkü belli bir amaç doğrultusunda hizmet etmemekte bu saldırılar. Terörün amacı olur mu? Elbetteki yapılan terör eyleminin bir sebebi ve amacı olmak zorundadır. Her hangi bir şeye tepki olarak yapılmayan bu tip organize saldırılar böyle adlandırılmaktan ziyade “manyak” veya “cani” dediğimiz amaçsız insan katliamlarına girmektedirler. PKK terör örgütü geçmişinden günümüze bir çok saldırılarda bulunduktan sonra AKP hükümeti ile beraber “çözüm süreci” olarak adlandırılan bir yola girdiler.

herkes-ayni-soruyu-soruyor-cozum-sureci-bitti-mi-7539481_x_1312_o

Bundan 6-7 yıl önce başlayan bu süreç başlangıcında iki tür yorum yapıldı; Birinci gruptakiler AKP’nin ülkeyi çıkmaza sürüklediğini ve terör örgütüyle pazarlık yaptığını, ikinci gruptakiler ise AKP gibi kuvvetli bir partinin bu terör sorununu çözeceğini düşündüler.

Hangi açıdan bakarsak bakalım girilen bu süreçte iki ucu keskin bıçak olan açılım süreci AKP’nin sonunu hazırlamış gibi görünüyor. İyi niyetle bu işe girdiklerini bile düşünseniz (ki terörün bitmesi için bir örgütle görüşülmesi son derece normaldir) süreç içinde yaşananlar, yapılanlar, konuşmalar ve bu işin uygulama zeminlerinde yaratılan sıkıntılar ellerine yüzlerine bulaştırma olasılığını artırıyordu ve sonunda da zaten böyle oldu.

Bir kere işin en başında görüşmelerin kabul edilmemesi ve sonradan ortaya çıkmasından sonra mecburen kabul edilerek hareket edilmesi sürecin iyi niyetine zarar verdi. İkinci mevzu ise yaşanan bu görüşmelerde karşılıklı istenen maddelerin şeffaflığı kafalarda soru işaretleri bıraktı. Üçüncü olarak bu görüşmelerde konuşulan bu maddelerin ve pazarlığın meclis onayına sunulmadan yapılmasıydı.

PKK terör örgütü en başından koyduğu maddelerden taviz vermediğini sürekli yabancı basına dile getirerek konu hakkında bizleri bilgilendirdi. Süreçte yaşananları gizlemeye çalışan hükümet verdiği tavizlerin veya maddelerin kendilerine karşı suçlama olarak kullanılmasını engellemek istiyordu elbette. Lakin verilen belkide olabilecek tavizler dışında (kendi dilinde savunma hakkı, alfabe, türklüğün baskı unsuru olarak kullanılmaması vs.) kabul edilemeyecek unsurlarda bulunmaktaydı (Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması, terör suçlularının affı, ana dilde eğitim, özerklik vs.).

290320142218012918801_2

İşte burada girişilen çözüm sürecinin aslında kısır doğduğu belliydi. AKP hükümeti belkide verilen bazı imtiyazlar ve haklar sonucunda diğer isteklerinden vazgeçilebileceğini düşünmüş olabilir bunu tam bilemiyoruz. Ama yukarıda ki isteklerin yarısının türk halkı tarafından kabul edilemeyecek olması ve hiçbir partinin bunu kaldıramayacak olmasını görmeleri gerekiyordu. Fakat bir şey var…

Benim tahminim seçim öncesi iktidarı alan AKP hükümetinin anayasayı değiştirerek başkanlık sistemini referanduma götürmesi ve yukarıdaki bazı verilemeyen imtiyazların verilerek suçun Tayyip Erdoğan’a atılmasıydı. Fakat olmadı hatta olmadığı gibi çok sert ayrışmalar ile aslında bu pazarlığın olmayacağını da seçimlerde öğrenmiş olduk.

Konumuza geri dönersek barajı ısrarla düşürmeyen AKP hükümeti HDP’nin baraj üstünde kalmasıyla tek başına iktidar şansını ve başkanlığı kaçırmış oldu. Mecliste kendisine yakın gördüğü HDP’nin barajı aşmasıyla PKK ve ister siyasi uzantısı deyin veya demeyin kürt halk temsilcilerinin meclise girmesi kendileri için çok önemli bir adım oldu. Fakat dediğim gibi ortada fol yok yumurta yok iken seçimde geçilemez denilen baraj geçilmiş iken PKK birden silahlı saldırılara başladı daha doğrusu bize öyle söylenmekte.

Şehitler üzerinden siyaset pisliğine bulaşmadan düzgünce konuyu buraya aktarmaya çalışıyorum arkadaşlar. HDP mitinginde seçim öncesi patlayan bir bomba ve peşinden Suruç’ta yaşanan ikinci patlama. Sabahında Urfa’da iki polisin evlerinde vurulması ve PKK’nın olayı üstlenmesiyle devletin seçim sonrası birden PKK ve IŞID’e savaş ilanı.. Kısaca olayın başlangıcında ki iki saldırı siyasi kanat olarak nitelendirilen PKK veya HDP kesimine yapılıyor. Öldürülen iki polisi PKK’nın öldürdüğü söylense de yabancı basına verilen röportajlarda PKK’nın bu olayı gerçekleştirmediği tam aksine saldırı için bir nedenleri olmadığını ısrarla söylüyorlar.

suruc-patlama342-20-07-15,w5s2EANnhkiYmZ-dXUlvnQ

İnsan olayların başlangıcı olan bu hadiselerin sebeplerini iyi düşünmeli sanırım. Yine bu sebepler sonucunda bazıları PKK’nın artık azıttığını söylese de ben öyle düşünmüyorum. Çünkü çözüm süreci görüşmeleri neticesinde büyük küçük bazı tavizleri kopartan PKK ve kürt kanadı HDP barajı geçmiş. Yeni hükümet ile olur/olmazı konuşmak istemesi beklenmeli mantıken. Hükümetin ortada olmadığını bir dönemde PKK’nın saldırıları bana mantıksız geliyor! ki PKK kanadı Kandil’den aynı mantıksızlığı sürekli dile getiriyor. “Gtü sıkıştığı için böyle söylüyor” diyebilirsiniz ama hiç öyle de görünmemekte…

Çünkü çözüm süreci ayağına ülkenin değişik noktalarında silahlandığı, depolar ve mühimmatlar yığdığını ülkemizin cumhuru, başbakanı, MİT başkanı, Adalet bakanı dile getirdi! Normal şartlarda bu dile getirmelerinin peşi sıra istifa etmeleri gerekirken pişkin pişkin hala koltukta ahkam kesmeleri ancak bizim gibi geri kalmış demokrasilerde olabilecek şeyler bunu da unutmayın.

Sonuçta bu saldırılar için ülkenin çoğunluğu hükümetin, yukarıda kendi ağızlarıyla söyledikleri sebepler ve çözüm süreci nedeniyle suçlu olduğunu düşünmekte. Bence çok daha ilerisi olan PKK ve uzantılarına saldırdıklarını ve PKK terör eylemlerinin artması için kaşındıkları kanısındayım.

Bana kızabilirsiniz ama geçerli sebeplerim var. Çünkü saldırılar başladığından beri olayın başlangıç noktası ve gelişimi anlamsız. PKK liderleri Kandil’den barışa geri dönelim çağrıları yapıyor. Yapılan hava saldırılarının neredeyse hepsi PKK kamplarına yönelik yapılan saldırılar. Tutuklamaların hemen hemen hepsi PKK terör örgütü tutuklamaları.

murat-karayilanocalanin-talimati-uzerine-8-mayista-itibaren-kademeli-olarak-silahli-guclerimizi-geri-cekiyoruz--2504131200_l

E insan soruyor “abi IŞID örgütü de bu bombaları patlattı onlara saldırı ne oldu?” diye. Uluslararası kamu oyunda yardım tırları içerisinde bozukaların çıkması, cumhurun bunu kabul etmesi rezaleti tekrar önümüze gelecek demiştim. İleriki yıllarda bu mühimmatların nereye gittiğini de (yabancı basına ve çoğu kaynağa göre açık bir şekilde Esad ile savaşan IŞID’e gitmekte gibi görünüyor) açıklamak zorunda kalacaklar. Fakat en önemlisi de artık yardım tırlarımızın damgalanması oldu sanırım.

AKP eğer hükümeti kaybeder ise terör örgütü ile habersiz pazarlıktan, uluslararası silah kaçakçılığından, devletin ayaklarını dengelemekte olan kuvvetler ayrılığını yıkmaya çalışmaktan, yargı/eğitim/polis içine bir sivil toplum örgütünün istemli/istemsiz girmesini sağlamaktan, bu yerleşen yapının askeriye içerisinde sahte davalar ile itibar ve güven kaybı yaratmasından, sebepsiz hapis/yargılamalardan ve daha bir çok sebep yüzünden vatan hainliği veya denkliğiyle yargılanacak gibi görünüyor.

Bazı arkadaşlar yönetimi baraj, yol, köprü olarak algılamakta nedense ısrar ediyorlar. Yukarıda yazdıklarım ve eleştiriler ise daha çok insan hakları, demokrasi, hukuk vs. gibi soyut kavramlardır. Zaten hükümetin yapmadığı şeyler ile yaptığı müteahhitlik arasındaki farkta budur. Lütfen anlayın ve ona göre eleştirileri analiz edin. Saygılarımla…