İslamda Barış Ve Şeriat Yönetimi III

İslamda Barış Ve Şeriat Yönetimi serisi toplamda üç yazıdan oluşmaktadır;

İslamda Barış Ve Şeriat Yönetimi – I

İslamda Barış Ve Şeriat Yönetimi – II 

Kendimi “İşte Gerçek Tarih” diyen geri zekalılar gibi hissettim ama cidden böyle oluyor İslam Tarihi başlangıcı. Özet olarak yazdığım bu dönemin ayrıntıları çok daha kötü ve entrika içeriyor arkadaşlar. Bu sebeple fazla ayrıntıya girmeden sadece olanı yazdım. Mesela örneğin Kerbela Savaşında öldürülen Hz.Hüseyin’in kafası kesilmiş ve mızrağa takılmıştır. Vücudu yarı çıplak soyulmuş cesedi yağmalanmıştır. Yani Yezid öyle bir kin ve nefret içerisindedir ki bunları yaptırmıştır. Hz.Muhammed’in torunu peygamberin ölümünden sadece 48 yıl sonra cesedi parçalanarak öldürülmüş ve öldürenler “İslam Bayrağını” teslim almıştır ki bu süreç oldukça uzundur.

Bunların ışığında görüldüğü üzere bize anlatılan “İslamın Barış Işığı” cümlelerinin aslında Hz.Muhammed’in ölümüyle sonlandığı görülmekte. Yukarıda ki tarihi akışı ilk defa okuyorsanız inanmak gelmiyor insanın içinden. Çünkü son peygamberi görmüş, onun ile beraber yaşamış, savaşmış ve nefes almışsınız yıllarca. Sonra bu dine inanmış ve kalbiniz ile kabul etmişsiniz düşünebiliyor musunuz çok yakın bir zaman sonra yaşananları. Günümüz muhafazakar kesim bu yaşananları “dış mihrakların oyunlarına” bağlıyor gibi görünüyor. Gerçekten öyle mi? Tam olarak bilemiyoruz ama oyunsa bile bu kadar kısa sürede bu denli bir islami grubun dağılması ve iç savaşı daha çok siyasi iktidar ve hırslara dayanıyor gibi görünüyor. İslami anlayışın aslında hiçte anlaşılamadığının bir kanıtı gibi.

45774-kur-an-siirleri-iki-dunya-kardesleri

Ben bunları yaşasam zaten kalpten inandığım için bütün dünya mal varlıklarından vazgeçer ve maneviyat ile günümü geçirir hızlı ve çabucak öbür dünyaya gitmeye uğraşırdım. Bu kadar ayet ve emir gelmiş. Kuran kitaplaştırılmış yahu son peygambere dokunmuşsun konuşmuşsun. Sünnet ve hadisleri görmüşsün dinlemişsin. Sonuç; “Peygamberimiz öldü ben halife olmalıyım” karşı taraf “hayır o olamaz bu halife olsun” diyerek daha ölümü peşinden gelen 4 halifeden (hadi Hz.Ebubekir’i geçelim) hepsi öldürülüyor. Hz.Ali camide öldürülüyor…

Peki peşinden Hz.Hüseyin’in ve destekçilerinin öldürülmesi ne olacak? Kerbela katliamını kim kaç kere nasıl anlatıyor müslüman camiaya. Sanırım durup elimizi vicdanımıza götürüp bunları iyi değerlendirmeliyiz.

Son peygamberi görüp onunla yaşamış, namaz kılmış, ayetleri okuyup yazmış, sünnetlerini nakletmiş insanların ölümü peşi sıra halifelik kavgalarına tutuşması insanoğlunun ne kadar nefsine hakim olamadığının ve kötülük dolu olduğunun kanıtlarıdır. Daha onun ile beraber yaşamış küçük bir grup insan Kuran’da bahsedilen yaşamı becerememişken, karmakarışık hiyerarşik düzende ve bir çok toplum/kültür keşmekeşinde yaşayan insanların ileriki yıllarda bunu becermeleri mümkün müdür?

islamda_savas_hukuku2-702x336

Elbette tarihe baktığımızda mümkün olmadığını görüyoruz zaten. Mümkün değil; çünkü insanoğlu karakter olarak yönetimi ve gücü eline geçirmek istiyor. Alçak gönüllü değil. Bu sebeple dini yönetim yapılanmasında iktidarını kaybetmemek, çocuğuna bırakmak için veya bazı kişileri kendilerine rakip olarak gördüklerinden dolayı sahip oldukları “din temsilciliğini” kötüye kullanmışlar ve kullanacaklardır. Sırf bu sebeple “İslam Tarihi” tam olarak anlatılmamakta ve hayali bir islam devleti görünümlü “Osmanlı İmparatorluğu” yaratılmaktadır. Hayalidir işte; cariyeler ve köle pazarları yoktur, içki, kumar, fuhuş yoktur, herkes cumaya gider, devlet hep adildir, ırk/din/mezhep ayrımı yapmaz, rüşvet yoktur, fakir yoktur, dünyanın hakimiyizdir vs. Halbuki yıkılıştan 100 yıl geçmiş olmasına rağmen etrafındaki insanlar hala bu ayrımları yapmaktadır. Gerçi onun suçunu da “laik devlet” yapısına bozulmaya bağlarlar.

Bu sebeple orta çağ din/tarım imparatorluklarını modern devlet mekanizmaları haline getiren yapılar din devletleri değil, dini eğitim/yönetim kademelerinden uzaklaştıran devletler olmuştur. Ama yıl olmuş 2015 milenyuma girilmiş. Biz hala bu din/tarım devleti zihniyetinden kurtulamamışız ve hala insanlara “laik devlet demek dinsiz devlet demek değildir” cümlesini açıklamaya çalışıyoruz. Anlattıklarım neticesinde yöneleceğiniz dini devlet sistemi hep bahsedilen orta doğu bataklığına sizi sürükleyecektir. Çünkü “dini devlet” taraftarları tarihte hiç yaşanmamış hayali bir “İslami Hoşgörü” hikayesi ile gözlerinizi boyayacaktır. Bu bataklığın yiyeceği din/mezhep/köken ayrımcılığıdır. Tarih tekerrürden ibarettir arkadaşlar. Geçmişinden ders almayan geleceğini de yok eder bunu unutmayın.

Saygılarımla…

Reklamlar

One thought on “İslamda Barış Ve Şeriat Yönetimi III”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.