Morrison Süleyman

Süleyman DEMİREL’in ölümü dolayısıyla kendisine Allah’tan rahmet diliyorum. Hani ölünün arkasından da konuşulmaz ama zaten rahmeti dilerse de Allah diler başka kimsenin pek umurunda olmaz sanırım. Gelin size boş mesajlardan ziyade gerçekleri anlatayım gidenin peşinden;

Siyasi güç olduğu dönemlerde henüz yaşamasam da Demirel’in siyasete girişi ve ABD tarafından bize monte ettirilmesini iyi biliyorum. Marlboro firmasının türkiye temsilcisi olan 70’lerdeki tabiriyle “Morrison Süleyman” tam anlamıyla kendine has kişilikte bir insandı.

demirel

Siyasi duruşunu orta sağ olarak tanımlayan sayın Demirel, siyasi hayatını Türkiye’de yaşamasına izin vermeyeceği komünizm ile mücadeleyle geçirdi. Elbette bu siyasi mücadelenin sadece şekliydi. Yanına aldığı sayın Türkeş ile beraber 80 öncesi ortamın gerilmesi ve çatışmalarında mimarı oldu.

“Dindar değilde komünist mi olalım?” diyerek oy toplayan siyasetçimiz yakınlarına verdiği ihaleler, yapılan yolsuzluklar, kaçakçılıklar, hayali ihracat yapan yeğenleri, kdv vurgunları, yurt dışı kaynaklı açılan soruşturmaları engellemesi, mahkemelerin bilirkişilerini değiştirtmesi vs. bir çok kanun dışı eyleminde içinde olmuştu.

Siyasete hemen hemen bütün orta sağ siyasetçileri gibi “Hacı babamın ve hacı annemin küçük bir tarlası var idi, çok yokluk içerisinde büyüdük” diyerek başlayan halkın, çiftçinin dostu olan namı değer “çoban Sülo” Süleyman DEMİREL daha sonradan yüce yaradanın “kulum haydi ya yürü” demesiyle birden zenginleşiverdi (artık buradan kendine pay çıkartsın malum benzer yerleri destekleyenler). Bunları niye yazıyorum çünkü okuma sıfır, bilgi birikimi sıfır ve en önemlisi biri gidip diğeri geliyor ondan yazıyorum. Neyse sonra birden kendisi ve çevresi zenginleşince Demirel’in yolsuzluklar hayali ihracatlar davalar açıldı. O zamanlar tabi %50 oy alamıyor Demirel AKP gibi. Bu sebeple açılan davaları elleri indir kaldır yaparak aklayamıyor yüce divana gidiliyor. Soruşturmalar sonucunda falan mal varlığı bir ortaya çıkıyor ohooo baya var yani çiftlikler şirketler. Gazeteciler soruyor elbette “nasıl zenginleştiniz?”. Demirel cevap olarak siyasete ilk girdiği 60’lı yıllarda söylediklerini unutup “Benim hacı babam zaten zengin bir çiftçiydi. Sonradan bende ticaret yaptım. Böyle böyle para kazandım” deyiveriyor. Bizim mal halkımızda “işte adam gerçeği söyledi” diyor sonra. Neyse uzatmayayım mesajı alan aldı…

dem

Arkasından konuşmayalım dedim ama yani bunları da söylemeden edemeyeceğim. Siyasi literatürde komik olarak lanse edilen bir çok açıklaması olan Demirel 75 sonrası ülkeyi kan gölüne dönüştürenlerin başından gelmektedir. Milliyetçi saf gençleri ABD üstlerinde eğitim sonradan kürsüden “iti iti boğduruyorum” veya “milliyetçiler sokaklarda ülkenin güvenliğini sağlıyorlar” gibi sivil iç çatışmalara zemin hazırlamış binlerce kişiyi öldürtmüştür.Peşinden giden temiz yürekli milliyetçi gençleri ve karşıda ölen yine temiz yürekli devrimci gençleri işte bu adam öldürtmüştür, kullanmıştır ve kendini zengin etmiştir.

Demirel darbe sonrası pişman olmuştur bunu da yazalım. Bir çok açıklamasında “kullanıldığını” anladığını söylemiş hele Cumhurbaşkanı olduktan sonra oldukça demokratik ve uzlaşmacı açıklamalar ile eski halinden eser bırakmamıştır (günümüz cumhurbaşkanına da bir şeylerden feyz alır artık alacaksa).

Efendim ne diyelim Demirel sürekli siyasi hayatında Adnan Menderes’in asılmasını, dini, cami yapımını, baraj ve inşaatçılığı kullanmış ve bunun ile gurur duymuştur. Peşi sıra gelen tarikat kökenli Özal ve Erdoğan mesela Demirel’i sahiplenmemişlerdir. Hepsi Adnan Menderes’in devamıdır ve öcünü almalıdır ha bu arada Ayasofya’nın mutlak camii yapılması 1955 yılından beri konuşulmaktadır. Yine buradan okuyan arkadaşlara söyleyeyim Bor madenleri, Lozan anlaşmasının maddelerinin eleştirilmesi, madenlerin çıkartılmasının engellenmesi (gizli anlaşmalar ile), arşivlerin elbet açılacağı vs. gibi söylemler ilk olarak Demirel dönemlerinde kullanılmaya başlanmıştır. Bunların hepsi palavradır elbette ama halk balık olduğu için ısıtılıp ısıtılıp getirilir önüne milletin.

Tarihe yine meclise sormadan yaptığı gizli ikili devlet anlaşmalarıyla yazılmış olan Demirel ne yazık ki bunların hesabını veremeden ölmüştür. ABD üstlerini savunması (pardon Demirel’in deyimiyle tesis) ve üstlerde yaşananlara sessiz kalması, devlet içerisinde ABD teşkilatlanmasını sağlaması vs. yazsak o kadar çok konu var ki.

Artık öbür dünyada hesabını verir sanırım. Uğur MUMCU seni bekliyordur mutlaka hacı. Yaptığın çaldığın şeyler bu dünyada kaldı işte Sayın Demirel. Kefenin cebi yok hesabını vereceksin bunların öbür dünyada. Öldürülen, işkence gören, bugün ABD uşağıysak ülke olarak sende bunun temel taşı oldun. Ben hakkımı helal etmiyorum. Ama yinede öldüğü için insan üzülüyor. Son yaşlılığı falan sevimliydi ya. Bak hemen yumuşadım. Son bir iki komik sözü ile bitirelim bari;

“Gazeteci : Türkiye’nin durumunu tek kelime ile özetler misiniz sayın Demirel?

Demirel   : İyi

Gazeteci  : İki kelime ile özetler misiniz?

Demirel   : İyi değil”

One thought on “Morrison Süleyman”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.