Tatar Ramazan

 

Lise yıllarımda okumuştum Tatar Ramazan’ı. Çoğu kişi roman olduğunu bile bilmez öğrenmiş olun. Kerim Korcan amcamız bunu ve benzeri Linç isimli kitabı yayınladığında öyle yer yerinden oynamadı. İdamlıklar kitabını ise okuyamadım. Zaten yazarın hiç bir zaman değeri verilmedi ülkemizde.

Genel olarak eskilerin “komunist” dediği insanlardandır Kerim Korcan. 1938 yıllarında hapishaneye atılmış 1950 yıllarına kadar da orada kalmıştır. Zaten yazdığı romanlarda bu ortamı çok iyi anlatması bundandır yani.

Ne yazık ki insanlarımızda özellikle muhafazakar kesimde geçmişe yönelik yanılsamalardan bir tanesi daha gözler önündedir aslında. Hani ceddimizin adaletiydi, kanunuydu vs. anlatılır ya. Ama toplumdaki ve devlet düzenindeki bozulmalar anlatılmaz. Feodalitenin kucağındaki insanlar, onların korkularından dolayı üstlerinden para kazanan ve bu parayla da onlara hava atan sözde yardım eden rüşvet veren, jandarmayı hakimi kaymakamı satın alan, tefecilik yapan ağalar beyler.. Geçmiş anadolu yazarları zaten bunu anlatmaya çalışır. Sefalet, yoksulluk, yaşam standartları ile görünen toplum. Arkasında ise bozulan Osmanlı Devlet sisteminde rüşvetin, hırsızlığın ve adam kayırmanın sıradanlaşması, bunun neticesinde halkın adalet duygusuna olan inancını yitirmesi. Yine adalet inancına yitiren kısmın eğitimsizlikleri/cesaretsizlikleri neticesinde haksızlığa ses çıkartmaması, yapılan kötülüklerde bu bahsettiğimiz hırsız, ağa, para babalarının hep yanına kalmasının bilinmesi duyarsızlığa yol açıyor.

Kerim KORCAN

Cumhuriyetin kurulması ve atılmaya çalışılan adımların en önemlisi içte bu feodaliteden sıyrılmanın sağlanması, halkın özgür düşünceye sahip eleştirel ve hakkını arayan bir toplum anlayışına sahip olması amaçlanıyor. 

Lakin daha önce de bir çok kez belirttiğim gibi bu toplumsal dönüşüm başarısız oluyor. Halkımız 1850 yılında ki gibi muhafazakar görünen ama “işimide halledeyim” yani kendimi kurtarayım yapısına geri dönmeye başlıyor 1945’lerde. Haksızlıklara sesini çıkaran aydınlar ilk hedef olmak üzere öldürülüyor veya hapse atılıyor.

Ya konuşulacak çok şey var. Mesela hala bedava dediğimiz konuşmalar var. CHP’nin 1940 sonrası büründüğü yapı mesela. Cumhuriyetin ilk yıllarında susturulan muhalefet için söyleceğimiz bahaneler “yeni oluşturulacak demokratik yapıya hazır olmayan toplum” olabilir hadi. Sonra ne oldu mesela? CHP demokratik adımları devam ettirmeye çalışıp halkı bilinçlendirdi mi? Çok yanlış bilinen bir şey CHP’nin hep sosyal demokrat parti olduğu mesela.

İşte Kerim Korcan halkın yani hapisteki garibanların ezilmesini, ağayı, rüşvetçi ve basiretsiz devlet yöneticilerini anlatıyor. Devletin bozuk düzeninden dolayı eleştiren, yazılar yazanlar 1940’larda içeri atılıyor. Aziz Nesin mesela bir örnek aynı içeri atılıyor bir sürü…

Bakıyorsun hani Aziz Nesin “komunist dinsiz” falan ama CHP yönetiminde içeri atılmış hayatı hapiste geçmiş herifin. E hani CHP özgürdü, solcuydu falan?

Tatar Ramazan (Kadir İnanır)

Buradan anlaşılıyor ki devlet yönetiminde sağ sol falan yok. Bozuk düzen ülkelerde hükümet politikaları feodaliteye karşı, alt tabaka insanın eğitimini destekler nitelikte, rüşvet ve adam kayırmayı azaltan yapıya yönelmelidir. Yoksa düzeliyor dediğiniz yapı eskiye döner, rüşvet, feodal yapı, zenginin hep kazanması ile adalete güven yok olur. Gariban hakkını aramaz, dine ve efsaneye sarılır. Bizde bu kesim yani hep ezilen kesim bir şeyi daha bekler; Büyük bir lider…

Düşünemediklerini düşünen, ses çıkaramadığı şeye ses çıkaran adamı beklerler ve onu ölesiye takip ederler. Karakterimiz böyledir. Belkide Tayyip Erdoğan’ın bunca baskıya rağmen destek görmesinin sebebi budur bilmiyorum. Bunu yıkmak çok kolay değil.

Neyse Tatar Ramazan işte bu duygulara hitap ettiğinden çok sevilir. Yüreği hop eder insanın okuyunca romanı. Bizim kahramanımız delikanlıdır, dürüsttür, namusludur ve haksızlığa karşı sesini çıkartır. Ama yine dikkat edin, Tatar Ramazan baştaki ağayı öldürmeden kimse ona açıktan destek olmaz hala korkuyorlardır.

Filmi ünlüdür bilirsiniz. Kadir İnanır ve diğer büyük oyuncular ile beraber efsanedir. İlk film sonunda ağayı yaptıklarından dolayı öldürünce daha üst bir ceza evine sürgün edilir Ramazan. Ramazan sürgüne gidince, cezaevi eski sistemine geri döner. Yani eski ağa ölür yeni bir ağa gelir ve “giden geleni aratır” sözü de buradan gelir.

Bu tip yazarlar bizim toplum olarak bakışımızı anlatır. Elbette bunu yorumlamayı bu analizleri de iyi anlatmayı gerekli görüyorum. Öğrenmemiz gereken şey benim için kahramanımızı beklemememiz gerektiği. Çünkü kahraman ile beraber yapılan uyanışın etkileri, onun gidişi ile daha kötü olacak şekilde yok oluyor, verilen tepki ezilen halk tabakasının kendi içsel tepkisi olsa da eğitimsizlik bunun öteye gitmesini engelliyor. Bu sebeple soyguncunun yerini başka bir soyguncu alıyor, yalan beyanlar ile kandırdığı halk kitlelerini peşinden sürüklüyor. Bu bir kısır döngü gibi görünse de uzun vadede ki bizim gibi uzun geçmişi olan ülkelerde zararları çok daha fazla belli olacak şekilde ortaya çıkması kaçınılmaz gibi görünüyor. Tatar Ramazan belki “bu oyunu bozabilir” ama biz bozmaz isek lego gibi geri yapıveriyorlar…

Kitabını ve filimini tavsiye ederim elbette büyük yazarı buradan tekrar analım…

“Tatar Ramazan” için 2 yorum

  1. Babamın bir edebiyat dergisinde 1972 yılında İdamlıklar romanına yaptığı eleştiriyi anımsadım. Çok teşekkürler güzel yazınız için….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.