Devlete Güven?

Son terör saldırısı ile ilgili hani bir iki kelime yazmak istedim. Aslında pek siyasi ve gündemsel bir şeyler yazmak istemem ama halkın bakış açısını daha doğrusu benim bir çok kez bahsettiğim “devletin adalet mekanizmasına güvensizliğinin” somut delillerini daha iyi anlatmak için bir fırsat.

Bildiğiniz üzere cumhuriyet savcısı Mehmet Selim Kiraz iki gün evvel kendilerini DHKC terör örgütü mensubu olduklarını söyleyen kişilerce rehin alındı. Ağzı kapatıldı, resimleri çekildi. Duvarına örgüt bayrakları ve gezi olaylarında ölen Berkin Elvan’ın resimlerini asıp, kafasına silah dayadıktan sonra savcıyı rehin aldıklarını açıkladılar. Biz ne olduğunu ne istediklerini falan düşünürken yayın yasağı geldi. Akşamı operasyon neticesinde terör örgütü mensupları ve ne yazık ki savcıda ölü olarak teslim alındı.

Halk olarak o kadar komplo meraklısı ve bir bit yeniği arar olduk ki bin bir kafadan ses çıkmaya başladı hemen. Efendim aslında bunların MİT mensubu olduğu ve devletin kendine operasyon yaptığından tutunda aslında katilleri ortaya çıkartmak istemeyen devletin onları öldürdüğüne kadar onlarca komplo teorisi ve yazı….

Savcı Mehmet Selim Kiraz

Yazılarımı okuyanlar komplo teorileriyle pek ilgilenmediğimi bilirler. Çünkü olabilecek şeyler üzerinden birilerini suçlamak ve hesap vermesini istemek doğru değil haliyle ve kahve muhabbetinden öteye de götürmez bizi. İlk önce mantıksal olarak bu saldırıyı bir madde madde değerlendirelim. Çünkü bu bir terör saldırısı olarak görünmek ile beraber, bilerek bir rehine alma olayına şahidiz. Buyurun;

1) Öldürmeye mi geldiler? Kişiye veya topluma yönelik silahlı/bombalı saldırılar da hedef genel itibariyle gafil bir şekilde yakalanıp hızla öldürülmesi sağlanır. Yani öldürülecek bir kişi sebep ne ise buna istinaden öldürülür. Bu değişik ırktan veya dinden olmasından, bir örgüte veya siyasete taraf olmasından da kaynaklanabilir. Burada kan ile bir mesaj verilir. Fakat bu olayda teröristler en işlek adliyelerden bir tanesine girip rehin almayı gerçekleştirdikten sonra hedef kişinin “rehin alındığını” medyaya bildiriyorlar. Diğer kişileri ise dışarı çıkartıyorlar. Demek ki ilk etap için en azından amaçları ölüm ile dikkat çekmek değil. Bir şeyleri konuşmak istiyorlar buna dikkat edelim.

2) Güvenlik yetersiz mi? Saldırının adliyede ellerini kollarını sallayarak yapılması güvenliğin beceriksizliğini göstermez. Bu tip terör saldırılarında uzman kişilerin görüşleri genel itibariyle şudur; “terörü engelleyemezsin!”. Yani istediğinizi yapın, koruyun, durdurmaya çalışın mutlaka açık vereceksiniz ve hedef eğer suikasti bilmiyor ise inanın kolay bir hedeftir. Kapıdan olmasa çatıdan sokarlar yani silahları. AVM’lerde dedektör varda bipsiz geçemiyoruz oradan. Bir çok yer açık hedeftir, buda normaldir. Terör bu sebeple her zaman tehlikeli ve tahmin edilemezdir.

3) Öldüreceklerdi zaten bu sebeple oradaydılar! Bunu bilemiyoruz. Söyledik o sebeple orada olan adam genelde rehin almadan direkt vurur. Devlet yayın yasağı getirdiği için ne istediklerini tam öğrenemedi millet. Telefonla bir gazeteci aranıp isteklerini sıraladılar. Bir tv programıyla temasa geçtiler videoları koydum. Genel olarak Berkin Elvan davası ile ilgili suçluların açıklanmasını, bu suçluların televizyondan suçlarını itiraf edip özür dilemesini ve bu davanın işleyişini protesto edenlerin tutuklandığını veya mahkemede olduklarını bunların salıverilmesini istediler. Eğer bunlar yapılır ise savcıyı öldürmeyeceklerini söyleyip savcıyı yetkililer ile konuşturdular. Bilinen rehine kurtarma işleri bunlar uzmanlar bilir. Benim bildiğim adamlar konuşuyor ise konuşacaksın yani.

4) Operasyon yanlış mı yapıldı? Başbakan operasyonun yapılması ile ilgili konuştu gerçi ama İstanbul Cumhuriyet başsavcısı Hadi Salihoğlu yazılı açıklamayı bugün yaptı. Okuyalım;

“31 Mart 2015 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın çalışma odasında görevini ifa etmekteyken iki silahlı terörist tarafından rehin alınması ve uzun süren görüşmelere rağmen teröristlerin teslim olmayıp, Cumhuriyet Savcımızı şehit etmesi olayıyla ilgili olarak gerek yazılı, gerekse görsel ve sosyal medyada çıkan bazı haberlerde Cumhuriyet Savcımızın polislerce öldürüldüğü, teröristlerin içeriye bomba ile girdikleri, içeride bomba patlattıkları, şehit Cumhuriyet Savcısının otopsisinin yapılmadığı ve buna benzer eksik, maksatlı, yanlı yayınlar yapılmakta olduğu müşahade edilmiştir.

Konuyla ilgili yapılan soruşturma kapsamında ilk incelemelere göre;

1- Olayın başından sonuna kadar Cumhuriyet Başsavcılığımız ve emniyet birimleri koordineli ve birlikte hareket etmişlerdir.

2-Öncelikle herhangi bir silah kullanılmaksızın ve kimseye zarar gelmeksizin rehin alma işleminin sonlandırılması amaçlanmıştır.

3-Bu bağlamda İstanbul Baro Başkanı Sayın Ümit Kocasakal, Avukat Şükriye Erden ve özellikle Sami Elvan’ın terörislerle iletişimleri sağlanmış, uzun görüşmelere rağmen teslim olmamışlardır. Teröristlerin görüşmek istediği Avukat Sezgin Tanrıkulu kendisine ilk ulaşıldığında adliyeye geleceğini belirtmesine rağmen adliyeye gelmediği gibi kendisine ulaşılmak istendiğinde telefonlarada çıkmamıştır. Görüşme devam etmekteyken Cumhuriyet Savcımızın odasından peş peşe silah sesleri gelmesi üzerine güvenlik güçlerimiz yasal müdahalede bulunmuşlardır. Bu esnada teröristlerde güvenlik güçlerine silahla karşılık vermişlerdir.

4-Çatışma bittiğinde Cumhuriyet Savcımız ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılmış, yapılan tedaviye rağmen hayata döndürülememesi üzerine şehit olmuştur.

5-İki terörist ise suçta kullandıkları 7.65 mm çaplı Fransız model tabanca ve bu silaha ait çok sayıda boş kovan, dolu mermi ile ölü olarak etkisiz hale getirilmiştir.

6-Şehit Cumhuriyet Savcımızın 1 Nisan 2015 saat 01.30’da Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsi sonucu elde edilen bilgilere göre Cumhuriyet Savcımızın başına bitişik atış olacak şekilde silahla ateş edildiği, ateş edilen silahın ise teröristlerin kullandığı 7.65 çaplı silah olduğu tespit edilmiştir.

7-Teröristlerin yanlarındaki çantada bomba olabileceği düşüncesiyle fünye ile kontrollü patlatıldığı, çantada bomba bulunmadığı tespit edilmiştir. 

8-Teröristlerde bir tanesinin adliyeye elinde avukat cübbesiyle sahte olduğu düşünülen avukat kimliği ile içeriye üst araması yapılmadan girdiği güvenlik kamera kayıtlarından tespit edilmiştir. Konuyla ilgili soruşturma etkin bir şekilde sürdürülmekte olup, tamamlandığında ayrıntılı bilgi verilecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

5) Fakat bir detay gözden kaçıyor. Dedik ya “bunlar rehine aldı talepleri var öldürmezler belki” diye. Bunun koşullarından bir tanesi rehine veya rehinelerin ölmemesi! Bakın kapalı bir odadan konuşur iken pazarlıklar ile ilgili yukarıda koyu harfler ile belirttim dün başbakan da dedi iki kez söyledi hemde.  Kısa fakat her şeyi değiştiren bir cümledir bu. Yani operasyonun başlamasına sebep olan, savcının muhtemel ölümüne ve diğerlerinin yani çok önemli bir şey. Diyor ki başbakan ve savcı operasyon sebebi için;

 “Görüşme devam etmekteyken Cumhuriyet Savcımızın odasından peş peşe silah sesleri gelmesi üzerine güvenlik güçlerimiz yasal müdahalede bulunmuşlardır.”

Bakın ben uzman değilim yani terör ile rehine pazarlığı uzmanı değilim. Fakat şunu düşünüyorum. Sizinle rehine pazarlığı yapan kişilerin içeride ne yaptıklarını görmeniz kapalı alan için çok önemlidir. Göremediyseniz rehinenin yaşıyor olduğunun bilinmesi önemlidir ve sürekli sorulur “rehine iyimi?” diye. Burada söylenmek istenen şey “rehineye bir şey olursa beyninizi dağıtırız” mesajıdır. Şunu sormak istiyorum uzmanlara, gerçi bunu oradaki gazetecilerin sorması lazım ama işte; Görüşmeye ve pazarlığa devam edilirken içeriden “silah sesi geldi!” diyerek operasyona başlanır mı? Silah sesi geldi ise görüşmeye devam edenler ile hemen temasa geçip savcının iyi olduğunun teyitinin alınması ve bunun peşinden operasyona geçilmesi gerekmez mi? 

Hani ben mantıklı olanı söyledim. Teröristler savcıyı korkutmak veya bir bilgiyi almak için dikkat çekmek için havaya veya yere ateş etmiş olabilirler neticede. “Aha savcıyı öldürdüler” diyerek adabazarlı gibi saldırıp operasyona girmenin manası nedir? Savcı belki de saldırı öncesinde iyidir ve bunun peşinden saldırı başlayınca vurulmuştur. Elbette bunu kimse bilemez. Son otopsi sonuçları savcının terörist tabancası ile öldürüldüğünü göstermekte ve elbette diğer polis kurşunları da muhtemelen isabet etmiştir.

6) Devlet katil, savcıyı öldürdü! veya Bunlar bir oyun! Bunu bilemiyoruz arkadaşlar. Yukarıda belirttiğim bir tutarsızlık var ama ötesi teoride kalır. Bazı arkadaşlar “istekler verilseydi ölmezdi” diyor veya MİT olduklarından falan. Yok öyle bir şey, çünkü saldırganları dinledim. Berkin Elvanın babası Sami Elvan ile konuşuyorlar adam ikna etmeye çalışıyor. Videolar silinirse arayıp bulabilirsiniz yaklaşık 19 dakikalık bir bağlantı yapıyorlar televizyona. Benim videolar bir günde silinmiş tekrar bulup koyuyorum ama uzun soluklu olmazlar tabi. Devlet açısından ise; Terör saldırılarında devlet ve güvenlik güçlerinin duruşları olur. En önemlisi de kaybedilecek şeye karşı verilendir. Savcı muhtemelen ileride yapılacak bu tip terör saldırılarına karşı feda edilmiş olabilir. Çünkü terör grubunun isteklerinin yerine getirilmesi, başka bir istekte bulunmayacağının garantisini vermediği gibi “silah” ile elde etmeye çalıştığı gücü başka terör gruplarına cesaret olarak geri dönecektir. Bu devlet politikasıdır bunu tartışırsınız ama böyledir.

7) Yani devlet masum öyle mi? Hayır masum değildir. Laf vardır sapla samanı bir birine karıştırmayın diye. Devlet pazarlık yapmadığı için değil, bu terör eylemine sebebiyet verdiği için suçludur aslında. Güvenlik açısından ortam hazırladığı için değil, adaletsiz bir düzenin halk arasında yaygın bir kanı haline getirdiği için suçludur.

Orada açıklamasını yapan elemanın sözlerinden bazıları çarpıcı. 2:00’dan sonra şunu söylüyor “şehitlerimize karşı adaleti biz sağlayacağız dedik, biz sağlıyoruz”. Benim için önemli bir cümle. Çünkü olayların bu noktaya geleceği belli. Bana göre avukatlık okuyan ve temsil ettiğini düşündüğü değerler için ölen bu genç çocuk “kendi doğruları” için eline silah alıp belkide ölüme gitmiş. Bırakın doğruluğunu falan düşüncesini cartını curtunu. Diyor ki “ben devletin adaletine güvenmiyorum artık ve kendim adaleti sağlayacağım” işte geldiğimiz nokta budur. 70 kere yazdık ve bunları zamanında bir çok kişi yazdı. Demokratik hukuk devletinin temel direği adalet mekanizmasıdır. Adalet mekanizmasına bir kez güven sarsılır ise o toplum içinde yaşayanlar artık devletin evrensel hukuk kurallarını kabul etmemeye başlarlar, zamanla inançları kaybolur ve en sonunda kendi benliğinde haklı gördüğü olayları doğru kabul ederek kendisi hakkını aramaya başlar. Sonunda ise anarşi ve kaos oluşarak “haklılar karmaşası” içerisinde yaşayan kan ve göz yaşına mahkum toplumlar oluşur.

Devletin görevi en tepede, halkına “adaleti” öğretmek ve “adalet duygusunun” kaybolmamasını sağlamaktır. Peki geldiğimiz bu süreç içerisinde halkımız adalete güvenmekte midir? “Teröristlerin soyu sopu kurusun, elleri kopsun, çöllerde sürünsün” düşüncesinden öte toplum içerisinde bu şekilde “silah” ile adalet arayışında devletin suçu sizce ne kadardır? Kendisi de bir terör saldırısı sonucu ölen Uğur MUMCU’nun deyimiyle “Terör bir insanlık suçudur. Bu terör kim tarafından yapılırsa yapılsın, devlet tarafından yapılsa da, pkk gibi dev-sol gibi ya da ülkücü gruplar gibi ya da islamcı terör grupları gibi terörün bir tanesinden yarar ummak ya da bir tanesine hoşgörüyle bakmak ya da bu olayları suskunlukla geçirmek bir insanlık suçudur.” Fakat unutmayın! Terör saldırılarının temel sebebi hep “adalet arayışıdır”. Bu sebeple adalet eşit olmalıdır, din, ırk, cinsiyet veya mezhep ayrımı yapmamalıdır. Tıpkı devletin olması gereken bütün kurumlarında olduğu gibi. Bunların en tepesinde ise adalet vardır.

İyide adalet var mıdır? Kendinize dürüst bir şekilde sorun. AKP veya CHP veya neyseniz var mıdır? “Şöyle yapıldı böyle yapıldı” diyerek dile getirilen adaletsizliklere, kendi adaletsizlikleriniz ile karşılık vermediniz mi? Ve hala vermiyor musunuz? Ne yazık ki halkımız daha öncede belirttiğim gibi adalet duygusunu ve güvenini kaybetmiştir. Bu şimdi oluşan bir şey değil elbette. Şimdiki hükümetin beraber çalışıp, hukuk/polis/okul içerisinde yapılanmasına izin verdiği cemaat ile sonradan sürtüşüp “adamlar yargıda poliste yapılanmış haberimiz yok” dediği günümüzde artık dibe vurmuştur. İki kitap okuyan veya bir davaya dahil olan kişi adaletin ne durumda olduğunu bilmektedir zaten.

Bunun sonucunda zincirleme reaksiyonlar peşi sıra gelmekte ayrıca. Adaletin olmadığı yerde rüşvet, hırsızlık, terör, gasp olayları hızla artar. Toplumsal ahlak değerleri yozlaşmaya başlayarak, halk genelinde ahlaksızlık kanıksanmaya ve normal karşılanmaya başlar. Sonra toplum içerisindekiler din, milliyetçilik veya atatürkçülük maskeleri takmaya başlar. Onlarında arkasında hiç inanmadıkları demokrat hukuk devletini sömürmeye başlarlar, kendilerini kurtarmayı amaç haline getirirler. “Devletin malı deniz, yemeyen domuz” deyip birde eki eki diye gülerler. Sen bunlardan bahsettiğinde ise sana kafa sallarlar ama arkandan da “mal bundan bir bok olmaz” derler. İşte geldiğimiz nokta budur. Adalete inanmayan, başarıyı kazanılan para olarak gören ve bu doğrultuda eline görünmez silahlar alıp namuslu dürüst halkın kafasına habire sıkan bir toplum olduk. Aslında ne ölen savcı, ne de ölen saldırganlar umurunda milletin. “Sizin savcınız, benim kadınım, şunun adamı” diyerek yaşamın bizi getireceği nokta artan şiddet olayları ve terör saldırıları olacaktır. Siyasetçilerin bunların bilincinde olması dileğiyle..

Ha bu arada tek rehineyi operasyon ile kurtaramadıysanız bu olay için başarısız bir ifade kullanmak doğru olmaz çünkü bu işler kolay değil. Eğer operasyon ile kurtarırsanız başarılı bir şey yapmış olursunuz. Bunu yapamayıp, rehinenin ölümüne “başarılı operasyon” diyecek yetkililerde dünya üzerinde sadece bizde yaşıyor eminim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.