Yeni Bir Tarih II

Diğer yazımdan devam edeyim. Kafalarda bir Osmanlı yaratılmak isteniyor. Zaten tam olarak bilinmeyen bazı şeyleri dediğimiz gibi “aslında böyle ecdadımız hey gidi” denilerek ütopyaya yerleştiriyorlar. Zamanında hayal ürünü tarihsel örneklemeleri kusura bakmasınlar ama Mussolini ve Htiler yapmıştır. Düşlerindeki Osmanlı yabancı gelmeyecek şöyle bir şey olduğu anlatılıyor bir iki maddeyle yazarsak;

1) Osmanlı devleti 700 yıl Dünya’ya hükmetti (doğrusu; yaklaşık 1400-1600 yılı arası bilinen Avrupa ve kuzey Afrikadaki hakimiyettir. Bilinmeyen Güney Amerika ve Asya elbetteki ulaşılamaz olduğundan söz konusu olamazdı. Ama kendi çevresinde ağırlıklı bir yönetim elbetteki vardır bu küçümsenemez. Dünya hakimi ise baya abartıdır)

2) Osmanlı devletinde herkese eşit davranılır, din mezhep ayrımı yapılmazdı (doğrusu; eşit davranılmaz gavura gavur denir, fazladan vergi verilir, gerekirse dini yerlere el konulur, ibadethane yapmasına son zayıflama dönemleri hariç izin verilmez, ata binmeleri ve yüksek bir binada oturmaları yasaktır, vs.. yani ikinci sınıf vatandaştırlar)

3) Osmanlı devleti çok adaletli olduğundan savaşmadan adamlar teslim olmuştur (doğrusu; Ortadoks olan doğu roma imparatoru ve balkanlarda ki devletler uzun süredir zayıfladıkları için katoliklerin katliamlarına maruz kalıyorlardı. Osmanlı komutanları bunu çok iyi bir politikayla kullanarak şehirleri savaş yapmadan ele geçirdi)

4) Osmanlı devletinde kati surette içki içilmezdi karı kız falanda olmazdı (doğrusu; şehirlerde ve yollarda meyhaneler vardı. Burada müslümanların içki içmesi yasaktı resmiyette. Gavurlar içki içebilirdi. Eğer müslümanın birisi burada içeren yakalanırsa veya şikayet edilir ise falaka falan ceza yerdi. Osmanlı devletinde içki olarak Şarap içilirdi. Dünyanın en iyi şarapları ege ve kıbrısta üretilirdi. Gavurlar için domuz çiftlikleri bulunduğu gibi gizli genelevlerde faaliyetteydi)

5) Osmanlı devleti şeriat ile yönetiliyordu (doğrusu; nah şeriatla yönetiliyordu. Karma ve kendine özgü bir devletti Osmanlı devleti. Devlet temel yapısı doğudan gelen Türk boyu ile batıdan gelen roma hukuku arasında şekillenmiş düzgün işleyen bir çarktan oluşmaktaydı. Şeriat devleti bu kadar farklı mezhebin, dinin ve nufuzun olduğu yerde düzgün uygulanamazdı zaten)

6) Osmanlı devleti bir bozulma sürecine girmiştir. Sebebi ahhh o Hürrem yokmu yani kadındır (doğrusu; bozulmanın sebebi yavşak basiretsiz idareciler, üçkağıtçılar, rüşvet, adaletsizlik neticesinde teknolojiye ayak uyduramama ve fransa devriminin sonucudur)

7) Aslında Osmanlı devleti son zamanlarında borçlarını ödüyordu ve toparlanmıştı. İttihatçılar vatanı sattı (doğrusu; İttihatçılar vatanı satmadı, devlet borçlarını falanda ödeyemiyordu atma. İlk borç 1830’larda alınmış 1881 yılında fazileri bile ödeyemeyecek duruma gelindiği için Diyinu Umumiye kurulmuş (5 farklı yabancı devletin ülkede vergilerin toplanmasını üstlenmesi ve borçlarını alması iflas yani) bunun üzerine tam bir vatansever lakin odun kafa düyebileceğimiz İttihatçılar devreye girmiştir. Yanlış kararlar falan başka şeydir vatan hainliği bambaşka şeydir dikkat)

8) Adamlarda kölelik varmış, bizde yoktu mesela ulu ceddime şükür (doğrusu; bizde hiçbir zaman batıdaki gibi bir köle ağı olmadı lakin bu köle olmadığı anlamına gelmiyor. Köle pazarları vardı, yerleri ve köle fiyatları da zaten bellidir. Köle akınlardan ele geçirilen ve müslüman olmayanlardan yapılır pazarda satılırdı. Kızlar zenginlere cariye yapılır, erkekler iş akdiyle (3-5 yıl sonra serbest kalacakları şekilde) çalıştırılırdı. Cariye ile ilişki muhabbetine girmeyelim şimdi merak eden olursa şeyaparız)

9) Padişahlar sabahtan akşama namaz kılar, ata biner veya sefere giderdi. Saray erbabı muhafazakardı. (doğrusu; 3 padişahtan 2’si fırlamaydı. Elinde bir sürü askeri, hocası, cariyesi olan önünde eğilen kalkan adamlar ne yapacağıdı? Saray eşrafı muhafazakar değil di soyluydu. Dönemin modası neyse sarayda onu giyerler, onu yerler, ona göre eğlenirlerdi pis soysuz halk mı lan bu? Bir çoğu içki, karı kız takılsa da yaşlanmaya doğru işte nasıl senin benim dedem babam gibi namaza başlar bunlara tövbe ederdi. Gençliğinden itibaren düzgün bir hayat yaşayan padişah enderdir.)

Neyse ya uzayıp gider. Belirttiğimiz gibi kafalarda başka bir dünya var aslında. Anlatılmak istenen ile olan farklı şeyler elbette. O zamana göre değerlendirmemiz gereken hayat tarzı ise bu söylenenler gibi değil. Elbette amaç, anlatılan ütopya üzerine “hedefimiz ceddimiz oraya gidiyoruz” diyerek propaganda yapmak ve takipçilerini din/milliyetçilik ekseninde kandırmaktır. Bunu anlamak ile beraber Cumhuriyetin çok önemli bir konu olan “Osmanlı devletinin çöküş sebeplerini” unutturmak beceriksizliğine de şahit oluyoruz.

Çünkü Osmanlıyı sürekli savaş ve padişahlar ile anlatanlar, gerçek toplum yapısını, kültürünü ve geleneğini anlatmıyor. Toplum atadan gelen cesaretinin yanında, bozulan düzen ve rüşvet ağlarıyla hiçbir zaman adalete inanmayan, din ve mezhep ayrımcısı yapıya dönüşüm geçiriyor. Zenginler ağa olmaya veya vezirleri/askerleri/kadıları satın almaya başlıyor. Feodalite bu sebeple iyice palazlanıyor. Bunun altında ezilen halk kafasını küçük bir isyanla gösterdiğinde ise çok şiddetli bastırılıyor.

Arkadaşlar yine dikkat ediyorsanız devletin neden yıkıldığının ipuçlarını görüyorsunuz. Okuyun tarihin başlangıcını işte yazılarımdan. Büyük komutanlardan nasıl hainlere para/kadın düşkünlerine geçiş yapıldığını görün. Öyle hani yazardık ya madde madde eskiden. Sktiredin onları şimdi sebebi budur; Çok ayrıntılı yazmıyorum ama sarayda ve dışında artık rüşvetle işler yürümeye başlamış, gerçekten kaliteli devlet adamları hokkabaz üçkağıtçı kişiler tarafından iftiraya uğratılarak yok edilmiştir. Yani “devlet yıkıldı çünkü sebebi matbaaydı veya dindi” gibi saçma sapan sebeplerden yıkılmadı Osmanlı devleti. İşte okuyorsunuz başarılı devlet adamlarını yok edersen, üç kağıtçı rüşvetçi adamları başa getirirsen, onlar kendi rüşvetçi kaypak adamlarını devletin başına getirecekler ve yavaş yavaş toplumda ahlaksızlık, rüşvetçilik, adam kayırma yerleşecektir. İnsanlar şimdiki toplumda yaşadıklarının yeni bir şey olduğunu zannediyorlar. Etrafınıza bakarsanız halkımızın aslında ne kadar yanar döner olduğunu göreceksiniz. Fırsatını bulduğunda nasıl parayı cukka yapmaya meyilli olduğunu fark edecek, nasıl kendi yandaşını istediği mevkilere işlere soktuğuna şahit olacak, ceza falan yediğinde nasıl tanıdık hakim polis aradığını göreceksiniz. Toplumun bu olayları kanıksaması bu yıllarda başlamıştır. Ne yazık ki Cumhuriyet devrimleri ile yeniden tasarlanmaya çalışılan bu “muhafazakar” görünüp üç kağıtçı, fırsatçı yaşayan, hırsızlığa alışkın toplumun değiştirilemediğini görüyoruz.

Bazı arkadaşlarım böyle olmadığını, Osmanlı devletinin adaletin hassas terazisi sayesinde bu günlere geldiğini söyleyeceklerdir. Katılmakla beraber, yaratılan bu sağlam, adaletin temeli üzerine kurulmaya çalışılan yapının nasıl bozulduğunu da görmek gerekiyor sanırım ve en önemlisi şimdi ne yapabileceğimizi görmeliyiz.

Son olarak yolsuzluk ile suçlanan bakanlar ile ilgili konuştuğum kişilerin neredeyse yarısından fazlasının belirttiğim gibi savunmalarının “sen olsan sende çalarsın”, “herkes çalar”, “elbetteki çalacak”, “öncekiler çalmadı mı?” veya “bal tutan parmağını yalar” olması işte bu tarif ettiğim toplumsal çöküşe işaretlerdir.

Çöküntüye uğrayan ve bir türlü düzelemeyip sonunda başka devletler tarafından köle yapılan veya yönetilen büyük devletlerin denge taşı “ahlak” olmuştur. Çünkü ırkı, dini, mezhebi, cinsiyeti veya toplumsal statüsü ne olursa olsun toplum eğer ahlakını yitirmiş, hırsızlık yapmayı, çalmayı, rüşvet vermeyi normal karşılıyor ise yavaş yavaş adalete olan güvenini yitirmeye başlar. Etrafındaki bazı insanların bu rüşvet ve hırsızlık ağından yararlanarak yükseldiklerini ve üst mevkilerde yer edinmeye başladığını görür. Gittikçe devletin koruyucu bütünsel yapısından uzaklaşır kendi başına hareket etmeye başlayarak “bencilleşmeye” başlar.

Bencilleşir ise ne olur? Yanında yardıma muhtaç bir insana yardım etmez, dövülen insanı görmezden gelir, sokakta korkarak dolaşır, güvenlik kuvvetlerinden nefret etmeye başlar, vs.. Ve zamanı geldiğinde ya bu devlet yapısı iç karışıklıklar sonucu çeşitli parçalara ayrılarak yada bir dış kuvvetin silahlı baskısı sonucu yok olur. Çünkü bunları engelleyecek ahlaki toplumsal yapıştırıcısını kaybetmiştir, çünkü rüşvetçi yöneticilerin çocuklarının savaşa gitmediğini fark etmiştir umursamaz…

Dikkat ederseniz ekranlarda sürekli “yedi ceddimizin kudretinden” veya “dünyaya saldığımız korku rüzgarlarından” bahsederler de bu koskoca imparatorluğun neden/nasıl yıkıldığını bir saat anlatmazlar. İşin sırrı etrafınızdakilerde arkadaşlar. Bakın çevrenize işte. Kendini kurtarmaya çalışan, fırsat geldiğinde rakibini yok eden, müslümanlığına şükredip sürekli övdükten sonra diğer bütün dinlere kötü gözle bakan, muhafazakar kafayla yaşayıp yoldan geçen kadınların bacaklarını kesen, üçkağıtçı ve rüşvetçiliği, hırsızlığı normal gören toplumumuz. İşte budur ykılmanın sebebi sorumsuz, sorgusuz, yönetilen ve öyle olan belkide. Geçmişinden ders almayanlar yok olmaya mahkumdur Allah kimseyi hırsız yapmasın, rüşvetçi yapmasın…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.