Ah Sabahattin Ah

Bu kitabın anısı bende gerçekten farklı sanırım. Hani okuyayım dersiniz de okuyamazsınız ya bazı kitapları. Lisede bir heves etmiştim ama çok yavan gelmişti bana bırakmıştım. Sonra üniversitede elime geçmişti final zamanı falan kenara atmış okuyamamıştım. Sonra işteyken artık okuyalım popüler kitap oldu deyip almıştım ama okuyamadan bir arkadaşım gelip elimden almıştı “sonra getiririm” diyerek.

En son bundan bir sene evvel İstanbul’dan aldım gezerkene. Yine bir arkadaşımla buluşmuştum onunda eşinin doğum günüymüş galiba bende eşine hediye götürsün diye vermiştim. İşte okuyamayacağız ya anasını satayım en sonunda yine bir arkadaşımın evindeyken gördüm izin ile aldım 4 günde de bitirdim kitabı…

Mantolu madonna hayatta beklediği şeyi bulamamış bir adamın hikayesini anlatıyor ki bu adam yazarın kendisi zaten. Raif efendi 25 yaşlarında bir şekilde gittiği Almanya’da resim sergisinde gördüğü portreye aşık oluyor. Sonra o kadınla tanışıyor ve olaylar olaylar işte.

Kitapta öyle maceralar falan yok. Daha çok Raif efendinin kendi iç dünyasında yaşadıkları ve belkide aşık olan insanların bazı noktalarda düşündüklerini yazıya dökmüş. Oldukça çekingen ve içine kapanık bir adam olan Raif efendi 25 yaşında tanıştığı kadın ile yaşamını durdurmuş ve hayatı oluruna bırakmış işte.

Sabahattin Ali

Ne yalan söyleyeyim ben fazla öyle aşk romanları sevmem. O bakımdan biraz odun sayılırım. Bu kitaplar bana zaman kaybı gibi geliyor. Ama öyle değil kelimelerde öyle söylesem de değil elbette. Kaldı ki bu tip kaliteli yazarların kitaplarının sadece aşk romanı olarak görülmesi doğru değil. İçerisinde toplumsal analizler ve durumları da çok güzel işlenmiş. Kelimelerindeki o nazik yapısı ve cümle biçimleri yazarın ancak bir beyefendi olabileceğini düşündürüyor insana.

Yine belki bilmezsiniz ama günümüz bestecilerinin söz yazarlığını yapmıştır şiirleriyle. Edip Akbayram’ın “Aldırma gönül“, Zülfü Livaneli’nin “Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz” ve “Leylim Ley“, efendim Ahmet Kaya’nın “Kara Yazı” veya Volkan Konağın “Göklerde Kartal Gibiyim” şarkılarının hepsi Sabahattin Ali’nin şiirleridir. İşte bu duygu bütünlüğüne ve mükemmel söz yazarlığına karşın aramızdan erken ayrılmış büyük sanatçı. Bu şarkıların sözlerini okuyun ne derin anlamları var göreceksiniz..

Kitaptan hariç Sabahattin Ali’nin hayat hikayesi de romanları gibi içe kapanık, kırılgan ve kaderci. Atatürk’e hakaretten tutuklanmasına ve yazdıkları hikaye ve romanlardan sonra ülkemizde yeni filizlenen faşist milliyetçi akımlara karşı cephe almasına kadar zor bir hayatı olmuş. Her özgür düşüncede olanın ve sorgulayanın “neden böyle acaba?” diyenin ülkemizde komünist, anarşist veya darbeci ilan edilmesinin geçmişteki kitap yapraklarından bir tanesi ne yazık ki. Hükümeti eleştirmekten hapis yatması, açtıkları dergilerin, gazetelerin basımlarının engellenmesi, işten siyaseten kovdurulmaları ve daha neler neler…

Türkiye’de iş bulamayıp bir çokta ırkçı tehditlerden sonra yurt dışına çıkmak istemiş lakin onda da “çıkamazsın” deyip pasaportunu vermemişler adamın. O da kaçak yollardan bir kamyon şöförüyle yurt dışına çıkarken yolda kamyon şöförü tarafından öldürülüp kenara atılmış. Daha sonra tutuklanan bu şahıs “milliyetçi duygularım ile alay etti, bende onu vatansever duygular ile öldürdüm” diyerek savunmasını yapmıştır. Yaklaşık 20 yıl hapis cezası alması gerekirken “milli hisleri tahrik” indiriminden yararlanan katilimiz 4 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Yetmemiş bir kaç hafta sonra aftan serbest kalmıştır.

Ailesi Sabahattin Ali’nin işkence gördüğünü ve devlet tarafından öldürüldüğünü iddia etmiştir ama ne fayda. Katil Ali Ertekin sonradan cinayet ile ilgili konuşsa da ne kadar doğru falan bilemiyorum. Sonuçta kendisi de sonradan devlet tarafından komunistleri takipte kullanıldığını söylemiştir. Allah belasını versin. Buradan ya devlet tarafından bir şekilde öldürülmesi için kullanıldığını veyahutta öldürdükten sonra “bu adam işimize yarar kullanalım” deyip serbest bırakıldığını görüyoruz.

Neyse ne ya çok önemli değil. O mu bumu bir şekilde öldürüldüğü için zaten kurcalasak bir şey olacağı yok ama görün diye yazıyorum bunları. Şu yakın 100 yıllık cumhuriyet tarihinde hangi yazar, hangi düşünür veya hangi şair sanatçı olsun toplumun sömürülmesini, demokrasiyi, insan haklarını ve özgürlüğü konseptinde kullanır ise ya sürülmüş, ya hapis yatmış yada öldürülmüştür. Hala aynı ise durup bazı şeylerin iyi düşünülmesi gerekmektedir.

Ölen yazarlar veya şairler ülkemizde medeni seviyelere çıkmamız için gereken süreyi düşürecek insanlardı. İşte size savaş çığırtkanlığı yapan, paraya tapan, insan emeği ve sömürüsü hakkında bir kelime bile yazmayan yavşak hükümet yalakası sanatçılar ile tam tersi edebi eserler ile olaylara eleştirel yaklaşan gerçek entellektüel sanat camiası. Birisi sürgünde veya mezardadır, diğeri ise akşam rezidansına doğru yol almaktadır. Bunu göreceğimiz zaman gerçek medeniyete ulaşacağız sanırım.

Ümidim çok değil bu ülke adına. En azından benim ömrüm boyunca görebileceğimizi sanmıyorum belki bir iç karışıklık veya iç savaş neticesinde tekrar silkilenebilirsek birşeyler yapabiliriz diye düşünüyorum. Çünkü ne gerçek sanatçılarımız burada artık ne özgür düşünce isteyen halk o kadar hevesli. Zaten ortaya çıkan edebi eser kalitesinin 1940’lı yıllardan daha kötü olmasında bunun bir göstergesi.

Dayımın edebiyat hocasının 30 yıl evvel Fransa’ya gitmesinin, dayımında bir şekilde ülkesinde öğretmenlik yapacakken Amerika’ya 20 yıl evvel kaçmasının sebebini düşünmesi lazım ya biraz insanların. Neden gider bir öğretmen, bir şair veya ressam ülkeden? “Gitsinler defolup gitsinler” demeyle ülkenin odun kafalı yöneticiler ile yönetildiğini ne zaman göreceğiz? Atıyorum günümüzde ateist Bedri Baykam ülkeden gitse, ermeni sevdalısı diye nitelendirilen Orhan Pamuk kovulsa veya Fazıl Say’ı sopayla döve döve Rusya’ya göndersek bizim ülkemiz kazanmış mı olacak? Ülkesinin doğru yanlış eleştiren bir şeyler ortaya koyan adamlarının olmaması bizi nereye götürecek? Nereye götürdüğünü geçmişte bunu yapan ülkelerin başlarına gelenlerden görüyoruz. Saygılarımla..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.