Düşündüm De..

Düşündüm de..

Toplumumuzun bilgi birikimi çok düşüktür. Nedir bu bilgi birikimi? Bilgili olmak veya bilge olmak ne demektir? Kişinin bilgili veya bilge olabilmesi neye bağlıdır? Kendi dininin gerekliliklerini yapan, gereğince düzgün ve örnek bir kişi bilge bir kişi midir? Yada kendi ülke tarihini araştıran, onların yaptığı savaşlara odaklanan, kahramanlıklarını dinleyen kişi… Bana göre bilgili olmak kişinin çevresindeki canlı cansız sistemi tam olarak öğrenmeye çalışmasıdır. Sadece bir şeye odaklanmadan, sadece öğrenmek için araştırma yapmak bizi sanırım bilgeliğe götürecektir.

Düşündüm de..

Toplumun bilgi birikimi düşüklüğü bilge kişiliği azlığın mıdır peki? Yani yeterince bilge insan olmadığı için mi bilgi birikimimiz düşük? Bilge insanların sayısının çok olması bu birikimi sanırım büyük oranda artırmayacaktır. Önemli olan bilgisi az olan toplumun, bilge insanlardan ne kadar şey öğreneceğidir.

Düşündüm de..

Yine de bilge insanların çokluğu ileriki dönemlerde toplumun bilgi birikimini artıracağıdır. Çünkü ister istemez bilge insanlar yazacak, konuşacak, şarkı söyleyecek veya resim yapacaktır. Bunlara rastlayan veya rastlaması olası insanlar bilgilerini artıracak ve böylece bilgi birikimi artacaktır.

Düşündüm de..

Bilge insanlara rastlama olasılığımız tamamen neredeyse şansa bağlıdır. Eğer bilge insan şansa yakınımızda değil ise bizim bu insanlara bir şekilde ulaşmamız gerekmektedir. Ulaşmamız için ise basitinden maddi olarak iyi durumda olmalıyız ki yanlarına gidebilelim. Bilge insanların ürettikleri düşünceleri/eserleri duymak/görmek için genelde para lazımdır. Çünkü bir bilge genelde iyi bir okulda hoca olacaktır yada başka bir bilge yaptığı eserleri bir müzede sergileyecektir. Asgari ücretle geçinen veya daha üstü olmayan insanlar bu kişilere ulaşamayacaktır haliyle. Ben akşamları hastanede hademelik yapan birisinin akşamı taksimdeki müzeye gittiğini veya çocuğunu St.Benoit lisesine yazdırdığı bilmiyorum.

St.Benua-Çeliktepe Cengizhan Lisesi Maçı

Düşündüm de..

Yada bilge bir ailede büyümeliyiz ki bu birikimden faydalanalım. Peki bunlara sahip değil isek şansımızı nasıl yükselteceğiz? Çok çalışıp sınavlarımızı geçer isek belki ergenlikte bilge insanların yaşadığı bir okula gitmek gibi. Ama bana göre şansımızı çok kitap okumayla artırabiliriz gibi geliyor.

Düşündüm de..

Devletimiz bu bilgi birikimini artırmak için neler yapmalıdır? Sanırım ilk önce eğitim sistemini gözden geçirmelidir. Herkese eniyi eğitimi veremeyeceğini kabul etsek de, ilk öğrenimde bilgi birikimini artıracak hamlelerin hatırlatılması yapılmalıdır. Bu da ancak bilge öğretmenler ile sağlanabilir. Bilge öğretmenler çocukların ufuklarını açar, sanata yönlendirir ve topluma iyi bir vatandaş verir.

Düşündüm de..

Ülkemizin öğretmenleri bilge midir? Devlet bilgi birikimini artıracak olan en önemli basamak hamlesi olan “eğitim” için bu öğretmenleri seçebilmekte midir? Ne yazık ki seçememektedir. Ülkemizin en zeki ve bilge potansiyelli gençleri mal gibi eczacı olup gelen reçetelere bakarak raftan hastalara ilaç vermektedir bir nevi bakkaldan hallice yani.. Peki bu eğitim sistemindeki yanlışlık neden görülememektedir?

Düşündüm de..

Sadece bizim ülkemizde mi görülememektedir? Misal Amerika toplumundaki bilgi birikimi çok mu ileridir? Dünyayı yöneten ülkelerin toplumları gerçek anlamda bilgi birikimi olarak ileride toplumlar mıdır? Sanırım değildir. Lakin şu noktada söylemek gerekir ki gerçekten bilgi birikimi olan bir toplum dünyayı yöneten bir ülke olmak ister mi?

Düşündüm de..

Bu bilgiye yaklaşan üst düzey yaşam seviyelerine sahip ülkeler genel anlamıyla kendi hamurunda kavrulan, kimseye karışmayan ilime bilime yönelen toplumlar olması tesadüf müdür? Kanada’lı veya İsveç’li bir vatandaşın farklı gündem konuları ile zamanlarını geçirdiklerinin farkındasınız sanırım.

Düşündüm de..

Bilgi birikimi olmayan bir toplum olduğumuz için temizliğe gelen kadına 100 lira çocuğumuza eğitime gelen öğretmene 50 lira veriyoruz. Bu sebeple hazırlanan kalite veya arge klasöründen ziyade üretimden çıkan arabaya odaklanıyoruz. Ne yazık ki sizin vereceğiniz “elektrikli aletlerle güvenli çalışma eğitimi” bir anlam ifade etmiyor, onlar ellerine sıcak ekmek veren fırın ustasını tercih ediyorlar. Yani alaylı olmak, mektepli olmaktan bin kat daha iyidir bu tip toplumlarda.

Düşündüm de..

Keşke alaylı bir usta olsaydım toplumumuzda. Hem saygınlığım olurdu, hem de kafam daha rahat olurdu fazla düşünmezdim belki de…

Yazı 20 Eylül 2014 yılında Sapanca’dan Adapazarı’na düğüne gidiş sırasında ki düşüncelerden alıntılanarak yazılmıştır

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.