Enerji 2 – Denize Düşen, Doğal Gaz Borusuna Sarılırmış

Geçen ki yazıda enerjiye şöyle bir bakış atıp, dünyada ki enerji gereksinimine ve çözüm yollarını kısa bir analiz ettikten sonra ülkemizde ki enerji sorunu değerlendirmiştik. Bazı arkadaşlarımız için konuda ki bazı şeyleri açığa çıkartmamız lazım.

Bir kere, nükleer enerjiye haliyle karşı değilim. Enerji piyasasını geçmişten beri bildiğim için, bazı kimseler istemediği için ülkemizde enerji konusunda bir dışa bağımlılık yaratıldığı konusunda kesin görüşlerim var. Bu olayın, hükümetler ile bir ilgisi yok. Burada, hiçbir siyasi tarafı gereksiz eleştirmemiz doğru olmayacak yapmam da zaten. Genelde hükümete yardırsam da yapacak birşey yok, sebebi yine kendileridir olayın.

Nükleer enerjiyi iyi araştırmak lazım, enerji verimliliği oldukça yüksek ve bize kısa yoldan enerji lazım. Ha, hükümetin yalan politikalarını da yazacağız ilerde zaten. Nükleere yaklaşıp HES lere hızla yönelmek bunlardan bir tanesi mesela. Halkta gereksiz bir nükleer korkusu yaratılıyor yıllardır. Bunun sonucunda gelecek olan tehlike daha fazla. Geçsinler patlamayı falan birşey olmaz korkmayın bu kadar işletilir her şeyi yaparız biz.

Evet, olmasa daha iyi olur lakin başka bir alternatif yoksa ve gelişmiş ülkeler de bu var ise boşa konuşuyoruz gibi bazı şeyleri.

Neyse, bu kısmı bırakıp ülkemizin getirildiği noktaya gelelim. 2000 lerde Ecevit artık büyük deprem ve ekonomik buhrandan sonraki seçimi kaybedince başa AKP geçti. Enerji politikası, tahmin ettiğimiz gibi “borulardan” yana olan bu hükümetimiz gelecek için 2002 den buyana hangi adımları attı? Attığı bu adımların gelecekte ki sonuçları neydi?

Bunları, bizim kadar elbetteki enerji bakanı da düşünmüştür. Belki hızla artan enerji ihtiyacına yönelik olarak doğal gaza  yönelmek kısa vadede bir çözüm gibi görülse de, uzun vadede enerjide dışa bağımlılık ve daha da artan masrafları beraberinde getirir. Ülkenin tek merkezden doğal gaz almamasıyla övünmesi bunu değiştirmez. Birincisi, enerji ihtiyacının tek tip bir kaynakla karşılanması ve bu karşılanmanın yıldan yıla daha da artırılmasının seyredilmesi ne yazık ki hükümetimizi yine beceriksizlik sandalyesine oturtuyor.

“Efendim yapacaktık, yaptırmadılar yaa” açıklamalarını hadi Ecevit söyler, Demirel ve Özalda söylerde bu hükümet tarihin en güçlü döneminde bile bu politikayı iyi kullanamayıp, kılla yünle uğraşıyorsa eleştirilir kimse kusura bakmasın.

İlk önce  “temiz ve ucuz enerji” sloganlarıyla boruları sağa sola döşeyerek ilerleyip, sonradan arzın karşılanamaması sonucu doğal gazın verilememesi ise ayrı bir komedi.

Karıştırmadan, baştan alalım. Enerji için boru antlaşmaları yapıldı biliyorsunuz. Rusya’yla, türk devletleriyle ve İran’la. Böylece ülkenin kısa vadede enerji ihtiyacı karşılanacaktı. Eee ulan uzun vade de ne olacaktı? Millete doğal gazın, artan dünya talebini zaten sınırda karşıladığı söylenmedi. Yani, çıkarılan doğal gazdan fazla boru döşenmeye başlamıştı bize ve diğer ülkelere. Ek olarak doğal gazın tükenen enerji kaynaklarından olması da cabası tabii ki. (tahmini bitişi 2040’lar sanırım)

Birinci mesele arz-talep meselesi. 2008’de doğal gaz arzı, talebi karşılayamamıştı hatırlarsanız. Ülkemize gelen doğal gazı da malum aldığımız ülkeler kesince  ulu orta kalmıştık meydanda. Sonradan millet yeni yeni uyandı ama tabi bizim ülkemizin uyanması, uyuyan güzel masallarına benziyor. Neyse, geçmişe mazi diyerek günümüze gelirsek bu arz ve talep olayında da sıkıntıların artık yaşanacağını görmekteyiz. 100 birim çıkarılan doğal gazın 140 birimlerde arzının olmasının sonuçları var. Kesintiye ilk uğrayacak ülke Fransa olmayacaktır haliyle, olmadı da zaten. Sorulması gereken soru, arz talebi karşılayamadığında ne yapacağız?

http://www.eud.org.tr/TR/Genel/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFA79D6F5E6C1B43FF592DC0A84F0F0B22

Görünen o ki zam yapılacak biraz daha, kısa vadede çözümü bu görünüyor. Tüketimi azaltmak yani.

Diğer konu, bir önceki yazımıza ilham kaynağı olan konu. Botaş’ın zararına satış yapması!!

http://enerjienstitusu.com/2012/08/02/botas-13-milyar-lira-zarar-etti-rekor/

Bu 2011 yılının zararı, şu anda yaklaşık 700 milyon lira zararı olduğu söylenmekte. Peki nasıl oluyor da bu çark dönüyor? Bakanımız, 100 birimden aldığımız doğal gazı 80-85 birime sattıklarını söylüyor bir de üstelik. %30 zam yapılır ise eşitlenecekmiş hesaplara göre. Yani buda aylık 300 liralık faturanın 400 olduğunda, Botaşın bize karsız doğal sattığını gösteriyor!  Peki nasıl dengeleniyor bu iş. Bilmeyenler için anlatalım bari.

Botaş, halka yani bize doğal gazı 100 birimden alıp, 80-85 birime satıyor ama elektrik üreten şirketlere yaklaşık 150 birim fiyata satıyor (yap-işlet-devret). Tabii bu şirketlere belli bir süreye kadar satabilecek olması, enerjideki koca girdinin tehlikesini de gözler önüne seriyor. Allahtan, elektrik üretiminin yaklaşık %50’si doğal gazdan sağlanıyor 🙂 Tabii bununda sonucu olarak, doğal gaza yapılan her zam parelelinde elektriğe de zam olarak yansıyor. Bu ne lan dediğinizi duyar gibiyim.

Özetlersek, ülkeye borular döşendi de döşendi ilk önce. Bir yandan da yakın gelecekteki elektrik ihtiyacını karşılamak için doğal gaz kullanıldı. Artan talep ile beraber sen boruyu da döşersen bizi bekleyen tehlikeler katlanarak artar aslanım.

1) Doğal gaz tekeline geçildi, insanlar doğal gaza muhtaç hale getirildi. Slogan olan “ucuz ve temiz enerji” yalanı, ilerde “pahalı ve bulunamayana” doğru kayacaktır. Peki, doğal gazı şu an bile “zararına satıyoruz, olsa dükkan sizin” diye açıklamalar yapan enerji bakanı kara geçtiğinde nasıl bir fiyattan satış yapacak? Bu fiyatı toplum kaldırabilecek mi?

2) Doğal gazı ucuza satmayı şu an (YİD) ler ile sağlayan devlet, bu iş sözleşmeler bitince ne yapacak? Kaçtan, kime satacak doğal gazı abi? “Karışım yapıp ucuza satıyoruz” açıklaması nedir ahçımısınız olm siz?

3) Dünyada doğal gazın arz/talep dengesinin açıldığını gördüğünüz halde, neden habire sağa sola boru döşediniz? Neden kentsel ve sanayisel enerjinin ikisini de burada kullandınız? Doğal kesintisinde ne yapacağız? İran ile bugün bozuk işlerimiz, yarın rusyaya ters gitsek ne yakacağız evdeki tuğlaları mı ateşe vereceğiz ey bakan bey?

http://ekonomi.haberturk.com/makro-ekonomi/haber/774119-abnin-en-ucuz-2-gazi-bizde

Daha bakanımızı buraya çoook misafir ederiz gibime geliyor. Bomba açıklamaları insanı ister istemez geçmişe götürüyor beah. Onları da yazacağız zamanı gelince gülün diye. Şimdilik bu kadar boru meselesi.

“Enerji 2 – Denize Düşen, Doğal Gaz Borusuna Sarılırmış” için 6 yorum

  1. Nükleer olayına yavaştan girelim. Biraz soru cevap şeklinde gitmek daha kolay olur. Bilindiği gibi nükleer enerjinin en büyük sorunu “atık” sorunudur ve bu atıklarla ne yapılacağı halen bilinmemektedir. Bir kısmı tekrar işlense de çok büyük bir kısmı doğaya, denize radyoaktif madde olarak salınmaktadır. İnsanların nükleer’e evet demesi için ilk cevaplaması gereken soru budur. Sen ne diyosun?

    1. sanıldığının aksine, aslında söylediğinin aksine sorun atıktan ziyade atık su sorunudur. Genellikle su soğutmalı olduğundan reaktörler, çevirme sonunda bu suyun dönüşümü gerekiyor.
      Yeni nesil reaktörler ile atık oranı çok çok az oranlarda azalmış durumda..
      Tabii ki, bu atık çıkmadığı anlamına gelmiyor. Lakin bununda incelemesini bu teknolojiyi oldukça yakınen kullanan çekik gözlüler bulmuş gibi.
      Reaktörden çıkan atık katı ve sıvıların tekrar dönüşümünü kısmen yapıyorlar ve onuda enerjiye dönüştürüyorlar.
      Radyoaktif atıklar elbetteki bir termik santral atığı özelliğinde değil. Oldukça güvenli, betonu metonu sağlam ve kontrollü bir şekilde gömülmeli ve saklanmalı. Gelişmiş ülkelerden bazıları geçmişte bu atıkları belli fiyatlara gelişmemiş ülkelere sattılar (yasal veya yasal olmayan yollar ile). Özellikle tabii ki Amerikanın ve Rusyanın sattığı ülkeler benim bildiğim; Azerbaycan, Afganistan, Çin, Hindistan dı.
      Yeni nesil reaktörlere geçen ülkeler ise zaten az olan bu atıklarını güvenli birşekilde depoluyorlar.
      Şöyle birşey var. Çevre ve canlıların sağlığı açısından üretim verimliliğine bakılırsa şu an yapılan HES projelerinden çoooook daha az çevreye zarar verecektir. Hemde daha fazla enerji üreterek.

  2. baba hes’ler çevreye zarar vermiyor diyen yok ki! tabiki hes’lere de karşıyız. Muhabbeti getirdiğin yer tam politikacı işi oldu. Ehven-i şer, yersen diyorsun 🙂

    Ayrıca halen reaktörlerin atık yada senin dediğin olsun atık su sorunu çözülmüş değil. Ne kadar teknolojik gelişmelerle bu sorun çözülmüş gibi görünse de özellikle deprem riski yüksek ülkelerde -en son japonya’da tanık olduğumuz üzere- nükleer reaktör yapımı halen çok büyük risk. En basitinden şu Japonya’da olan olayın Türkiye’de olduğunu göz önüne getirsene taahhül edemeyeceğimiz büyüklükte felaketler olurdu.

    Şimdi bizim armutlar uranyum zenginleştirme muhabbetine bu işe girmek istiyorlar. Fakat bence orada da büyük siyasi problemler çıkacaktır. Dünyayı kontrol altında tutmak isteyen ağababaları o işi Türkiye’nin tek başına yapmasına izin vermez ki zira Rusya işin tam göbeğinde. ABD’nin müdahil olmadığını gösteren hiçbir emare de yok. Demem o ki; bu ülke öncelikle demokratik ve sonra da ekonomik bağımsızlığını kazanmadan böyle çetrefilli işlere girmemeli. Bağımlılık daha da artacaktır ve sağdan sola savrulmaya devam etmemek için bir neden bırakmayacağız.

    1. Olm neden bırakamayacağız da nasıl aşacaksın elektirik sorununu? Ülkenin elektriğinin %60 ı doğal gazdan sağlanıyor ki o da önümüzdeki 5 yıla üç dört kat ihtiaç olarak artacak. Doğal gazı keserlerse (geçmişte kesildi biliyorsun) ne yacapacağız? Şu an bile elektrikte açık varken neler olacak beş yıl sonra?
      Muma döneriz söyliyim önümüzdeki yıllarda. Ben Türk halkının elektrikler kesintiye uğradığında, doğalgazı yanmaıp götü donmayada başladığında hızla nükleeri isteyeceğini düşünüyorum.
      Zaten kısa vade de alternatif enerji kaynağı bu boyutta yok!!!
      Yani, elektrik enerjisinin elde edilmesiyle ilgili sabaha kadar konuşalım. ama çözüm nedir? Rüzgarla güneşle bu iş halledilemez abi.
      Ve Japonada santrale depremde hiçbirşey olmadı. Santraldeki sorun tsunaminin bu boyutta o mesafeye geleceğinin tahmin edilemiyor oluşuydu. Bizde bu tip bir tehlike olacağını sanmıyorum.

      1. tam da istenen bu işte. ilk önce uzun dönemli anlaşmalarla memleket doğalgaza ve dolayısıyla rusya,iran ikilisine bağımlı halen getirildi şimdi de sırada nükleerler var. hayırlı olsun o zaman ne diyelim!

      2. abi şu an yapılacak bişey yok. Ya elektrikler kesilecek yakın zamanda yada yapıcaz hsler falan çare olmaz buna.
        Ha, bilerek buraya getirildik mi? Doğal gaz için kesinlikle ilerde görücez neler olacağını

arda b. (@bullsarda) için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.