Enerji

Bugün şöyle enerjiden girelim diyorum. Hani aslında girilecek, konuşulacak o kadar şey var ki konuşmaya konuşuruz saatlerce ama ne zamanımız var buna, ne de buraya yazmaya enerjimiz var. İş yazı olunca insan ayrı bir geriliyormuş ulan. Çünkü konuştuğun şeylerden farklı olarak, yazıyı kaynaklarla beslemek lazım. En azından bu sayfalarda kaynaksız bir takım şeyler bulamayacaksınız. Ha, arada eski anılarımızı anlatırız falan ama çoğu kaynaklıdır isteyene gözüne sokulur.

Neyse efendim konumuza dönelim, neydi konumuz; enerji daha doğrusu bizim her yerde bir şekilde kullandığımız elektrik tabii ki asıl mesele.

Peki bu elenktrik nereden sağlanacak dayı, hepi topu mesele budur modern dünya için. Gelişen yaşamın zorunlu ihtiyaçlarından olan elektrik ve diğer bir nevi enerji ihtiyacı aslında toplumlara yön veren bir numaralı gündem maddesidir. Pek üstünde durulmaz, dile getirilmez ama böyledir.

Petrol, doğal gaz, hidro enerji, rüzgar enerjisi, nükleer enerji ve güneş enerjisi bu sınıfın en temelini oluşturuyor hala. Zamanla önemleri artıp azalacaktır, lakin enerji sınıfı olarak bunlara olan ihtiyaçlarımız hala devam etmekte ve artarak devam ediyor. Yazıyı başka noktalara taşıyabilirim aslında, ama gerek yok. Gerçi neden olmasın? Temel konumuzu “ülkemizin doğal gaz ihtiyacı” gibi dar bir statüden çıkartıp, enerjinin ve ihtiyacının temeline inerek açıklamak belki bir iki yazıyı alsa da anlatılmalı. Anlatılmalı ki neyin ne olduğunu yine öğrenelim.

Yazının çıkış sebebini aslında enerji bakanı Taner YILDIZ’ın açıklamaları tetikledi. Eylül 2012 yılında bazı yerlerde yaptığı açıklamanın her zamanki gibi medyada küçük sütunlar ile yer almasını bekliyorduk tabii ki. Gerçi hangisini koyalım şöyle bir bakınca komedi üstüne komedi açıklamaları buldum eheheh. Konumuzu dağıtmayalım açıklama şöyle;

“Botaş’ın 2011 yılında 1.3 milyar lira zarar ettiğini ve bu yıl zarar etmesinin yüksek ihtimal olduğunu kaydederek, “Botaş’ın aldığı gazı daha düşük fiyattan satmasının bir maliyeti var. Birkaç kamu kurumu da yüzde 10’dan az olmamak üzere doğalgaza zam yapılmasını talep ediyor. Ekonomi yönetimi son durumu değerlendirecek, talep daha yüksek de olsa doğalgaza yüzde 10-15 aralığında zam yapılabilir” dedi.”

Tabii insanın aklına hemen geliveriyor sorular; Botaş neden zarar ediyor? Bunların parasını kim ödüyor? Ulan madem zarar ediyor, nasıl oluyor da doğal gaz hala bu kadar pahalı?

Bunların hepsine cevap vereceğiz yazılarımız da rahatta okuyun siz. Ama sonra ki yazıda vereceğiz. Peşinden takip edersiniz artık. İlk önce dünyada enerji boyutunu, türkiyenin burada ki yerini ele alalım.

Çok eskilere gitmeye gerek yok. Ateşe falan gitmeyelim yani. Ülkelerin motorlu araçları iyice kullanmasıyla hala bir enerji boğazı olarak gördükleri orta doğu politikalarını biliyoruz zaten. Siyah altın olarak görülen petrol ve ürünleri hala en önemli enerji kaynağı. Bunun için gelişmiş ülkeler ilk başlarda kendi kaynaklarını kullansalar da, hızla bu politikadan vazgeçip başka ülke kaynaklarını ülkelerine getirmenin yollarını aradılar. Taaa dünyanın öbür taraflarından ülkelerine getirdikleri petrolün dünya temelinde sahibi araplar değil aslında yabanca petrol şirketleri haliyle.

Oraya da girmeyelim ya, farklı tartışma konuları zaten. Gelişen dünya ile ülkelerde ki elektrik ihtiyacının katlanarak artmasına formüller arandı. İlk yıllarda kömürden, atık petrolden, akarsulardan bu enerji ihtiyaçları karşılansa da büyüyen bir dev olan bu sektör talebi karşılayamadı.

Nükleer santrallerin kurulumu ile bir nevi rahatlansa da, tarihte yaşanan bir kaç küçük (insanlık için gerçekten büyük) felaketler bu santrallerin çevreciler tarafından sorgulanmasına sebep oldu. Bir çok ülke “nükleere karşıyız amcoğlu” tadında takılsa da, kazın ayağı öyle değildi. Sorun alternatifinin olmayışıydı. İşte benim üniversiteye başlama yıllarımda tartıştığımız konulardan bir tanesi bu konuydu. “Tamam dünya falanda dayı ülkede durum nedir?” dememek içten değildi. Çevre ve Enerji dersinde işte bu konuyu ele almış, ele almakla kalmamış ciddi ciddi tartışmıştık değerlendirmiştik. Efendim kimisi bu artan enerji ihtiyacı için güneş enerjisini, kimisi rüzgar enerjisini, kimisi su enerjisini savunmuştu sunumlarıyla. Alternatif enerji ve tabii ki temiz enerji arayışlarımızın emekleme dönemi yıllarındaydık haliyle. Artısıyla, eksisiyle değerlendirdiğimiz bu konuların savunanları ve karşıt görüleri fikirlerini beyan ettiler, yeni fikirler ortaya attılar.

Ama bir sorun vardı ortada kocaman. Ülkenin gerekli olan enerji ihtiyacı neredeyse her yıl ikiye katlanırken su, rüzgar gibi temiz olsa da oldukça dar enerji üreten bu sistemler soruna çare olabilecek miydi? Rüzgar enerjisi temizdi ama açık alana ihtiyaç duyuyordu ve çıkardığı uğultu sesi çevre hayvanları rahatsız ediyordu. Son makalelerde bu sorunların giderildiğini ve daha verimli çalıştığı söylense de ürettiği enerji sınırlıydı. Güneş enerjisi güneşi görmeliydi az da olsa, su için su lazımdı. Hadi hepsini hallettik ürettikleri enerji bizim ihtiyacımızın %30 unu karşılamadığı gibi (2010 için), yatırım maliyetleri çok daha pahalıydı.

Son sözü nükleer enerji araştırmasıyla beraber Murat isimli arkadaş söylemişti. Oldukça kapsamlı bir araştırma yapmış, nükleer santrallerin sanıldığının aksine çok fazla atık üretmediğini, yeni nesil santrallerin neredeyse çevresel açıdan tehlikesiz olduğunu söylemişti. Tabii neredeyse 🙂

1998 yılında sınıfımızda yaptığımız bu yeni öğrencilik denemelerimizden çok şey öğrenmiştim. Hepsine burdan tekrar teşekkür ederim. Ben sera gazlarıyla ilgili bir sunum yapmış, dönemin hocası tarafından alnımdan öpülerek AA almıştım 🙂 reklam yapayım lan biraz. Nükleer enerjinin hemen yapılması gerektiği, yapılırsa ihtiyacımız olan elektriğin 2007 yılında karşılanabileceğini de öğrenmiştik. Yani devir, “yapalım mı yapmayalım mı” döneminden çıkmıştı. Bir şeyler hızla yapılmalıydı. Peki ne olmuştu da, biz bu santrali yapmamıştık?

Şöyle nükleer enerjiye geçmişte ilk 1974’lerde girildiğini söyliyim hadi şaşırın. Ecevit zamanında, şimdi ki hükümetinde yapmayı planladığı Akkuyu bölgesine bir nükleer santral planlanmıştı. Haliyle kıbrıs harekatı, yenilen ambargolar sonrası ülke santrali bırakıp ekmek, gaz aramaya başlamış :). Hatırladığım kadarıyla 1980 lerde Özal ve 1990 larda Demirelde şöyle ucundan girmiş işin içine ama bunlar sönük hamleler genelde.

1998’li yıllarda başbakan Bülent Ecevit ve dönemin Enerji bakanı bunun ile ilgili çalışma yapmışlardı. İhalelerin süreçleri, halkın gereksiz bir şekilde gaza getirilmesi ve bazı dış etmenlerden dolayı bu santral ihalesi hiç bir zaman yapılamadı. 2000′ de devletin buna harcayacak parası da olmadığı için askıya alındı veya alındırıldı diyelim biz. Ecevit o zaman “nükleer enerjiyi içine sindiremedim” dese de, aslında durum farklıydı. Çünkü, hem o dönemde buna ihtiyaç yoktu, hem para yoktu, hem de dış etkenler vardı. Yap, işlet, devret düşünüldü de neden yapılmadı?

http://www.nuce.boun.edu.tr/news2.html

1998 yılında işte o sınıfta bunları konuştuk. “Bir, belki iki yıla nükleerin nihayet kurulacağı ve ülkenin ileri dönemde dış ülkelere enerji yönünden bağlı kalmayacağı” değerlendirmesinde bulunmuştuk. Ben ve sunumu hazırlayan Murat ise bu ihalenin yapılmayacağını söylemiştik. Öyle ya, kesin bir şey olur bu ihale yürümez yapı da yapılmazdı. Yine bize göre yapılmaz ise Türkiye gelecekte enerji ihtiyacını nasıl karşılayacaktı? Yine Murat ile özel değerlendirmemizde, “ülkenin bilerek bir dışa enerji bağımlılığa sokulabileceğini ve yine birilerinin zengin olacağını” söylemiştik. Murat gelse de konuşsak ya görmedim bir daha okul bitince neyse. Yıllar geçti, süreçte iptal edilen bu santral ve enerji ihtiyacımızın karşılama yollarını da çok güzel buldular biliyorsunuz.

Yalan söylemeye gerek yok, bu hükümet nükleer enerji için adımları geçte olsa attı ama geç attı. Hem de atmadı da atarmış gibi yaptı diyelim. Çünkü, maddi kaynakları olduğu halde bilerek ve isteyerek doğal gaza yönelindi ve ülkemizin ne yazık ki şu hale gelmesine de vesile oldular. Kimler zengin oldu, tarihte bir 20 yıl sonra onları da öğreniriz belki kim bilir. Diğer yazımla doğal gaza gireyim de döşenen boruları anlatalım bakalım

“Enerji” için 2 yorum

Şeker için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.